Şöyle mis gibi Fight Club'ı izlemişim, ardından Dr. Jekyll ve Bay Hyde'ın Tuhaf Hikayesi'ni okumaya niyetlenmişim. Varoluşsal sancılar için hazırım kısacası. Böyle bir moddayken okudum Kara Keşiş'i.
Çehov, dâhilik ve delilik arasındaki ince çizgiyi sorguluyor bu kısa klasikte. Hayal dünyasının bir ürünü olan Kara Keşiş'le tanıştıktan sonra Tanrı'nın seçkin bi kulu olduğuna inanan felsefe profesörü Kovrin'in yaşamın amacını sorgularken aklını kaybedişini, yaşamının son anlarında gerçeği keşfetse de kaderin pençesine yakalanışını anlatıyor.
Belki de Kovrin aklını kaybetmemişti. Belki de düşüncelerine sınırlar koyma fikri onu bu denli yıpratıyordu. Yaşamın asıl amacı düşünmek ve sorgulamaktır çünkü. Fight Club'ta diyor ki "Bizim büyük savaşımız kendi ruhlarımızla. Büyük ruhlarımız ise hayatlarımız." Kendimizi düşüncelerimizden dolayı sınırlamak, kısıtlamak, fazla tutarlı olmak yaşamı sadece daha da zorlaştırır. Bunu yapmak sürüye katılmak değil midir o halde ? "Eğer normal, sağlıklı biri olmak istiyorsan doğruca sürüye katıl !" (Sf.32) Hayatı anlamak, ruhu yüceltmek, ruhun yaşamla olan bir mücadelesi aslında. Bu savaşta yenmekte var yenilmekte. "Çünkü ancak kendimi mahvederek ruhumun gerçek gücünü keşfedebilirim." (Fight C.)
Zihin geliştikçe zincirlerimizi kırar, huzura daha kolay erişiriz. Öyleyse kendimizi 'sonsuza dek var olacak gerçeklere' adamak, bize sonsuz bilinçlenmeyi dolayısıyla yaşama zevkini getirecektir. "İnsanoğlu akıl ve ahlak yönünden gelişip yüceldikçe daha bir özgürleşir, yaşamdan alacağı zevk artar." (Sf.39)
Felsefe kitaplarını severek okuyorsanız Anton Çehov'un bu eserini okumanızı tavsiye ediyorum. İyi okumalar :)