·140 syf.··Beğendi
···Okunma: 06 Şubat 2022 00:00 Deniz Poyraz, öykülerinde her daim gerçek hayatı yansıtan, anlatım gücünü olay örgüsündeki sadelikten ve kelimelerinin ihtişamını da gerçekleri derinlemesine tahayyül etmesinden gelen bir yazar.
Bu kitabı önceki kitabından ayıran yegane özellik daha derinlere iliştirilmiş ana temalardır bence. Ayrıca tasavvurlarında kullandığı mecazi betimlemeler ve hissî tahayyül anlarına işlenmiş imgeli metaforlu anlatımlar da oldukça etkileyici. Gerçi önceki kitabı da bu konuda geri kalır vaziyette değil; ve hatta Pulbiber Yangını isimli öyküsü göz önüne alındığında imgeli metaforlu tahayyül kurguları çok daha iyi olabilirdi demek mümkün. Fakat şöyle bir durum da var ki yazarımız olmadık yerlerde süslü anlatımlar yapmak için çaba göstermemekle gerçeklikle bağdaşmış oluyor. Elimizdeki kitap olanca gerçekliğiyle yansıtılmış çiftçi, orta sınıf ve küçük burjuva ailelerinin 'sıkıcı' hayatlarını ele aldığından her durumda afilli anlatımlar barındırılması durumun gerçekliğiyle çatışırdı.
Mekan ve zaman tasavvurlarındaki ince detaylar, elbette okuyucunun kafasında belli bir görüntü oluşturmak için var fakat diğer bir yanıyla da tanışıklıkları hedef alıp anıları canlandıran ve içerisinde bulunduğunuz bir fotoğrafa bakarmış hissiyatı oluşturan küçük tarifler yalnızca zamana yahut mekana dair bilgisi olanların anlayacağı türden bir anlatım barındırıyor.
Diğer kitabında farklı bakış açıları da mevcuttu fakat bu kitaptaki tüm öyküler birincil ağızdan anlatılmış. Bu da kitaptaki kahramanlarla tanış olma hissiyatını gün yüzüne çıkarıyor.
Özellikle beni en çok etkileyen İstila ve Zeliş öyküleriydi. Beklenmedik sonuçların çıkması ve daha metnin ortasında şaşırtmacalara başlaması mest olduğum özelliklerdi.
Canavarın Günü öyküsündeki kahvehane tasviri ve ardından gelen içeçeklerin kullanım amaç ve biçimleri tahlili insanın bildiği fakat bildiğinin farkında olmadığı basit şeyleri gözler önüne seriyor.
Okuduğum metinlerde sonuçtan çok sürece önem veririm fakat Deniz Poyraz'ın bu kitabında doğrudan çıkarsama yapılacak sonuçlar yok. Detaylara gizlenmiş. Dolayısıyla sonuç değil de süreç odaklı okuyucular açısından olayları işleyiş biçimine tanıklık etmek daha bir keyifli hale geliyor. Diğer yandan da her zaman yüzeysel bir sonuç elde edilemediğinden okur için dikkat kesilmeyi şart koşuyor.
Önceki kitabına nazaran daha 'etliye sütlüye karışmayan' karakterleri barındıran bu kitap, yazarımızın her türlü ilerlemesini yansıtmış ve ilk kitapta ikincisi yok diye hayıflananlara üçüncüyü aratmaya yüz tutmuştur.