10/10
·68 syf.··
Beğendi
·
2017 3. kitabı
“Sana, beni asla tanımamış olan sana.” Bu cümleyle başlayan bir mektup alsaydınız ne hissederdiniz. Kadın ya da erkek olmanız bir şeyi değiştirmez. Ne tür bir duygusal yoğunluk içinde olmanız veya psikolojik ruh haliniz de bir şeyi değiştirmez. Belli ki biri size olan duygularını elinizde tuttuğunuz kağıtlara aktarmış. Ve o an korku, endişe, panik, nefret, aşk ya da merak duyguları tüm benliğinizi sarmaya başlamıştır. Zweig gene gönülleri mesh eden bir başyapıt ortaya koymuş. Bu başyapıt kelimesini de ne sıklıkla kullanıyoruz değil mi. Okuduğumuz her güzel kitap da açığa çıkarıyoruz. Ama okuduğumuz her güzel kitap da bunu hak etmiyor mu. Bence hak ediyor. Konudan çok sapmadan Zweig ve kitabımıza geri dönelim. Bir kız çocuğunun, bir genç kızın, yetişkin bir kadının ve bir aşığın en vicdani ve kalbimizin en derinden gelen tınılarının dışa vurumu. Muhteşem… Bir insan düşünün ki böylesine bir aşkı yıllar yıllar boyunca içinde kor bir ateş halinde besleyebilmiş olsun. Ve en ihtiyaç olacağını bildiği anda o kor ateşin yüreğini dağlamasına, bütün benliğini yakıp kül etmesine izin versin. Anlamıyorum… Neden bunca yıl boyunca aşığının karşısına çıkıp da ona her şeyi anlatmadın. Zweig’a göre kadın, adamı vicdani bir sorumluluğa sürüklemek istemediği ve kendisine gerçekten ruhani,aşki duygularla gelmesini istediği için böyle bir azaba göğüs germiş. Kısacası Zweig, gene insan psikolojisinin, maddi varlığa etkisini eşine az rastlanır bir ustalıkla işlemiş. Ve aynı psikolojik duyguları –eğer ki uygun şart ve ortamlarda okursanız- bizim de hissetmemizi,yaşamamızı istemiş. Saygılarımı sunuyorum Zewig, yine psikolojiden sapmamam gerektiğini nefsime izah-ı beşer ettin.
Bilinmeyen Bir Kadının MektubuStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2022266,6bin okunma
·
9 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.