Bir Zamanlar Anadolu kitabı Türkçe öğretmeni Emrah Adak "a ait. Rehberlik yaptığım 5. Sınıf ögrencilerimize tavsiye etmek için okudum.
Dört kısa öyküden ibaret olan kitabın anlatımı yalın ve duru. Tam ortaokul seviyesi öğrencilerine yönelik . Öznesi yüklemi belli. Net bir anlatım. Yazanı Türkçe öğretmeni olunca bir de çocuklara kitap yazınca ne noktalama işaretleri hatası ne de devrik cümle buluyosunuz elbette. (Sadece arka kapak yazısında iki farklı sözcük bitişik o kadar kusur kadı kızında da olur. ;) Kendi kitaplarımın editöryasını görünce bu kitap kusursuz açıkçası hem kapak tasarımı hem redaksiyon hem de editörlük yönüyle ) Edebî bir cümle bu kitabın yaş kategorisine uygun değil ki muhtemelen neredeyse hiç yok. Özellikle aradım bulamadım. Türkçe öğretmeni yazarlar, çocuk kitaplarında özellikle bu tutumdan kaçınıyor her nedense. Demek ki çocuklarımıza dil bilgisi, Türkçe cümle yapısı edebi bir anlatımdan daha öncelikli bu çağda diye düşündüm... Oysa böyle kitapları hem velilerimiz hem de yetkin ve etkin yetişkinler de özellikle okumalı. Her çocuğun mirası anasından babasından kalandır. Bizim tutum ve davranışlarımızdır onun ruh ve toplumsal sağlığını şekillendiren.
Diğer taraftan BEYDAMI, BASTON,KAHVELERYANI, SANDIKTAKİ ŞÖHRET başlıklı dört öykünün içimi ısıttığı karakterleri vardı ancak ana konu hepsinde de kin, şöhret, haset, kibir minvalinde döndüğü için bu tip tavır ve davranışları sergileyenlerin en çok da kendine zarar verdiklerini görür gibi oldum.
Anadolu deyince içimizi ısıtan bir ferahlık hissi kitabı okuduktan sonra "ya bu kadar da cahillik olmaz pes doğrusu dedirtti. "
Yok mudur peki içimizde böyleleri?
Olmaz olur mu?Zaman değişir, şekil değişir, kılık değişir yine dolanır içimizde.
Özünü yitirmiş,mayasını bozmuşsa insan önce sevgi yerine kin koyar, huzur yerine şan şöhret koyar, fedakarlık yerine bencillik koyar vatan sevgisi yerine mal sevgisi koyar.
Her kitaptan alınacak mutlaka bir ders vardır.
Masal dünyasından henüz sıyrılmış çocuklarımıza hayatın gerçekleri hususunda bir kesit... Vaktinde farkındalık suç önler. Toplumsal yozlaşma en çok geleceğe zarar verir. Kişisel yozlaşmanın önünü alarak toplumsal bir bilinç de oluşturmak mümkündür. Evet ama biz o Anadolu'nun çocukları idik şimdi teknolojinin çocuklarına hitap ediyoruz.
Bu aynı şuna benziyor;
Bir zamanlar Anadolu'da babasının kapı açışından geldiğini anlayan çocuklar şimdi anasına babasına aldırmayan çocuklara eğitmenlik yapıyor.
Bakalım ne kadar başarılı olacağız?
Ülkü KARA