Gerçek aşkı ve fedakarlığı simgeleyen bu kitap okuyucu adeta alıp götürüyor....Defalarca hiç usanmadan okuduğum ve okunmaya da değer bir kitap olduğunu düşünüyorum. Gözyaşlarımı tutamadan okuduğum nadir kitaplar arasında bulunmakta... Kız henüz 13 yaşındayken apartmanlarına taşınan bir adama aşık olur fakat adam onu fark etmez. Aradan yıllar geçer ve genç kızın aşkı dinmemiştir. Adamı rahatsız etmeden uzaktan izlemeye devam eder. Nihayet bir gece adam onu görür ve o geceyi birlikte geçirirler. Bu gecenin sonunda adam aynı şekilde yaşantısına devam eder ancak genç kız ondan hamile kalmıştır. Bunu adama söylemez ve çocuğunu tek başına, zor şartlar altında dünyaya getirir. Kadının tek yaşam amacı artık oğlu olmuştur. Çünkü o adamın bir parçasını taşımaktadır. Çok zor durumdadır...Bu uğurda para karşılığı erkeklerle birlikte olmaya başlar. Birçok talibi de çıkar ama o adam dışında kimseyi istememektedir. Uğruna çok acılar çektiği oğlu 11 yaşına geldiğinde, onu kaybeder. Oğlunu kaybettiği gece kadın bir mektup yazar, adama yazdığı bu mektupta adını yine belirtmez. Onca yaşanan şey ve karşılaşmalara rağmen adam onu fark etmediği için , kadın şu sözü çok tekrarlamıştır: ''Sen beni hiç tanımadın... '' Ama adama hiç kızmaz. İşte o gece yazılan mektup, kadının son mektubu olur...