Kardeşimin Hikayesini ikinci okuyuşum . İlk okumam ilk basıldığı seneydi ve kısa sürede bitirmiştim . Merakım , tahminim hep uyanık kalmıştı . Arzunun katili kim ? Bu Mehmet Arslan’ın başına ne geldi ? Ahmet Arslan niye dokunamıyor ? Gazetecinin başına bir kötülük gelecek mi ? gibi . Haliyle romanın edebi yönüne bakmamış okuyup geçmiştim . Aradan yıllar geçti . Tekrar okudum .(Katilin kim olduğunu bile unutmuşum . )Okurken sıkıldım ve bir an evvel bitmesini istedim . Nedenlerim : mesela okuyanlar bilecektir , anlatılan karasevdayı hissedemedim.Derin bir aşk acısı çeken var ama karşı tarafa yansıyan hiçbir şey yok . Sadece Karasevdalı karasevdalı dolaşıp duruyor . Ayrıca bak sana ne anlatacağım ne anlatacağım ama yarını bekle sözleri fazlaca tekrarlandı . Merak oluşturmadı . Bir de şu kavuşamamanın sonunda hücrelere düşmenin sebebi de çok suni , reklamvari bir şeydi . Karasevdanın engeli bambaşka bir şey olabilirdi .
Ama ikinci kez okuduğumda not aldıran bölümler de oldu . Mesela Sovyet Rusya’nın çöküşü ve topluma yansıması sonucu yaşananlar . Madalyaların , eşyaların teker teker elden çıkarılması ; subayların evlerinde kendi kızlarının erzak karşılığı satılması gibi . Savaşlar en neticesinde ahlaki çökmeyi de beraberinde getirirdi .
İlk okumada merakı üst seviyede tutan sürükleyici bir kitap .Okunup geçileceklerden. . İyi okumalar.