Umut Veren Proleterler Olmalı (!)
9/10
·352 syf.··
2022 10. kitabı
Bakanlıklar : Barış Bakanlığı- Gerçek Bakanlığı- Sevgi Bakanlığı- Varlık Bakanlığı Kitabı özetleyen cümle : “Hiyerarşik toplumun varlığı, uzun sürede, ancak yoksulluk ve cehalete yaslanarak sürebilirdi.” George Orwell bu eserinde mükemmel bir karşı ütopya kurmuş ancak her ne kadar distopik de olsa günümüz gerçeklerini muazzam bir şekilde yordama gücüne sahip. Totaliter rejimler; insan beynini yıkama üzerine kurduğu iktidarlarının sarsılmaz bir güce dayandığını, toplumun mutlak bir biçimde içselleştirmesini istemektedir. Bu iktidarların amacı insanları; sorgulamayan, araştırmayan, konuşmayan tamamen itaatkâr boş beyinlere dönüştürmek ve onları otomatikleştirmektir. Bunu yapabilmek için toplumu bir kobay faresi gibi sürekli denetim altında tutmak gerekmektedir. İşte Orwell’ın mükemmel hayal gücünün eseri olan ütopyasında bu denetimi tele-ekranlar sağlamaktadır. Özellikle düşüncesuçu adı verilen ve Büyük Birader’ e ihanet sayılan eylemlerin cezası gece baskınlarıyla tutuklanma ve ardından 101 numaralı odalarda düşünce değiştirme ile son bulmaktadır.(Günümüze ne kadar benzer yanları var değil mi?) Orwell baskıcı rejime karşı anarşist özellikleri gösteren Winston’ a yüklediği anlamlar aslında onun çaresiz bir ikilimde olduğunu, “ Bir umut varsa proleterlerde” diye giriş yaptığı güncesinin ilerleyen bölümlerinde aslında proletaryanın asla ayaklanamayacağını belirterek göstermiştir. Çünkü proletarya belli bir kabulleniş içine sürüklenmiştir. Çünkü proletarya yoksulluğa ve cehalete sürüklenmiştir. Çünkü proletarya uyutulmuştur... Olayın mekanı olan Okyanusyada Parti(iktidar) o kadar kısıtlayıcıdır ki Winston ve Julia’ nın tele-ekranlardan gizli sevişmeleri bile siyasi bir eylem görevi görmektedir. Böylesine sindirilmiş sığ bir toplum yapısı itaat etmekten daha fazla ileri gidemez. Zaten partinin de isteği bu yöndedir. Winston konuştu, Winston araştırdı, Winston direndi ve Winston karşı çıktı ama mutlak güç yine bastırdı. Çünkü “Akıllılık çoğunluğa bakılarak ölçülmezdi.” Winston akıllıydı ve sorguladı ama çoğunluk sorgulamadığı için Winston deli olarak sayılmazdı. “Parti’nin yaptığı en korkunç şeylerden biri de, sizi içgüdülerin, duyguların hiçbir işe yaramayacağına inandırmak, ama aynı zamanda sizi maddi dünya karşısında tümden güçsüz kılmaktı.” İşte bunu sonunda Winston’ a da yaptılar ve istedikleri kabın şekilini ona da verdiler... Düşünen, sorgulayan ve sadece itaat etmemizi isteyenlere karşı duruşunu sergileyebilen nesiller yetiştirebilmemiz umuduyla... Keyifli okumalar....
1984George Orwell · Can Yayınları · 2023200,4bin okunma
·
77 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.