-bir ada hikayesi dörtlemesi-
7/10
·267 syf.··
2022 8. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 16 Şubat 2022 00:00
bir ada hikayesi, ütopya; umudun, sevginin ve denizin romanı. çiçekler, menekşeler, arılar, ağaçlar, çakıllar, zeytin ağaçları, balıklar, balık kokusu, sütliman deniz... ince memed'in aksine, tam olarak isyan değil savaş var, savaş sonrası. tarih romanı değil ama tarih derslerinde hep bahsedilen meşhur mübadele sorununun tam ortasına dalıyoruz: aslında hayali bir yer olan ama Avşa ya da Marmara Adası olduğu düşünülen Karınca Adasından -kitapta geçen şekliyle bunu isteyip istemedikleri bile sorulmadan- sürgün edilen rumlar, adaya ilk gelen Poyraz Musa, onun bu adayı bir "hapishane"den cennet gibi bir yaşam alanına çevirme macerası, bu sürgüne direnen tek kişi Vasili; ardından yanlarına gelen Lena Ana, Melek Hatun, Musa Kazım ve kızları, Kadri Kaptan, Nişancı... aynı zamanda Yaşar Kemal'in hayalindeki toplum: Poyraz bir "ağa" konumunda herkese kucak açıyor, insanları tek tek topluyor, herkesi o besliyor, tüm işler ona bağlı, her şeyden o sorumlu. üstelik her yerden her kültürden insan var burada: türk, kürt, ermeni, yunan, rum, laz; hepsi gerçekten birlik içinde yaşıyor. savaşlara, sarıkamış'a, enver paşaya, atatürk'e, çanakkaleye dair çok şey anlatılıyor aslında dönem insanının görüşlerini öğreniyoruz, her şey anlatıldığı kadar basit ve tek taraflı değilmiş meğer. ada romanı dedim ama sırf adada geçmiyor kitap, bazen sayfalarca Yemen'e bile sürüklenebiliyoruz. canım Hürü Ana'nın yerini burada Lena Ana alıyor, çoğu şey aynı. psikolojik açıdan çok şey okuyoruz bu seride: özellikle Vasili'nin ve Poyraz'ın savaş psikolojisi, birini öldürmek-öldürmemek arasında farklı zamanlarda benzer şekillerde gidip gelişleri beni çok etkiledi; sırf birini öldürmemek için sürekli bir bahane bulmaları aslında Yaşar Kemal'in savaş karşıtlığının en büyük örneği, kendisi bu düşüncesini birçok alıntıda belirtiyor: "insanoğlu güzelliğe böylesine hayran kalabiliyorsa, bu savaş ne, bu birbirlerini yeme, aşağılama, bu akan suya, uçan kuşa, yaprağın üstüne konmuş kelebeğe düşmanlık niye?" gibi. her zaman olduğu gibi çok fazla tasvir var. adadaki çiçekler, deniz, ağaçlar, balıklar; hepsini etkileyici ve gerçekçi bir dille okuyoruz. yemek kısmını atlayamam çünkü her okuyuşumda canım balık ve nar ekşili salata çekti. fakat, haddime değil sanırım ama bazen olayları fazla abarttığını-uzattığını düşündüm yaşar kemal'in. özellikle 3. kitabı sırf seriyi bitirmek için okudum. son kitabı ise biraz yapay ve aceleci buldum, zaten yaşar kemal'in yazdığı son kitap, aceleye gelmişse de normal. ama üç kitapta yavaş yavaş anlatıp son kitaba, hatta son kitabın 50 sayfasına tüm olayları sıkıştırmasaymış keşke. ve seriye tam olarak dahil olamadım, şubat soğuğunda okuduğum için de olabilir bilmiyorum. bu sebeplerden dolayı bu seriyi ince memed kadar sevemedim ama okuduğuma pişman değilim elbette, 10 üzerinden 8'i hak ediyor bana göre. 4 kitap toplam 1525 sayfa, herkesin uyum içinde yaşadığı bir toplumu eşsiz doğa tasvirleri eşliğinde okumak istiyorsanız bu kitapları öneririm. ama açken okumayın.
Çıplak Deniz Çıplak AdaYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 20253,162 okunma
·
282 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.