8/10
·520 syf.··
Beğendi
·
2022 9. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 18 Şubat 2022 02:00
Epeydir inceleme yazmıyordum ama bu kitap hakkında uzun uzun yazmak istiyorum çünkü bu kitap hakkında uzun uzun yazılır, yazılmalı, düşünülmeli, okunmalı, okutulmalı...Aktarılan düşüncelerdeki derinliği, söylenmek istenip de söylenemeyen bu nedenle sadece düşüncede kalan duyguların en ince ayrıntısına kadar ilmek ilmek işlendiği, umduğum sonuca rağmen beklemediğim belki de istemediğim sonla karşılaştığım ve beni fazlasıyla üzen bir kitap Martin Eden ,en sevdiğim kitaplardan biri oldu diyebilirim o yüzden vakit kaybetmeden başlıyorum incelememi, içimdekileri yazmaya.. Kitabın ilk sayfasını açınca, tıpkı kapağından da bize verdiği ipucu gibi, Martin Eden adlı bir karakterle tanışıyoruz, başlarda tanıştığıma memnun oldum diyemedim çünkü tıpkı Ruth'u rahatsız ettiği gibi beni de konuşma tarzı hayata bakış açısı vs bir miktar rahatsız etti, zaman geçtikçe ve yaşım ilerledikçe yaşam kalitesine, dil bilgisi kurallarına, konuşma adabına olan sadakatim daha da arttı ve bir süreden sonra direk ismimle hitap edip sonuna "hanım" getiremeyenlere bile tahammül edememeye başladım yani Ruht gibi olamazdım, Martin'e sabırla görgü kurallarını öğretemezdim diye düşünüyorum ki Ruth da bir süre sonra bunun sınırını aşıp Martin'inin ruhunu işledikçe onun mülkiyeti kendisine aitmiş duygusuna kapılıp gidiyor ve bu fazlasıyla tehlike arz eden bir durum benim nazarımda. Ruth Martin'den kuvvet alırken Martin Ruth'dan yeni bir hayata adımını attığı , eskisiyle karşılaştırdığında hayrete düşeceği, bilgilendikçe ve tadına vardıkça devam edeceği deneyimler ediniyor. Yaşadıkları bir nevi Mutualizm. Kitap ilerledikçe bu karşılıklı fayda hırsla ve azimle devam ediyor. Bu win win durumu yaklaşık 100 sayfa sürdükten sonra Martin Eden artık kendini istediği yerde görüyor, Ruth'da ondaki değişimi farkediyor hatta Martin yazmaya bile başlıyor Ruth'a söylemeden ama bu sefer de sorgulama evresine geçiyor. Kendisinin bu çevreye lisana eğitime vs layık olmadığını düşünüyor, aynaya bakıp kendisiyle tartışıyor ama bir süre sonra yine kendini masa başında matematik çalışırken buluyor, keşke her genç böyle olsa.. Martin yazmaya devam ediyor ama aldığı geri dönüşler onu memnun etmiyor, bir yandan da para kazanmak zorunda olduğunu biliyor ve çamaşırcılık işine giriyor. Bu iş fazlasıyla ağır bir iş olduğu için kitaplarıyla eskisi kadar ilgilenemiyor ve kendini her kitabın başına oturuşunda uyuklarken buluyor.Bu süreç ilerledikçe ve kitaplarından uzaklaştıkça aşağılık sendromu yaşıyor , "sen kim yazmak kim , layık olduğun hayat bu işte" durumuna giriyor. Bir süre sonra dayanamayıp işi bırakıyor ve Ruht'unda okulu bittiği için birbirlerine daha çok vakit ayırabiliyorlar, yaşadıklarının aşk olduklarına inanıp kendilerini kendi aralarında nişanlıyorlar:) Tabi Martin işi bırakınca kitaplarına da geri dönmüş oluyor, bu aslında Martin'e has bir durum değil, işler yoğunlaştıkça uzaklaştığımız kitaplara işler bitince geri dönüyoruz bizde. Martin arada bir kabul görse de genel olarak yazılarından istediği sonucu alamıyor, Ruth ve diğerleri ona yazmayı bırakıp artık bir iş bulması konusunda baskı yapsa da o ısrarla yazarlığa sarılıyor. Tabi bu yazma sürecinde bir o kadar da okuyor hatta bir süre sonra bir zamanlar eğitimli insanlar tabirini kullandığı kişilerle tartışmaya girip onları fikirlerinden ötürü küçümsemeye bile başlıyor, genelde bu cahiliye döneminden eğitimli bir bireye geçiş sürecinde birçok insanda oluyor, bilgilendikçe tevazusu artan insanlar gün geçtikçe azalıyor ne yazık ki... Yazdığı yazıların kabul görmeyişi onu hiç yıldırmıyor , malum olan sona doğru gidişindeki en büyük krizleri bu dönemde yaşıyor, toplum tarafından dışlanıyor, sevdiği kız ve ailesi onu hor görüyor kendi öz aile üyeleri bile ona sırtını dönüyor, ah Martin üzümlü kekim değer miydi bunca çabaya böyle bir sonuç alman:((( Kitap başından sonuna kadar sosyal sınıf ve statü farkını vurguluyor da vurguluyor işin içine ideolojik meselerde girince tek oturuşta son 100 sayfaya gelmiş olarak buluyorsunuz kendinizi, Martin'in ısrarı ve özgüveni nasıl sonuçlanacak diye merakla çeviriyorsunuz sayfaları. Son bölümlere geldikçe o meşhur "Martin Eden sendromu" nun ne olduğunu anlıyorsunuz. Bir doktor arkadaşım kitabı okurken biliyor musun Martin Eden hasta demişti ben de emin misin başka bir kitapla karıştırmış olmayasın demiştim ve şimdi kitap bitince ve araştırınca bunun ne demek olduğunu anladım. O kadar çok emek verdi ki kan ter gözyaşı döktü ki artık elde ettiği sonuç her ne kadar olumlu olsa da onu tatmin edemedi çünkü o aynı Martin Eden'di değişmemişti değişen tek şey kaderin gidişatıydı. Belki şans ona vurmuş yüzüne gülmüştü ama o artık gülemiyordu, yalnızdı ve sürekli kafasının içinde tekrarladığı şeyler vardı. Hayat güzel değildi onun için tatsız ve acıydı. Bu kadar etkileneceğimi düşünmemiştim, maddi olarak mutlu sonla bitse de manevi olarak buruk bir şekilde sonlandı. Hayatımın bu döneminde bu kitabı okumamın tesadüf olmadığını düşünüyorum. Ve son olarak şu sözlerle, biraz da üzgün bir halde veda edelim Martin Eden'e: " Ne dilediğine dikkat et, ona sahip olacağın için değil, ona sahip olduğun zaman artık onu istemeyeceğin için." Keyifli okumalar...(tabi mümkünse)
1000Kitap
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025135bin okunma
·
256 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Normal şartlarda başkalarının düşünceleriyle kitap okumaya karar vermem ama bu kitabı okumam gerekiyormuş 🙂