8/10
·143 syf.··
2022 7. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 19 Şubat 2022 12:48
Okumaya ilk başladığımda bırakmayı ve anlaşılmayan benzetmeler olduğunu düşündüğüm kitabın, ikinci bölümünde beğenmeye, 'Milletören' başlıklı kısmında ise anlamlı ve okunması gereken bir kitap olduğu sonucuna vardığım özel bir kitap. En beğendiğim ve içselleştirdiğim, anlamlı cümleler: Hakikat medeniyeti, üç gücün bileşkesi sonucunda ya yükselişe, ya durgunluğa, ya düşüşe yönelir. Bu üç güç: yıkıcılık, yapıcılık, kuruculuktur. Bu üç güç, Kur'ân'da, solcular, sağcılar, öncüler (yarışanlar) diye anılan üç topluluğa karşılıktır. Eğer yıkıcılar, öbür ikisinden daha ağır basarsa toplum düşüş ve yıkılış çağına girer. Yapıcılar ve kurucular daha ağır basarsa, o toplum ilerlemektedir. Denge halinde de, durgunluk var demektir. Bir benzetim kullanalım burda. Meşale benzetimini. Kurucular, meşaleyi tutuşturanlar, yapıcılar, meşaleyi taşıyanlar, yıkıcılar da meşaleyi söndürmeye çalışanlardır. Hakikat meşalesini. Yol gösteren, toplumu, milleti karanlıklardan ışığa çıkaran meşaleyi. Yıkıcılar günübirlikçilerdir; kurucular, kalıcı olanın peşinde olanlardır. Öncüler kahramanlardır. Her alandaki kahramanlar. Yapıcılar, hep bu kurucuları, yani öncüleri izlerler. Onlar bir medeniyetin arketipleri gibidirler, örnekleridirler. Düşmüş bir milletin ayağa kalkışı, bir önderin ortaya çıkışı, hakikate çağırışı ile başlar... Âdem (a.s) Nuh (a.s) İbrahim (a.s) Yusuf (a.s) Musa (a.s) Süleyman (a.s) Yahya (a.s) İsa (a.s) Son Peygamber Muhammed Mustafa (sav) ya da Yeniden Bulunmuş Cennet Kitapta bahsedilen peygamberlerin her biri de bir hakikati muştuluyordu. Ama, bir başka bakımdan, tarihî - sosyolojik bir perspektif sindi, bir medeniyetin yaşam öyküsü bakımından, düşünüş tarzımıza. Bir medeniyet nasıl doğar, nasıl gelişir, ne gibi kritik nokta ve aşamalardan geçer, nasıl ölüm sularına erer, özü ve ruhu bakımından, belli başlı ipuçlarıyla çerçevelenmiş bulundu peygamber aksiyonları dönemlerinde. Peygamberler misyonu, bu kitap ile bir medeniyet sosyolojisi veya filozofisine indirgenmek isteniyor gibi görünse de tam tersine, medeniyet düşüncesi, felsefesi, sosyolojisi veya antropolojisi, o misyon tabakasına yükseltilmekle oradan ruh ve soluk alabilir, hakiki aydınlanma ancak ilahi vahye dayalı bir medeniyet ile mümkündür denilmekte. Yitirilen cennet; Devlet, milletin mücadele ruhu, Hakiki medeniyet ve Dirilişi Engelleyen Her şeydir. Yeniden Dirilişe geçip, Allah Rasulunun meydana getirdiği hakiki medeniyeti yeniden hakim kılmalı, yitirilen cennete insanlık yeniden kavuşmalı. Aksi halde meşaleler tamamen sönecek ve dünya yine eski medeniyetsiz ve hayasız karanlık çağına dönecek. Sezai Karakoç'un dilinden edebi bir anlatım ile diriliş ve medeniyet tasavvuru.... Her peygamber ve veli, yanmış bir çıra idiyse, O yanmış çıraların ve meşalelerin ormanıydı. O geldi ve bütün kadehler kırıldı. O geldi ve bütün gurur anıtları devrildi. Mecusî ateşi söndü. Sasani sarayı yıkıldı. Onun izleyicileri Sokrat, Eflâtun, Aristo'dan kalanı aydınlığa çıkardılar. Yeniden aydınlık için insanlık Vahye muhtaç.!
Yitik CennetSezai Karakoç · Diriliş Yayınları · 202111,1bin okunma
··
81 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.