·341 syf.··Beğendi
···Okunma: 22 Şubat 2022 14:57 Satırlarıma yazarımızın özgeçmişi ile başlamak istiyorum;
İslâm ve kelâm alanların da ihtisas sahibi olan yazarımız,
Ankara Üniversitesi,
Chicago Üniversitesi,
Harvard Üniversitesi,
Kudüs Üniversitesi,
Kral Fahd Petrol ve Madenler Üniversitesi,
Ürdün Yermuk Üniversitesi,
Bologna Üniversitesi,
Ürdün Ehlu'l Beyt Üniversitesi,
Malezya International Institute of Islamic Thought and Civilization,
Konya Yüksek İslâm Enstitüsü
Kurumlarında dersler vermiştir. Çok iyi seviyede Arapça/ingilizce ve İbranice bilmektedir.
Kitabımız, yazarımızın çeşitli makaleleri ve köşe yazılarından müteşekkildir.
"Aklı" kurandan daha geniş bir halka olarak tarifleyen yazarımız zannedersem mutezile ekolüne mensuptur.
Kitap içerisinde mütemadiyen; aklın öneminden, özgür/özgün düşünceden, statükoculuğun zararlarından, âdetleri ibadete dönüştürmenin bedellerinden ve İslam dünyasının ekseriyetle din/eğitim alanlarındaki yanlışlarından bahsedilmiştir...
Bir vecize ve İktibas paylaşarak sözlerimi nihayete erdiriyorum. İyi okumalar...
️"En çok beğendiğiniz hocanızı aşıp geçmeyi kafanıza koymazsanız, ilim adamı olamazsınız."
️ TARİKAT ŞEYHLERİNE ÖNERİLER
1. Kendilerini müridleri ile sınırlamasınlar. Bütün Müslümanlara aynı gözle baksınlar, eşit muamele etsinler. İslam bunu emreder. Bunda açık ve samimi olsunlar.
2. Allah adına konuşmasınlar. Allah'ın kendileri ile konuştuğunu ve kendilerine ilham ettiğini iddia ederek yanlış fikirler ve kerametler ortaya koymasınlar. Kendi anlayışlarını kendi fikirleri olarak ortaya koysunlar.
3. Kendilerini Allah'a perde etmesinler. Allah'la insan arasına kendi heykellerini, şekillerini, hayallerini koyup Allah'a ulaştıran basamak, bağlantı (rabıta) olmaktan vazgeçsinler.
4. Müritlerini okumaya, öğrenmeye, düşünmeye özendirerek, yeni ilmi buluşlar ortaya atacak amaçta olmalarının en büyük ve faydalı ibadet olacağını anlatsınlar.
5. Müritlerinin yataklarında ne yaptıklarını gözlediklerini ve zihinlerinden neler geçirdiklerini bildiklerini iddia ederek gaybı bilme iddiasında bulunmalardan sakınsınlar. Bu Kur'an'ın, "gaybı ancak Allah bilir" ifadesine zıttır.
6. Müritlerinden olmayan Müslümanlar içinde müritlerinden daha erdemli, daha iyi Müslüman bulunabileceğini müritlerine söylesinler.
7. Şeyhler tarikatlarını İslam'dan üstün tutarak tarikata bağlılığı dinde imtiyazlı bir kimlik olarak müritlerine aşılamasınlar. Bu "Ne mutlu Müslümanım demekten" (Fussilet 41/33) daha üstün tutmak olur ki, Kur'an'a terstir.
8. Müslümanlar birey olarak kuşkusuz birbirinden farklıdırlar. Ancak Müslümanların içinde kutsal bir kurum kurup Müslümanları kitleler halinde bölmek kur'an'daki tevhide ve din kardeşliğine aykırıdır. Kur'an-ı Kerim'in tarafgirliği, grupçuluğu, tarikatçılığı, mezhepçiliği reddettiğini hatırdan çıkarmasınlar.
9. Tarikat şeyhleri, Allah'ın sekreteri gibi müritlerini yakından ve uzaktan kumanda etmesinler. Diyeceklerini desin, öğütlerini versin, âlimler gibi serbest bıraksınlar. Herkes kendi başına birey olarak buyruk olsun. Bu saygısızlık sayılmaz. Saygıyı tapınmacılığa vardırmasınlar.
10. Şeyhler rüyalarını, hayallerini, tasarılarını gerçek bilgi ve Kur'an'ın en iyi yorumu olarak anlatıp, onlara inanmayı dini kurtuluş olarak göstermesinler.
11. İslam'ı kendi anlayışlarına göre daraltmasınlar ve kendilerini İslam'la özdeşleştirmesinler. İslam tek bir şeyhin değil, gelmiş, geçmiş ve gelecek şeyhlerin, âlimlerin anlayışlarına ve zihinlerine sığmayacak kadar büyük ve geniştir.
12. Bu önerilere Müslümanları ikna için görünürde olumlu cevap vermek, yani bu önerilere uyuyoruz veya bunlara göre davranıyoruz, demek, işin görünümünü kurtarmak olur. Bu önerileri şeyhler ve müritler kendi vicdanlarına sorsunlar, kendi kendilerine cevap versinler. Kendileri sorumludurlar. Gerçekten Kur'an'a uyduklarını sözleri ile değil, hem sözleri hem de eylemleri ile müritlerine ve herkese anlatsın ve göstersinler. Böylece onların dürüstlüklerine olan sadakâtları ortaya çıkar. Hem söz hem eylemlerinde Kur'an'ın önerdiği "Oku ve düşün!" emrine uyarlarsa, İslam'a çok hizmet edeceklerdir.