Ütopya sunduğunu düşünerek başladığım roman distopyaya dönüşerek bitti. Kitaptaki demokrasi adı altındaki diktatörlük, Zülfü Livaneli'nin deyişiyle ''çoğunluk diktatörlüğü'' günümüzün yansımaları mı diye düşünmeden edemiyor insan. Bu sebeple de kitabın yazıldığı tarihe baktım ve 2008 olduğunu gördüm. Livaneli'nin kişiliğini de yazarlığını ve görüşlerini de hep beğenmişimdir; başlarda diğer kitaplarına göre bunu vasat bulup elimde sürüklesem de ortalarına geldikten sonra aktı gitti benim için.
Cennet adamız şeklinde ifade ettikleri musmutlu yaşadıkları adalarına bir gün diktatör başkanın yerleşmesiyle hayatları değişen halkın başına gelenleri, aslında suçlunun ta kendileri olduğunu, başkanın halk oylaması altında çevreye karşı bilinçsizce yaptığı her eylemin adayı mahvedişini, günbegün daha net görmelerine rağmen kimsenin dur demeyişini okuyoruz bu kitapla.
Sondaki söyleşi kısmını mutlaka okumanızı tavsiye ederim; kitabın içinden bazı kısımlar Livaneli'ye sorulmuş birebir fikirlerini okumak güzel oldu. Diğer kitapları arasında benim için biraz gerilerde yer alsa da mutlaka okunması gereken asla içi boş olmayan bir kitap.