Puan vermedi·261 syf.··Beğendi
···Okunma: 06 Şubat 2022 22:48 Şu anki bizi oluşturan özümüzde mi yatar, yoksa çevrenin bir özeti midir?
Yaptığımız iyilikler ya da yapamadığımız kötülükler baskının bir sonucu mudur?
Cezasız, kanunsuz, kurallari sizin koyduğunuz topraklarda davranışlarınız ne kadar değişir?
Ayhan Tarakçı'nın "Stanford Hapishane Deneyi" videosunda da önerdiği bu kitapta "Stanford Hapishane Deneyi"nden farklı olarak bu kanunsuzluğa imkân tanınanlar olabilecek en masum(!) kişiler: çocuklar.
Bu konu hakkında Sineklerin Tanrısı'nın çevirmenliğini yapan Mîna Urgan şöyle diyor:"Kendi çocukluğuna ve yakından tanıdığı çocuklara duygusallıktan arınmış gerçekçi bir gözle bakabilenler, çocukların küçük birer melek değil, tıpkı yetişkinler gibi birer insan olduğunu bilirler."
Olayların akışında da çocuklar sürekli "Büyükler olsa böyle olmazdı" deseler de aslında durum çok da farklı olmayacaktır. Kaos, liderlik mücadelesi, insanları farklı özelliklerinden dolayı ayırmak, güçlü olanın yanında yer almak... Bunlar büyüklerin ya da küçüklerin dünyasında değil İNSANın olduğu her yerde hüküm süren olaylar.
Rusya'nın Ukrayna'ya sebebi sadece zalimlik ve korkunç bir açlık olan saldırısında Rusya'yı ve ona destek verenleri görmek ne yazık ki bu durumu destekliyor.
Kitap, geleceğe dair büyük bir umutsuzluk ve endişe içinde olan bana Simon gibi Ralph ve Domuzcuk gibi kendim olarak kalmam için, her türlü ayrımcılığa, zulme ve nefrete karşı dimdik durabilmem için motivasyon verdi.
Kitabı okurken ben de onlardan biriydim. Ben de tepede ateşi bekledim. Beklerken uyumamak için direndim. Canavarın ne olduğunu, neye benzediğini ben de onlar kadar merak ettim bir o kadar da korktum. Sineklerin Tanrısı benimle de konuştu. Benim de rüyama girdi.
İyi ki de girdi. Hayatı, insanları, benliğimi bir kez daha sorgulattı.
Seninle tanıştığıma çok memnun oldum William Golding. İyi ki hayatıma girdin.