·622 syf.····Okunma: 27 Şubat 2022 15:47 · Bir kitabı ne kadar hızlı ve kısa bir sürede okuyup o hıza inat tembelliğinin tasvirini bulabilir ki insan!!! O kitap artık Oblomov!!!!
Binlerce sayfalık rus edebiyatının çiğnenmeden yutulan sonrada ağızda su gibi hiçbir tad bırakmayan kağıt ve zaman israfının cisimleştiği ciltleri arasından nasıl olup da çıktığına inanamadığım bir başyapıt!!!(abartmıyorum!!!)
Öyle her okuduğunuz romana " aynı beni anlatıyor" diyip hayran olan bir su birikintisi değilsinizdir.. Ama Oblomov'u okurken heyecan ve korkudan gerilirsiniz.. Olacak şey değildir,sanki adamın biri iki yüzyıl önce Rusya'da yaşamış bir reenkarnasyonunuza rastlamış ve onu anlatmış gibidir.. Sayfaları çevirirken "aman şu iki sayfa bitsin de gidip dişlerimi fırçalayayım, sonrada bir sigara içerim" dersiniz.. ardından "yok yok dolaptan biraz böğürtlen reçeli alayım, sonra çekirdeklerini ön dişlerimle kırarken okumaya devam ederim" diye düşünürsünüz.. Eee o zaman dişlerinizi ne zaman fırçalayıp ne zaman sigara içeceksiniz?? O anda farkedersiniz işte; sizi korkutan kitap değil, bizzat kendinizsiniz.. Siz oblomovsunuz!!! O sizsiniz.. Binlerce küçük ayrıntıyı düşünmekten harekete geçmeye zaman bulamayan korkunç bir şeysiniz... Arada Oblomov olmak diye bir öykü yazmak da gelir aklınıza ama beyninize yığılan kelimeler rahatsız eder sizi.. Çok sinirlenir ve televizyonun kumandasına uzanırsınız.. Ama biri ekranın altındaki o lanet olası düğmeden kapatmıştır onu.. Kalkıp açmaya üşenir, çaresiz okumaya devam edersiniz...