Puan vermedi·168 syf.··Beğendi
· HAYVAN ÇİFTLİĞİ
“Dört ayak iyi, iki ayak kötü”
George Orwell’ın kaleminden döneminin sosyalizm rejimine eleştiri olarak doğan önemli bir eserdir. Siyasi eleştiri olmasının yanında okuyucusuna siyasi propaganda metni olarak bir bakış açısı sunmaktan öte olması değerini okundukça arttırmaktadır. Yalın anlatımıyla her bir okuruna keyifli bir okuyuş sağlayacak ve içerdiği derin anlatımıyla uyandırmış olduğu etki sahip olduğunuz birçok düşüncenin temelini sarsacak ve algılarınızı değiştirecektir. Kitap bir çiftlikte yaşayan hayvanların isyanı sonucunda çiftliğin sahiplerini çiftlikten kovmalarını ve sonrasında hayvanlar ile hayvanlar, hayvanlar ile insanlar arasında süre gelen bir dizi olayı konu almaktadır. Başlarda insan hegemonyası altında yarı aç yarı tok yaşayan hayvanların tüm enerjileri ile geçimlerine kaynak oldukları insanların sorumsuz tutumları ve ardından insanlara yani efendilerine karşı gösterdikleri isyanın zafere erişini... Gelen zafer ardından doğan güneş ile ürkek duygular eşliğinde kurulan hayvanlar önderliğinde yeni bir düzen… Kurulan yeni düzeni farklı ritimlerle kendince kavrayan hayvan türleri ve aralarından sivrilen lider takımı… Lider takımında yaşanan dozu her geçen gün artan çatışmalar ve sonunda yaşanan ayrılıklar… Takımın kalan üyelerinin mutlak hakimiyeti ve yayılan sahte algılar, akabinde yaşanan kıyımlar … En sonunda ise nefret edilen ile bir ortak görüş belki de nefret edilene dönüş… Belirgin çizgiler ile ayrılmasa da okuyanın zihninde yer alan birden farklı değer ve yargının rüzgârda savrulan bulutlar gibi kâh bir o yana kâh bir buyana savruluşunu gözler önüne sermektedir. Adalet! Eşitlik! Yoldaşlık! Kardeşlik! Hak! Hukuk! Masumiyet ve de merhamet. Satırlarca uzayıp gidecek tüm değerlerinizi tekrar tekrar gözden geçirmek için hayattan aldığınız kısa bir mola esnasında yardımınıza koşacak bir eser olarak, yayımlandığı dönemde olduğu gibi geleceğin her anında kaleminin büyüsünü yaşatacaktır.
“Tanrı bana sinekleri kovmak için koca bir kuyruk vermiş, bana sorsa ne kuyruk isterdim ne de sinek.”