Kalemi güçlü, dokunaklı bir Türk yazar okuduğum için çok mutluyum. Edebiyatımızı katleden, çöp olmuş yığınla kitapların arasında böyle güzel betimlemelerle, içine işleyen, ders veren, kendine getiren hikayeleri okumalı insan. Bütün öykülere öyle güzel girişi var ki o an ortamda bulunan her şeyi hissettirmek için muhteşem betimlemelerle, benzetmelerle öyküdeki ortama ışınlanıyorsun sanki. 13 öykü ve 4 masaldan oluşuyor kitap. Öykülerin her biri birbirinden güzel, dokunaklı. En çok beğendiğim "Bahtiyar Köpek" öyküsü oldu. Bir köpek kadar refaha ulaşamayan fakir insanların üzücü yoksulluğu vurgulanır. Sabahattin Ali bu öyküsünde mutlu başlamak ve mutlu bir öykü yazmak ister.
“Hep açlardan, çıplaklardan, dertlilerden mi bahsedeceksin? Geceleri gazete satıp izmarit toplayan serseri çocuklardan; bir karış toprak, bir bakraç su için birbirlerini öldürenlerden; cezaevlerinde ruhları kemirile kemirile eriyip gidenlerden; doktor bulamayanlardan; hakkını alamayanlardan başka yazacak şeyler, iyi güzel şeyler kalmadı mı? Niçin yazılarındaki bütün insanların benzi soluk, yüreği kederli? Bu memlekette yüzü gülen, bahtiyar insan yok mu? Hiç olmaz olur mu? Arayıp, bulup görmek lazım. Bunun için de kenarı köşeyi araştırmak istemez. Her şey apaçık ortada, göz önünde. Sade güler yüzlü, bahtiyar insanlar değil, bahtiyar köpekler bile var. Ben de karar verdim, bu sefer açlıktan, ızdıraptan, nefretten değil. Rahattan, tokluktan, sevgiden bahsedeceğim. "
Der ve şanslı olan bir köpeğin hayatını ele alır. Ama o bile aslında üzücü gelir okuyana. Çünkü onun sahip olduğu ilgi alakaya muhtaç olan öyle çok insan var ki. Öyküdeki köpek sadece ciğer yemektedir. Bütün etleri seçtirip özellikle ciğer alır sahibi. Kızgınlık zamanı gelir eş ister, civardaki en soylu köpek bulunur getirilir. Azıcık öksürse hasta mı diye korkar sahibi hemen veterinere götürür.
Böyle 13 tane dokunaklı öykülerle devam eder. 4 masaldan biri olan Sırça Köşk'ten alır adını kitap. Ve bu masalı okuyunca anlıyor insan niye yasaklandığını.
"Sakın tepenize bir sırça köşk kurmayınız ama günün birinde nasılsa böyle bir sırça kösk kurulursa onun yıkılmaz devrilmez bir şey oldugunu sanmayın en heybetlisini tuzla buz etmek için üç beş kelle fırlatmak yeter"