·240 syf.··Beğendi
···Okunma: 06 Mart 2022 23:52 Kitabın amacı varoluşçu psikoterapi ve felsefeden öğreneceklerimiz olarak geçiyor. Var olmayı 4 ana başlığa ayırıyor: bedensel, sosyal, duygusal ve tinsel. Sonra onları da başlıklara ayırarak toplam 40 adet konu başlığı var. Açıkçası beni büyük bir hüsrana uğrattı. Eğer psikoloji ve varoluşçu felsefe konusunda bilgiye sahipseniz sıkılırsınız ve çok yavan gelebilir. Genel olarak anlattıkları şöyle. Bir konu var. Önce o konuda kişisel gelişim vari cümlelerle açıklıyor. Sonra o konuda birkaç varoluşçu felsefeci ne demiş onu söylüyor, tavsiye veriyor ve kapatıyor. Örneğin kaygı konusunda kaygılanmak iyidir, kaygınız varsa hayattasınız, dozunu ayarlayın, fazla kaygılanmayın. Sartre kaygı konusunda şunu demiştir. Bitti. Hatta başka bir konuda parantez içinde şöyle diyor: “Bu kadar kasmayın ya diyesim geldi.“ Sanırım özellikle bu kısımdan sonra ciddiye almadan kitabı bitirmek için ve belki bilmediğim bir kısım denk gelir umuduyla okudum. Bir psikologdan daha etkili ve yüzeysel olmayan cümleler okumak istiyor insan. Zira ben bunları herhangi bir kişisel gelişim kitabından da okuyabilirim. Zaten yazar en ufak felsefik bir cümle kurduğunda bundan kaçtığını söylüyor. Ve yine en ufak (yazara göre) felsefik kısma girdiğinde bunu her seferinde özellikle beliriyor, bu da rahatsız ediyor. Her konudan azar azar konuşayım, herkese hitap etsin çabasında olmuş. Örneğin mükemmeliyetçilik kısmında ise açıklaması Kierkegaard’a göre yalnız Tanrı mükemmel olabilir, biz Tanrı değiliz mükemmel değiliz şeklinde. E Tanrı’ya inanmayanlar da olduğu gibi Tanrı’ya inanan birini ne kadar ikna edebilir bu yaklaşım ondan da emin değilim. Biraz da varoluşçuluğun fragmanı gibi hatta fragmandan daha kısası oluyordu ismini unuttum teaser sanırım. Öyle bir şey olmuş. Hani internette hatta Twitter’da bile gördüğümüz bir konuda filozofların aforizmaları yazan sayfalar oluyor ya aynı öyle olmuş. Fakat kitabın sonunda varoluşçuluğa ilgisi olanlar, öğrenmek isteyenler için özel bir okuma listesi oluşturmuş yazar ve ben çok beğendim listeyi. İçerisinde okuduğum kitaplar da olduğu gibi okumadıklarım da vardı. Camus, Rollo May, Sartre, Nietzsche, Daniel Klein’in olduğu güzel ve kaliteli bir liste. Şaşırdığım kısım şu ki; böyle kaliteli ve derin felsefe-psikoloji alanında yazan yazarları çokça okumuş yazarımız, hepsi hakkında da yeterince bilgiye sahip. Neden böyle yavan bir kitap çıkardı? Sanırım sebebi hee konudan azar azar herkese hitap edecek şekilde yapmaya çalıştığı için. Fakat yine de DHA derin yaklaşımlarda bulunabilirdi diye düşünüyorum. Yaklaşımlarını beğendiğim ve ufkumu açan kısımları da olmadı değil tabii. Fakat yine de Rollo May gibi aynı şekilde varoluşçu bir psikiyatrist okuduktan sonra okursanız uçurumdan düşme etkisi yaratıyor. Tabii felsefe okumayan, bu konularda hiçbir bilgisi olmayan ya da çok az bilgisi olan bi insanız gayet de okunabilir. Haksızlık yapmak istemiyorum arada gerçekten etkili olan, anlamlı cümleler de oluyor yani kişisel gelişim vari olmayan. Fakat bunlar aralarda denk geliyor. Bir de varoluşçuluğa dair hiçbir bilginiz yoksa tanıtım fragmanı gibi bir şey olabilir belki daha da azı. Ama varoluşçuluk hakkında bilgi sahibi olacağınızın garantisini verebilirim. Zaten her konuda “varoluşçuluğa göre” başladığı bir paragraf oluyor. Bu kadar genellemesi ve keskin ve çiğ bir giriş yapması rahatsız edici olsa da fikir sahibi olmanızı sağlar. Ayrıca varoluşçuluk hakkında okuma listesi de çok güzel ve faydalı bir liste olmuş. Fakat konularda verdiği tavsiyeler çok sıradan, klişe, kişisel gelişim kitaplarında görebileceğiniz tavsiyeler. Yani tavsiye konusunda sınıfta kaldı bana göre. Felsefik ve psikolojik bir kitap amacıyla yola çıkmış olabilir ama kişisel gelişim kitabına dönmek üzereyken kalmış orda, tam çizgide duruyor. Bunun sebebinin de yazarın her konudan bahsedeyim, herkese hitap etsin, hiç felsefe yapmadan sohbet eder havasında yazayım amacında olması. Ki felsefe yapmadan nasıl felsefeden bahsedebilir ki, fikrimce başaramamış zaten. Fakat konu hakkında bilgisi olduğu da aşikar. Bunu çok daha güzel aktarabilirdi diye düşünüyorum. Üslubu ise bana çok basit geldi. Edebi bi eserde kullanılmayacak bir üslup. Örneğin “o halde kabullenip ok demeniz gerekiyor.” gibi bir cümle okuduğumda başta anlayamadım. Sonradan anladım “ok demek” kısmını. Uygun görmediğim bir üslup oldu. Konu başlıklarında varoşçuların aforizmaları ve onların açıklaması ve klişe kişisel gelişim tavsiyeleri biraz da psikolojik tespitler (ama çok az) şeklimde olmuş. Çerezlik olarak okunabilir. Ama dediğim gibi felsefe ve psikoloji konusunda biraz da olsa okuma yaptıysanız sıkılabilirsiniz ama bir şeyler de kattığını inkar edemem. Kitabın özetini söylersek ne hissediyorsanız onun size vermek istediği mesaja ve götürmek istediği yere dikkat edin, her şey sizin seçimlerinize bağlı hayatınız sizin elinizde, elinizde olmayan her şeyi de kabul edin çok da kafaya takmayın kabul edin geçin.