Puan vermedi·131 syf.····Okunma: 05 Mart 2022 11:08 Kitap, idamı ve idamları şenlik havasında izleyen halkın duyarsızlığını eleştiren uzunca bir önsöz ile başlıyor. Hem önsöz hem de sonrasında kaleme alınanlar "idam" hakkında düşünmemizi sağlıyor. Bu sebeple kitap yüzeysel değil hissederek okunmalı. Çünkü içerisindeki bazı cümleler tam içinizden yakalıyor sizi.
Bu kitabı okurken sürekli şunları sordum kendime: Belki bir anne, bir baba, bir eş, bir evlat, bir kardeş olan insanın; artık asla hata yapamayacağı ve bunu telafi etmeye çalışamayacağı bir şekilde dünyamızdan yok olması yani yaşam hakkını kaybetmesi gerçekten çözüm mü, bu çok büyük bir ceza değil mi? Cezaların mantığı hatalara karşı pişmanlık hissettirmek olmalı. Tabii bu fikri savunurken fazlasıyla bıçaksırtı bir konu olduğunu da düşünüyorum. Çünkü öldürme konusundaki suç skalasının gittikçe vahşete doğru ilerlediği dönemlerde "idam" talebinin gündemi çokça işgal ettiği de sugötürmez bir gerçek.
Kitapta idam mahkumunun beni çok etkileyen bir benzetmesi vardı: "İnsanların hepsi belirsiz bir süre için ertelenen ölüm cezasına mahkumdurlar.O hâlde durumumda nasıl bir değişiklik oldu ki?" İdam mahkumu bunu söylerken ölüm vaktini bilmemenin de aslında bir lütuf olduğunu henüz fark etmemiştir. İdamı ölümden ayırıp daha ürpertici yapan etmenlerden biri de bu ölüm vaktini bilme meselesi olsa gerek. Hayatın içinde ölüm de var elbette fakat yaşarken bu gerçeği unutuyoruz. Yani bilmiyoruz ne zaman geleceğini. Bilseydik yaşama dair hiçbir şeyden keyif alamazdık sanırım.
Sözü fazla uzatmadan öze gelecek olursak bir idam mahkumunun neler hissettiğini okuyacaksınız bu kitapta. Keyifli okumalar diyeceğim fakat konu itibarıyla daha çok huzursuz bir okuma olacak. :)