Günün anlam ve önemine ithafen, tarihe yön veren ve güçlü kadın paternini oluşturan Maria Salomea Sklodowska'yı, bilinen adıyla Marie Curie'yi ve mücadelesini anlatan bu kitabı tavsiye etmesem olmazdı. Hiçbir fikri olmayanlar için Marie Curie'yi tanımak ve anlamak adına güzel bir giriş kapısı.
Tarih boyunca birilerinin, sırf ırk, din ve cinsiyet ayrımcılığı yüzünden bilgiye erişim engeline takılması, mücadele etmek zorunda kalması beni en çok yaralayan şeylerden biri olmuştur. Marie Curie de 'kadın' olduğu için bu engele takılanlardan yalnızca biri. Ancak tüm yaşadığı zorluklara rağmen mücadelesiyle vücut bulmuş bir kadın.
İlk mücadelesi, yükseköğrenim görmek istediğinde başlar. Kendisi gibi idealist olan kız kardeşi Bronia (Bronislawa) ile birlikte Varşova Üniversitesi'ne başvurmak isterler. Kadın oldukları için bu istekleri alaycı ithamlarla geri çevrilir. Bu sosyal cinsiyet ayrımcılığı onları yıkmaz ve iki kız kardeş 'yüzen' ya da 'uçan' olarak adlandırılan, gizlice eğitim veren yasadışı bir üniversiteye gitme şansı yakalarlar. Bu sefer de maddi imkansızlığın engeline takılırlar; çünkü üniversite Paris'tedir ve babalarının maddi gücü yeterli değildir. ( Fizikçi olan babaları aynı zamanda kızlarının öğrenimi konusunda hem yardımcı hem de ilham kaynağı olmuştur. O dönemde takdir edilecek bir yaklaşım olduğunu da söylemeden geçemeyeceğim.) Bunun üzerine kız kardeşi Marie'ye bir teklifte bulunur, önce Bronia Paris'e okumaya gidecektir ve bu 4 yıl boyunca Marie öğretmenlik yaparak maddi desteği olacaktır. 4 yıl sonunda ise Marie de Paris'e gelecek, kız kardeşi kendine destek olacaktır.
Böylece Marie Curie, 1891 yılında Paris'e yerleşerek Sorbonne Üniversitesi'ne girer. 3 yıl boyunca, matematik ve fizik alanında lisans derecesi edinmek için üstün çaba gösterir. 1894 yılında çabaları nihayet sonuç verir ve akademik çalışmalarının adımını atmaya başlar. Ancak kimseyi teknik detaylara boğmak istemem,kitapta 7'den 70'e herkesin anlayabileceği sadelikte yer verilmiş.
Marie Curie, Fransa'da kadın olarak bir ilki gerçekleştirerek, Sorbonne'da fizik dalı başkanlığına atanmıştır. 1911 yılında Avrupa ve Amerika'daki tüm ülkelerden bilim insanlarının katıldığı Solvay Konferansı'na katılan tek kadın bilim insanıdır. 1903 yılında fizik dalında aldığı nobel ödülünün ardından, Solvay Konferanslarının sonunda, kimya dalında da Nobel ödülü aldığını öğrenir. Nobel ödülü alan ilk ve iki dalda da nobel almış olan tek kadındır.
Kendisi hayat boyu cinsiyet ayrımcılığıyla mücadele etmek zorunda kalmış, reddedilişlerin öznesi haline gelmiş, özellikle de kocasının ölümünden sonra Dreyfus davası karşıtları tarafından da siyasi olarak hedef haline gelmiştir. (Dreyfus davasını bilmeyenler için özetle; Yahudi bir askerin haksız yere ihanetle suçlanıp, hapse atılması sonucu Fransa'yı ikiye bölen davadır. Detaylı bilgi edinmek isteyenler olursa, Emilé Zola'nın siyasi otoriteye Suçluyorum! metnini yazarak davayı adalet ve insanlık meselesi haline getiren, davaya yeni boyut kazandırdığı ve gerçek için mücadele ettiği metnini okuyabilir. Keza bu dava, dünya tarihinde birçok yazarın kalemine eşlik etmiştir.)
Süreç içerisindeki en büyük destekçilerinden biri de Albert Einstein'dır. Yaşadığı bu zorluklara karşın Einstein'dan bir mektup alır,
"Sevgili Madam Curie, size aklı başında çok az şey yazdığımı görünce bana gülmeyin. Ancak insanların şu an size alçak yolla saldırma cüretlerine öyle sinirleniyorum ki hissettiğim bu öfkeyi göstermek zorundayım. Açıkcası, size duydukları saygıyı körü körüne süsleyen ya da duyumculuğa yönelik açlıklarını gidermeye çalışan bu kalabalığı daima hor gördüğünüze dair bir şüphem yok! Buraya sizin zekanızı, iradenizi ve dürüstlüğünüzü ne kadar takdir ettiğimi söylemeye geldim ve Brüksel'de sizinle şahsen tanıştığım için kendimi şanslı sayıyorum."
Marie Curie bu süreçte, nobel ödülünü almak için bile gelmemesi gerektiğine dair uyarılır. Kendisi ise; "kimse gitmemi istemeyeceğine göre, elbette gideceğim." cevabını vererek, Stockholm'de ödülünü bizzat kendi alır.
Henüz yaşadığı yıpratıcı sürecin izlerini silmeye fırsat bulamadan 1.Dünya Savaşı başlar. Röntgen sayesinde, vücuda saplanmış mermilerin yerini tespit ederek yardımcı olabileceğini fark eder ve hemen çalışmalara başlar ve sonunda reddedilişlerin öznesi olmaktan çıkarak Radyum Enstitüsü'nü kurar. Kızı Iréne'le birlikte birçok kadına burada eğitim vererek öncülük ederler. Marie Curie sayesinde birçok asker yaşama tutunmayı başarmıştır!
Not: Kitapta bahsi geçmiyor ancak; Iréne Curie, eşi Frédéric Juliot ile birlikte yapay radyasyonu keşfetmiştir. Unutmamalı ki, bir kadının mücadelesi nesilden nesile aktarılır.
Tüm kadınların günü kutlu olsun.