Gönderi

İnsanmatik
Puan vermedi·172 syf.··
2022 6. kitabı
Dikkat kitabın içeriği hakkında bilgi (spoiler) içerir!!! Otomatik portakal ilk okuduğumda çok anlamadığım, neden bu kadar kötülük neden bu kadar şiddet diye sorguladığım bir kitap olmuştu. Daha sonra tekrar okuyup, kitabın satır aralarını incelediğimde ise yazar bize ne çok şey anlatmış dedim. Kitabımızın baş kahramanı olan Alex'ten başlamak istiyorum. Öncellikle Alex ismi A-lex olarak düşündüğümüzde lex sözcüğü kural, kanun anlamına gelmektedir. Başına A harfini alıp Alex olduğunda kanun tanımaz anlamı çıkmaktadır. Tam olarak da romanımızın baş kahramanını ifade eden doğru bir sözcüğe ulaşmış bulunmaktayız. Yazarımız Anthony Burgess kitabını yazmamış adeta baştan sona en ince ayrıntısına kadar örmüş, bir bulmaca gibi hazırlamış ve beğenimize sunmuş. Alex 15 yaşında bariz bir şekilde kişilik bozukluğu sergileyen bir şahsiyettir. Sorunlu bir kişilik imajı çizse de kişisel zevkleri olan, hayatı sorgulayan bir yönü de vardır. Alex ve çetesi kötüdür ama bu kötülük aslında sisteme duyulan kinin bir yansımasıdır. Alex'in kendini ifade ettiği ve asıl problemin ne olduğunu sf 37 de dile getirdiğini görüyoruz. Alex sistemin insanların otomatikleştirmesine, iyilik yaparken bile sistemin istediği iyilikleri yapmasına eleştiri getiriyor. Buna olan tepkisini de şu şekilde ifade ediyor: "madem mutlu olmak tüm çabamız, iyilik yaparak mutlu olmak zorunda mıyız? Ben kötülüğü seçiyorum, kötülük yaparak mutlu oluyorum." Aslında Alex'in ağzında yazar Anthony Burgess sistemde ki iyilik dayatmasını eleştirirken, iyilik nedir? sorusunu yönetiyor bize. O zaman düşünelim beraber. Gerçekten iyilik olarak gördüğümüz şeyler bir iyilik mi? Buraya bir metafor bırakıp kendi içinizde bunu düşünmenizi isterim. Mesela biz insanlar sokak hayvanlarını aç kalmasınlar diye marketten aldığımız hazır gıdalarla onları besliyoruz. Peki bu gerçekten bir iyilik mi? Acaba yaptığımız bu iyilikle onların sindirim sistemlerini, bağışıklık güçlerini bozmuyor muyuz? Ya da biz insanlar nasıl sağlıksız besinler yüzünden kanser oluyorsak onlara da bu hastalıkların kapısını açmıyor muyuz? Bu sadece bir metafor. (Lütfen bu faaliyeti yapan arkadaşlar bunu kişisel bir eleştiri gibi algılamayın.)Varmak istediğim nokta şu ki yazarımızda bizden bunları sorgulamamızı istiyor. Kitabımızın içeriğine geri dönersek Alex’in dört kişilik bir çetesi olduğunu görüyoruz. Peki bu çetenin üyeleri ile yazarımız bize neler anlatıyor? Bunun için çete üyelerimizin bir gece yaptığı saldırıda taktıkları maskelere bakmamız lazım. Öncelikle Alex Disraeli’ye ait maskeyi takıyor; bu kişi 19yy.da UK’de başkanlık yapmış şahsına muhtasar bir karakter (tıpkı Alex gibi), George 8.Henry maskesi takıyor ki bu kişide yine tarihte krallık yapmış ama pek de iyi olmayan, 7 kez evlenip her bir eşini çeşitli bahanelerle idama ya da sürgüne göndermiş bir karakter, Pete Elvis Presley maskesi takıyor; bildiğimiz gibi zamanına damga vurmuş bir sanatçı, son olarak Aptalof ise Shelly ise ismi sanı bilinmeyen (en azından ben tanımıyorum) bir şahsiyete ait maskeyi takıyor. Yazarın bu eşleşmelerle aslında biz okurlara İngiltere toplumunun yapısını gösterdiğini düşünüyorum. Çete üyeleri gördüğümüz üzere bir siyasetçi, bir imparatorluk, bir sanatçı ve Aptalofla(halk)’tan oluşuyor. Kitap okunurken belki de karakterler üstlendikleri bu anlamlarla düşünülürse kitaptan daha çok şey çıkarabiliriz. Karakterleri de analiz ettiğimize göre gelelim yazarın bize göndermelerine. Alex kitabın başlarında kendini çete lideri ilan ediyor ve bu durum arkadaşları tarafından reddediliyor. Alex’in dile getirdiği gibi bir lidere ihtiyaç duyulması Hayvan Çiftliği kitabını hatırlatıyor bana. Her topluluk da bir lider figürü olmalıymış gibi… Lider bizi siyaset meydanına taşıyor. Yazar toplumu ve sistemi eleştirirken siyasete de değinmeden yapamıyor. Aslında Alex’in başına gelenler siyasetin hayatımızı nasıl yönettiğinin bize neler yaptığının açıkça göstergesi. Siyasetin iki kolu olan muhalefet ve hükümet Alex’i tamamen kendi çıkarları için kullanıyor, hatta o kadar kötüler ki sırf oldukları yolda kazanç elde etmek için Alex’in intihar etmesini bile sağlıyorlar. Belki de burada durup düşünmek lazım asıl şiddet göz göre göre yapılan mı yoksa iyi görünüp arka planda yapılan mı? Belki siyasetçilerin Alex’e yaptığına şiddet demek yerine barbarlık demek daha doğru olur. O zaman da kötü olan şiddet değil barbarlık demek lazım ( Sarte’nin söylediği gibi). Siyasete değinen yazarımız dinden bahsetmezse tabii ki bu kitap eksik kalırdı. Açıkçası farklı görüşler olsa da ben yazarımızın din konusunda inançlı biri olduğunu ve kitabında dindeki seçme özgürlüğü fikrinin arkasında olduğuna inanıyorum. Alex’e uygulanan yöntemle onun kötüyü seçme hakkı özgürlüğü elinden alınırken rahibin bu konudaki eleştirisini okuma fırsatı yakalıyoruz. Bunun Tanrı’ya karşı bir karşı gelme şeklinde yorumluyor. Ama yine de siyasi düzene teslim olup hükümetin bulduğu tedavi yöntemini desteklemek durumunda kalıyor. Bir de kitabın dilinden bahsetmek isterim. Kitapta Alex’in anlatısında kendine özgü bir argo kullandığını görüyoruz. Örneğin: süte ineksuyu demesi, sigaraya kanser, kalbi heyecan püskürten yanardağ, yazara toy kalem yalayıcısı, hapishaneye insanat bahçesi gibi gibi… Bu argo ile ilgili küçük bir araştırma yaptığımda yazarın kendisinin de dil bilimci olmasından kaynaklı bu argoyu Rus dilini kullanarak oluşturduğunu ve buna da NADSAT dili dendiğini öğrendim. Natsat İngilizce ve Rusçada ki rakamların benzer çağrışımlarından geliyormuş. İngilizcede 13 thirteen, 14 fourteen şeklinde nasıl teen ile bitiyorsa Rusça’da da 13 trinatsad, 15 pyatnadsat şeklinde natsad ile bitiyormuş. Yazarı Rusçadan bu argo dili yaratma sebebi ise 1960larda ki soğuk savaş dönemindeki Rusya’nın baskıcı ve otoriter tutumunu yansıtması imiş. Yazarın bu konudaki görüşlerini de bir yerde okuma fırsatı buldum. Yazar kitabının dilinin çok çabuk eskimemesi için böyle modern o dönemin geçlerine hitap eden bir dil oluşturduğundan da bahsediyordu. Sonuç olarak ilk okuyuşta şiddeti tecavüz ve kötülük öğeleri ile dikkat çeken bu kitabımız için de derin anlamlar barındırıyor. Bu anlamlara daldığımızda ise içerisinde geçen tüm olaylardan uzaklaşıp yazar bize ne anlatmak istiyor da buluyoruz kitabı. Ben çok beğendim gerek anlatım gerek alt mesajları ile.
1000Kitap
Otomatik PortakalAnthony Burgess · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2009113bin okunma
125 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.