Puan vermedi·540 syf.··
2022 1. kitabı
Feyre, kendisine çöp gibi davranan ölüm döşeğindeki annesine verdiği söz yüzünden, kendisine çöp gibi davranan ablalarına ve sakat babasına bakmak zorunda. Yaşadığı köyde kış çok zor geçtiği için canını tehlikeye atıp bir gün ormana avlanmaya gidiyor. Sonra kapısına bir yaratık dayanınca, ormanda avladığı kurdun aslında bir peri olduğunu öğreniyor. Yıllar önce insanlar ve periler arasında yapılan Anlaşma'ya göre bir insan bir periyi öldürürse, bu iki diyarı ayıran duvarın diğer tarafında yaşamak zorunda. Ya da öldürülecek. Kapıya dayanan yaratık -ki sonradan manyak yakışıklı bir "uluperi" olduğu ortaya çıkıyor- Feyre'yi anlaşma uyarınca kapıp götürüyor. Sonra da kıza sarayında prensesler gibi bakıyor. Bu sırada Feyre de beş yıldızlı otel tatili kazandığının farkında değilmiş gibi, kendisine dağ mantarı muamelesini yapan ailesi aç mı açıkta mı diye anksiyeteden ölmekle meşgul. Hayır işin komik kısmı; Tamlin'in sürekli ailene ben bakıyorum, senden daha iyi bakıyorum demesine rağmen Feyre ilk yarıda durmadan buhranlar geçiriyor sözümü bozdum aileme bakamıyorum diye. Ya, gitmişsin adamın kankasını kurt sanıp avlamışsın. Adam gelmiş ailene maaş falan bağlamış. Seni de almış evinde yedirip içiriyor, bir de üstüne hobin falan var mı diye soruyor ki sarayında canın sıkılmasın. Bu sırada, yukarıdan anlamadıysanız diye söylüyorum, Feyre'nin ailesi inanılmaz bencil insanlar ve okuduğum kadarıyla bence Feyre'yi sevmiyor bile olabilirler. Yani o şartlarda, zenginliklerinin Feyre'nin dönüşüyle kaybolacağını bilseler kalması için kendilerini yırtarlar. Bu bana aşırı komik ve sinir bozucu geldi okurken. Hayır, daha sonrasında Feyre arka üstü oturursa sıradan bir karakter olacağından korkup abuk subuk ne iş çevirebilirim acaba diye arayışlara girişiyor. Kitabın başında karşıma peri çıkarsa diye ormana gitmekten korkarken, bir anda ölümlü insan götüyle ormana sihirli yaratık avına falan çıkmaya karar veriyor. Sürekli ama sürekli ayakaltında dolaşıyor. O arada bir yerlerde de bütün kalbiyle aşık olduğunu söylüyor bize yazar, ama biz okur olarak bunun hangi ara gerçekleştiğini pek göremiyoruz. Zaten Sarah J. Maas, Cam Şato'yu kazara okuduğumdan beri benim kara listemdedir. Bu kadın genellikle olayları sakızz gibi uzatıp, yetmiş kitaplık seriler yazıyor ve sonra muhtemelen kendi yazdığından sıkılıp saçma sapan aşk üçgenleri, 180 derece dönen karakterler falan çıkarıp okurlarını okumayı öğrendikleri güne pişman ediyor. Haksızlık da etmek istemiyorum, cidden olay örgüsünün nedensellik ilişkileri çok sıkıntılı olsa da kitap o kadar eğlenceliydi ki pek ilgilenmedim o kısmıyla. Okuduğum şey çok eksik de olsa, beni tatmin etti. Gelgelelim, bu seriye hayatta devam etmem çünkü yukarıda bahsettiğim üzere, yazara bir gram bile güvenmiyorum. Yine toksik toksik aşk üçgenleri çıkarıp benim sinirlerimi bozacak. Zaten devam etmeyeceğim diye gittim, bilerek bu serinin ikinci kitabı olan Sis ve Öfke Sarayı'ndan spoiler yedim. Şaşırmadım da, her şey tam da düşündüğüm gibi ilerlemiş. Ay bir de, allah affetsin bunu yazmadan geçemeyeceğim. Kızın biri çeviri hakkında Sis ve Öfke Sarayı'nın yorumlarında şöyle bir şey yazmış: "...öyle kaba, argo, itici bir dil ki bazı yerlerde samimiyetle söylüyorum yüzümü buruşturarak okudum. Kabus gibiydi. Kitabı serserinin biri yazmış gibiydi. Orijinal kitap da bu dille mi yazıldı bilmiyorum ama eminim Sarah, "Döşü gıllı ossun!" gibisinden bir yazım tarzı da kullanmıyordur. Demem o ki kitabı sevecekseniz bile çeviriye sinirlenmemek çaba gerektiriyor." Hani, yüzde yüz haklı olmasını geçtim, derste kitabı araştırırken şu yorum karşıma çıkınca öyle bir gülme geldi ki anlatamam. Sanırım şu yoruma bir aydır açıp açıp tekrar okuyup deli gibi gülüyorum. Tam olarak bu yani, başka bir şey söylemeye gerek duymuyorum bile. Özetle, bu kadar gömdükten sonra inanmayabilirsiniz ama valla okurken çok eğlendim ve sürükleyiciydi. Ama bu eğlencenin büyük kısmını kurguyla dalga geçtiğim anlara borçluyum. Seveni olduğu kadar sevmeyeni de olan bir seri. Okuyup okumamaya karar vermeden önce sevenlerin yorumlarına da bir bakın derim.
Dikenler ve Güller SarayıSarah J. Maas · Dex Kitap · 20166,1bin okunma
·
224 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Kitabı henüz okumadım aylardır kitaplığımda duruyor okusam mı okumasam mı diye düşünüyordum. Yorumlara göz gezdiriyordum sizin yorumunuz epey eğlendirdi beni :D çok güzel eleştirmişsiniz gayet seviyeli ve eğlenceli olmuş sanırım kitabı okuyacağım:)
Deniz
Gönderi Sahibi
ayy çok sevindim beğenmenize, iyi okumalar :')