İki şiiri ve bir çok öyküsü ile birlikte iç dünyasına yolculuğunu, yazarlığını, Ermeni olmasını, gurbette olması ama en önemlisi hayatında bir çok kaybının olması onu yazar olmasına vesile olmuş diyebilirim.
Yalın ve sürükleyici bir anlatımı olsa da okurken içinde yaşamış olduğu yalnızlığı, elemi ve en önemlisi babaya olan özlemi çoğu kez hikayelerinde hissediliyor.
Belki de güçlü bir kalemi olması yaşamış olduğu acılar ve yoğun duygulardandır. Kemal Sayar'ın dediği gibi " Işık yaradan sızar."
Hümanist bir bakış açısı olduğunu çoğu öyküsünde hissediyoruz ve insanlığa olan umudu da devam ediyor. Bir yandan memleketini özlerken bir yandan da yaşamış olduğu şehre alışmaya çalışıyor. Oralı olmak istiyor ama içinde hep bir vatan özlemi var.
Kitabı okudukça derin anlamlara boğuldum ara ara. Düşünmeden edemedim. Etkileyici olmasını da buna bağlıyorum.
Son olarak kitaptan alıntı yapmadan bitirmek olmaz diyerek yaşamış olduğu gurbeti şu alıntı ile paylaşmak istedim:
" ... Belleğimizin duvarları arasında mahpus."