Puan vermedi·632 syf.····Okunma: 14 Mart 2022 18:30 Oblomov! Birçok insanın içinde yaşayan, hayallerde yaşama hastalığı diye yorumlayacağım. Bu kavramı tembellik olarak nitelendirmek biraz sığ kalır diye düşünüyorum. Çünkü roman karakterimiz aslında tembel değil onu harekete geçirecek gücü bulamıyor. İş mektubu yazma düşüncesi onu birkaç ay sıkıntıya sokarken sevdiği kadına bir çırpıda ve kusursuz cümlelerle bir mektup yazabiliyor. Onun içindeki gücün ve yeteneğin farkında olan da Ştolts isimli Alman bir karakter. Oblomov’un tam zıttı bir karakter olarak işlenmiş. Alman olarak seçilmesi de belki bilerek vurgu yapılmak istenilen kısımdır. Çünkü Ruslardan oluşan yan karakterlerde insanları aldatma, yalan, hile gibi ahlaki açıdan uygun olmayan birçok özelliğe değinilirken Ştolts bunu hep ortaya çıkaran durumu düzelten kişi olarak karşımıza çıkıyor. Yazar eminim bu kitapta uzanıp hülyalara dalan Oblomovluk kavramından fazlasını vermek istemiştir. Kurgusu ve olay örgüsüyle çok başarılı bulduğum bir kitaptı. Bana Yüzyıllık Yalnızlık kitabındaki hep birlikte ama yalnızlık içinde yaşayan ailenin durumunu hatırlattı. Oblomovluk da nesilden nesile aktarılıyordu. Kitabın sonundan bu nesilin kaderinin artık değişeceğini düşündüm. Uzun bir süre zarfında bitirdim kitabımı. İnanarak söylüyorum hepimizin içinde bir Oblomov yaşıyor. Bazen de bir Ştolts karakteri hissediyoruz. Hangisini daha çok beslersek onun yolunda ilerliyoruz.
Keyifli okumalar diliyorum.