Puan vermedi·368 syf.····Okunma: 15 Mart 2022 17:46 Pek çok çevrede varoluşçuluk akımının öncüsü olarak kabul edilen bu kitapta bahsi geçen hasta adamımız sadece düşünür, sanırlar çeker ve her zaman varoluşunun en üst noktasındadır. Kendi kendinin şehidi olan hasta adam her sayfada kendini çarmıha geriyor ve bir o kadar da karşıtlık insanıdır. Kendi idealini, tanrı'sını kendi antitezi ile oluşturuyor kendini alçaltıyor, yaşayan insanın negatifi haline getiriyor hemen bir sonraki sayfada kendini üstün görmeye karşısındaki insanı tahrik etmeye, abartmaya, meydan okumaya başlıyor ardından aşağılandığı için aşağılık olmak istiyor ve acı onun tek özlemi haline geliyor. Öyle ki kendine yardım etmek isteyen Lisa bile artık onun en büyük düşmanı haline geliyor. Hasta adamımızın varoluş kanıtı budur: Acı çekmek. "insan bu dünyada sadece acı sayesinde gerçekten sever" ve o da bunu ister her şeyden çok bunu "acı çekiyorum öyleyse varım" ve bu varım hasta adamımızın en büyük zaferidir.
Bilinç dışı olan, bilinçaltında olan onda fazlasıyla belirgindir. Kendi varoluşsal yetisiyle donatılmıştır. Hasta adamımız yürüyen ve yürütülen duygulardır. Bazen bedeninde neredeyse kanının aktığını unuttuğum bu adam kendimize açamadıklarımızı saymalarıyla ortaya döküyor ve bunu şu şeklide ifade ediyor "Ben kendi hayatımda sizin cesaret edemeyip yarıda bıraktığınız şeyleri sonuna kadar götürdüm, o kadar. Üstelik siz korkaklığınıza" ölçülü davranmak" diyorsunuz ve böylece kendi kendinizi aldatıyor ve avutuyorsunuz. Buna göre ben sizden daha canlıyım"diyor. Demem o ki kitabı okurken not tuta tuta ilerleyin ve tek bir okuma ile yetinmeyin belki o zaman hasta adamımız ile saf empatinin doruklarına ulaşabilirsiniz. İy okumalar