Puan vermedi·448 syf.··
2017 24. kitabı
Kamil Bey, Sultan Abdülhamid'in önemli paşalarından Selim Paşa'nın oğludur. Galatasaray Sultanisine gitmiş, Avrupa'da tahsilini bitirmiş parası bol mirasyedidir. Batı kültürünü iyi bilir. Fransızca, İngilizce, İspanyolcayı ana dili gibi konuşur. Batı'yı karış karış gezmiş ancak Üsküdar'dan öteye Anadolu'yu zerrece bilmez. Üstelik ömrünün büyük kısmını yurtdışında geçirdiği için kendi insanına da epey yabancıdır. Ahmet Mithat Efendi'nin romanlarından çıkmış gibi geliyor bana. Karikatürize. Ancak gerçek. İşte "Esir Şehrin İnsanları" romanı karikatürize Aydın Kamil Bey'in özelinde Osmanlı aydının ve insanının Milli Mücadele Döneminde geçirdiği değişimleri, dönüşümleri, sancıları anlatan bir roman. Savaş başladığı zaman -1914 Ağustos başlarında- eşiyle İspanya'daydılar. Eşi Nermin Hanım dört aylık gebeydi. Nermin Hanım Taceddin Paşa'nın kızıydı. Taceddin Paşa kumara çok düşkündü. Bir gece cesedini konağın kapısına getirip bıraktılar. Alacaklılar konaklarını talan etti. Bu olay Nermin Hanımın olaylara bakışını tamamen değiştirdi. Hayatını güvende yaşamaya çalışıyor, en ufak belirsizliğe bile tahammül edemiyordu. Kamil Bey, savaş yolları kapadığı için İstanbul'a dönemedi, Madrid Büyükelçiliğinde çalışmaya başladı. Savaşın bitiminden 2 sene sonra artık Madrid'de barınmaya gücü yetmemeye başladığında İstanbul'a dönmeye karar verdi. İngiliz işgalindeki İstanbul'a. Kalacak yerleri yoktu, kalacak yer ayarlayacak paraları da yoktu(Kamil Bey'in kalan mirası da tükendi. İstanbul'daki köşkler ve İşhanlarının çoğu yanmış kalanlar da davalık). Nermin Hanım'ın halasının evine gittiler mecburen. Hala hanımın eşi, Enişte Bey Sultan Abdülhamid döneminde işleri iyiydi. İttihatçılar gelince onlarla arayı iyi tutup işlerini büyüttü. Şimdi işgal altında İngilizlerle iş yapıyor. Anlayacağınız her devrin adamı. Hala Hanım lükse düşkün, kocasını yönetmeyi seven bir kadın. Kızları Sabriye ise tam bir mirasyedi. Kamil Bey bu ortamdan sıkılsa da (her gün davet vardı.) ev geçindirmeye gücü yetmeyeceğini bildiği için susuyordu. Bir akşam önemli bir misafir gelecek diye her zamankinden daha özenli bir hazırlık yapıldı. Gelen bir İngiliz subayıydı. Kamil Bey'in Kerkük'te ki çiftliklerini satın almak istedi. Kamil Bey satmayacağını söyledi. İngiliz subay, enişte, hala, Sabriye epey ısrar etti. Hatta Sabriye cilve bile yaptı. Eğer satmazsa İngiliz, Kamil Bey'e kötülük yapabilirmiş. İstanbul'a tekrar asker çıkaracaklarmış, eğer kargaşa çıkarsa kendilerine düşmanlık edenleri öldürebilirlermiş. Kamil Bey, bu olaydan sonra taşınmayı iyice kafasına koydu. Anneannesinden kalan köşkü yaptırıp oraya taşınacak. Köşk, Kamil Bey'e tamir edilemez göründü. Komşusu Fuat Bey'in yardımıyla köşkün bir kısmını yıktırıp satıp gelen o parayla kalan kısmı oturacak kıvama getirdi. Üstüne elinde para bile kaldı. Kitapta Fuat Bey'den detaylı bahsediyor. İtalyan eşi kendisini aldatıp, çocuğu da alıp terk ediyor. Fuat Bey dervişliğe sığınıyor. Kamil Bey'ler taşındıktan bir zaman sonra da tüm parasını Kamil Bey'e bırakıp Anadolu'ya geçiyor. Bağlarbaşındaki köşkte yaşamaya başlıyorlar. Kamil Bey vakit geçirmekte epey zorlanıyor. Önce Don Kişot'u çevirmeye karar veriyor. Üç-beş sayfa çevirince bırakıyor. Resim yapıyor. Köşkün bahçesiyle uğraşıyor. Mahalledeki kahvede vakit öldürüyor. Avukat'a bazı dosyalar götürdüğünde beraber Adliye Sarayı'na gidiyorlar. Dö-nüşte Galatasaray Mektebinden sınıf arkadaşı Ahmet ile karşılaşıyorlar. Daha doğrusu Ahmet, Kamil Bey'i arıyormuş. Yardım istemek için. Ortak arkadaşları İhsan Bey'den bahsetmeye başladı Ahmet. İhsan Bey 4 yıl savaşmış, ciddi yararlılıklar göstermiş. Savaş sonrası da Anadolu'yu destekleyen bir gazete çıkarmış. Yargılanıp 10 yıla mahkum olmuş. Dergi için yardıma ihtiyaçları varmış, Kamil Bey para isteyeceklerini düşünüp üzüldü. Ancak Ahmet dergiyi çıkarmak için yardım istediklerini söyleyince Kamil Bey sevindi. Beraber hapishaneye İhsan'ı ziyarete gitti-ler. Yardım isteme fikri Ahmet'inmiş. Dergi çıkarmayı pek beceremiyormuş Ahmet, bu yüzden Kamil Bey'den yardım istemişler. Kamil Bey kabul etti. Ertesi gün Karadayı yazıhanesine gitti. Yoksulluk karşısında hayal kırıklığına uğrasa da pes etmeye niyeti yoktu. Nedime Hanımla tanıştı. İhsan Bey'in eşi. Hamile. Kamil Bey işi öğreniyor. Yazıhaneyi kendi eşyaları ile döşüyor. Çalışabilir yer haline dönüştürüyor. Yazıhane güzelleştikçe toplanma merkezi haline geliyor. Burada yazarın bazı tespitleri güzel, örneği; bizde edebiyatın olmaması ya da edebiyatta kadın karekterinin olmaması haremlik-selamlık ayrımına bağlıyor. Yazar takımımızın aslında zeki olduğunu ancak okumadıklarını söylüyor. Kamil Bey en azından Karadayı'da çalışarak, kocalık, babalık, vatandaşlık onuru-nu kurtarabileceğini düşünüyor. 10 sene sonra Ayşe, Kurtuluş Savaşı sırasında ne yaptığını sorduğunda Karadayı'yı çıkarıyorduk demek istiyor. En azından Karadayı'yı çıkarıyordum. Bu zamanda namuslu kalmanın tek yolu Anadolu'dan taraf olmakta. Günler böyle geçerken, Niyazi Bey ve Ahmet Bey telaşlı bir durumla gelir. Ararat Vapuru aracılığıyla Anadolu'ya cephane sevkiyatı yapılacak. Şirket önce 10 bin lira istemiş sonra 50 bine çıkarınca olay karışmış. Niyazi Bey banka soymayı düşündüğünü , bu parayı bulamazlarsa intihar edeceğini söyledi. Kamil Bey bu me-seleyi çözdü. Vapurun bağlı bulunduğu şirketin sahibini tanıyordu. Gidip sahibiyle konuştu. Görünen parayı patron değil çalışan istemiş. Ayrıca bir Türk de ortağıymış. Ararat Vapuru yola çıktı. Böylelikle mesele çözüldü. Ahmet Niyazi'ye olayı Nedime Hanım çözmüş gibi anlattı. Kamil Bey'de bozuntuya vermemiş. Ama hesaba katmadıkları bir durum var; Niyazi hain. Padişaha bağlı çalışıyor. Ayrıca şirketin bahsettiği ortak Türk de Niyazi. Parayı almasını Neriman Hanım önledi diye düşünüyor ve ondan intikam almak istiyor. Düşmanın saldırı planlarının Anadolu'ya gönderileceği sırada önce Ahmet tutuklatıyor. Sonra da Nedime Hanımı tutuklatmak istiyor. Ancak Kamil Bey Nedime Hanım yerine planları götürünce o yakalanıyor. Kamil Bey, evrakları Ramiz adında bir kahveciye verecekti. Ramiz de tutuklandı. Ancak Ramiz Anadolu'cu da olsa bir yolunu bulup beraat etti. Ramiz, Kamil Bey'i zafer yakın sizde çıkarsınız diyerek telkin etti. Ahmet yakalanınca ağır işkence görmüş. Bu yüzden tüm suçu Neriman Hanıma yıkmış. Sorguda Kamil Bey ile yüzleştiriyorlar. Kamil Bey, Ahmet'in önceden beri Neriman Hanıma aşık olduğunu, kendisi yerine İhsan Beyle evlenince üzüldüğünü, yıllar sonra tekrar görünce aşkının depreştiği yalanını uydurdu. Ahmet Neriman Hanıma iftira atıyordu. Bir de üstüne sorguda " Ben aşağılık bir adamım" diye ağlayınca sorgula-yan yüzbaşı'nın kafası karıştı. Ahmet o gece kendini asınca Kamil Bey bu iddiayı da saf dışı bırakmış oldu. Kamil Bey'e Neriman Hanımı "ispiyonlaması" karşılığında Roma'ya elçi olarak gönderileceği söyleniyor. Kamil Bey bunu kabul etmiyor. Nermin ile arası bozuluyor. Her taraftan baskı görse de kabul etmiyor. Yedi yıl kürek mahkumiyeti alıyor.
1000Kitap
Esir Şehrin İnsanlarıKemal Tahir · İthaki Yayınları · 201913,3bin okunma
·
268 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.