Beyaz Geceler , yalnızlığın "şiiri'dir." petersburg'un kalabalığı içindeki yalnızlığını hayallerinde avutmaya çalışan bir gençle, şehrin kenar mahallelerinde köhne bir eve sıkışıp kalmış bir genç kızın farkına varamadığı yalnızlığının kesiştiği noktada dostoyevski'nin gençlik coşkusuyla yazdığı bir şiir. hikayemizin kahramanı gençle, genç kızımız Nastenka'nın, yüreklerini ilk kez başka birine açmayı deneyimledikleri petesburg köprüsü 4 gecelik bir aşk öyküsüne sahne olur.
Bu romantik aşk hikayesinin anlatıcısı yirmili yaşlarında, oldukça hayalperest, asosyal biridir. adını öğrenemediğimiz hayalperest anlatıcı petersburg'un "beyaz geceler"inde sokakları arşınlar. insanları, binaları dikkatlice gözlemler, bunlar hakkında tespitlerde bulunur. yine böyle bir gecede nastenka adında bir genç kızla tanışır. birbirlerine kendi yaşam öykülerini anlatırlar. anlatıcı nastenka'ya giderek tutulduğunu fark eder; fakat derin duygularını gizler. nastenka ise yaşlı ninesinin kiracısı olan taşralı adama deli gibi aşıktır. adam, iş için gideceği moskova'dan bir yıl sonra döneceğini söyler ama tek bir mektup bile yazmaz... peki sonra, sonra ise her şey değişir.
öyküde "hayalperest" tanımlaması ilginçtir. "hayalperest" sıfatı kitapta aşkını, duygularını, hayatını hayallerinde yaşayan; toplumun dışına itilmiş insanlara yakıştırılmıştır.