·880 syf.····Okunma: 16 Mart 2022 18:09 Okuma etkinliği kapsamında Neal Stephenson'ın Seveneves isimli kitabını arkadaşlarla birlikte okuduk. Stephenson'ı üçümüz de merak ediyorduk, yanlış bilmiyorsam hepimiz için ilk Stephenson kitabı oldu ama sanırım hiçbirimiz için son kitabı olmayacak.
Konusundan başlamak gerekirse; Ay, bilinmeyen bir sebeple patlar (kitabın içine ettin diye kızmayın, kitabın ilk cümlesi bu) ve geriye 7 büyük parça kalır. Ancak bu parçalar sabit bir yörüngede olmadıkları için birbirlerine çarpıp daha küçük parçalara bölünmektedir. Neil deGrasse Tyson'a benzettiğimiz Dr. Doob ise (Bu arada bir tane de zengin eleman var, uzay madenciliği yapıyor. O da Elon Musk olsa gerek. Amerikan başkanı da Hillary Clinton olabilir, pek bir benzerlik var zira aralarında) bunun, yani büyük parçaların küçük parçalara dönüşmesinin Dünyamızın sonunu getireceğini anlar (nasıl olacağı temelde spoiler değil ama biraz merak unsuru kalsın). Çok kısa bir süre sonra yok olacağını ve bundan kurtulmanın hiçbir yolu olmadığını anlayan insanoğlu da, bu yok oluştan kurtulmanın çarelerini aramaya başlar. Bunların en başında da uzay kolonisi gelmektedir.
Kitap hard sci-fi olarak geçiyor yani hem bilimsel kısımları soft'lara göre daha yoğun hem de bu kısımların mümkün olduğunca gerçekçi olması gerekiyor. Örneğin çok severek okuduğum 3 Cisim Problemi de hard sci-fi olarak geçiyor ama onda henüz hipotez aşamasında olan çokça fikir vardı, bu kitap ise öyle değil, yörünge mekaniğinden asteroidlere, genetikten uzay bilimine kadar birçok konuda derinlemesine bilgi sunuyor. Hatta şöyle bir örnek vereyim, buzun viskide erimesini bile bilimsel dille anlatmış Stephenson. :)
Kitap 3 ana bölümden oluşuyor. İlk bölüm Ay'ın başına gelen felaket sonrası uzay kolonisi hazırlıklarını, ikinci bölüm bahsetmekten kaçındığım dünyanın sonunun nasıl olduğunu ve üçüncü bölüm de 5 bin yıl sonrasını anlatıyor. İzlediğim birkaç incelemede Stephenson'ın kitapları için "yavaş başlar ve garip biter" gibi bir yorum vardı ama bu kitap bırakın yavaş başlamayı, okuduğum en etkileyici girişlerden biriyle başlıyor ve hız kesmeden devam ediyor.
Genel olarak merak uyandırıcı, heyecanın dozunun pek düşmediği bir tempoda ilerliyor Seveneves. Yer yer bana "şu konu bitse de diğerine geçsek" dedirttiği zamanlar oldu ama bence kesinlikle sıkıcı veya kötü yazılmış bir kitap değil. Ama hani "overthinking" veya "overqualified" gibi terimler vardır ya, bir şeyin gereksiniminden daha iyi olduğunu söylemek için kullanılır, bu kitap için de sanırım "overscientific" denilebilir. Yani bilimsel açıklamalar o kadar yoğun ki, bilim kurgu hayranları bile zaman zaman sıkılabilir. Daha çok soft BK tercih eden okurların ise bu detaylarda boğulacağını düşünüyorum. Belki de çokça kitabı çevrilen Stephenson'ın bu kitabının çevrilmeyeşinin sebebi de budur.
Bir de ne hikmettir bilinmez, yani Seveneves'ten daha uzun kitaplar da okudum, ama bir şekilde bu kitapta ilerlemek çok zor göründü gözüme. Saatlerce okuduktan sonra, "Hah, en azından bi %20 ilerlemişimdir" diye bakıp sadece %6 ilerlediğimi görmek (ki birkaç kez oldu) bir garip hissettirdi. Bunu Stephenson'ın yörüngesinde olduğum için zamanın daha yakış akmasıyla açıklamam mümkün olabilir sanırım. :)
Kitapta beklentimi karşılamayan kısımlar da oldu ve bunlar genelde sosyolojik ve psikolojik unsurların biraz geri planda kalmasıydı. Ben yok olacağını anlayan insanların psikolojilerine biraz daha yakından tanık olmak isterdim. Ancak Stephenson bu konuları biraz üstün körü geçmeyi tercih etmiş. Adam tam bir nerd, pek umurunda olmamış da olabilir. :) Ayrıca Dünyanın sonunun geleceğini anlayan insanların tepkileri de biraz gerçek dışıydı, sanki herkes yıllardır bunu biliyor ve bekliyor da ona göre yaşıyormuş gibiydiler. Bu kısımlar kitabın bana göre en zayıf kalan kısmıydı.
Bununla birlikte uzayda binlerce yıl yaşamak zorunda kalan insanların bunu nasıl yapacaklarına dair detaylar da bence yetersiz idi. Yine aynı şey olacak belki ama aileleri yok olmuş kişilerin uzaydaki psikolojileri, aşmak zorunda kaldıkları sorunlar ve uzayda çok uzun süre kalmanın problemlerine dair detaylar pek yoktu. Başka konularda bilgi bombardımanına tutulmak yerine bunlara göz atabilmeyi tercih ederdim.
Bütün bu eksik yönlerine rağmen kitabın yine de harika olduğunu söylemek istiyorum. Bilim kurgu gözünden bakacak olursak doyuyoruz aslında bilime sonuna kadar, hatta doydum dediğinde "Ye, ye" diyerek tabağına yemek koymaya devam eden aile büyükleri gibi Stephenson bilgi yağdırmaya devam ediyor. Ama bence dengeyi biraz bilimsel yöne kaçırmış gibi, keşke edebi ve kurgusal yönüne de bu kadar ağırlık verebilseydi. Yani tüm kitabı makale gibi okudum demek haksızlık olacak ama yer yer böyle hissetmedim de değil. Aslında bakarsanız kitap biraz daha kısa olsa ve Stephenson sosyolojik ögelere ve karakter gelişimlerine biraz daha özen gösterebilseydi, bence 10/10'luk bir kitap olabilirdi. O yüzden 8/10 veriyorum kitaba.
Not: Kitabın ismi palindrom'muş, yeni fark ettim. :)