·544 syf.··Beğendi
···Okunma: 28 Şubat 2022 15:00 “O seni bulmadan sen onu bul…”
Orijinal adı “The Madman’s Tale” olan Şizofren; bir şizofreni hastası olan Francis Petrel’in yirmi bir yaşında ailesi tarafından akıl hastanesine gönderilmesiyle o hastanede yaşadığı dehşet verici hikâyesinin etkilerini anlatıyor. Petrel, yaşadığı gerçekliğe dönmesine rağmen halen daha işitsel sanrıları vardır. Bir gün Francis, Western State akıl hastanesinde yaşadıklarını yazmaya karar verir ancak hikâyesini kâğıtlara değil evinin duvarlarına yazar. Francis’in tedavi görmek için hastaneye yatışının ardından Sırık ona kötülüklerin başı olduğunu ifade ederek saldırmaya kalkar ancak itfaiyeci Peter onu kurtarır ve böylece dost olurlar. Hastanede bir gün stajyer hemşire olarak çalışan” Kısa Sarı” esrarengiz bir biçimde öldürülür. Kararlı bir dedektif olan Lucy Jones bu cinayeti soruşturma talebiyle hastanede araştırmalar yapmaya başlar. Lucy’ye Peter ve Francis C-Bird bu araştırmada eşlik edeceklerdir. Kendini Mısır İmparatoriçesi sanan Kleo katili gördüğünü C-Bird’e anlatır ve katile “Melek” diye hitap etmeye başlarlar. “Melek” dedikleri bu psikopatın kim olduğunu bulmak hiç kolay olmayacaktır.
Yazar John Katzenbach, şizofreni ve diğer psikiyatrik rahatsızlıkları hiçbir ayrıntıyı atlamadan çok iyi işlemiş kitabında. Farmakolojik yönden ilaçların yan etkilerini anlatarak başlatıyor hikâyesini. Daha sonra Western State Hastanesi’nde Francis ve onun gibi birçok psikiyatrik rahatsızlığı olan insanların davranışlarını Francis’in bakış açısıyla okurlarına aktarıyor. Okurken aynı zamanda şizofreni hastalığı olan bir bireyin; işittiği sanrıların kullandığı ilaçlar nedeniyle azalmasıyla, karar verme yetisinin ne kadar bozulduğunu okura fark ettiriyor. Ayrıca psikolojik yönü olan bu kitap aynı zamanda seri cinayetlerin işlendiği, katili sürekli merak ettiğiniz sürükleyici bir roman. Francis’in yaşadıklarına eşlik ederken onun hikâyesi sizin de zihninizi kurcalamaya devam edecek. Okurken siz de katilin gerçekten var olup olmadığını sorgulayacak kendinize hepsi Francis Petrel’in sanrıları mı sadece diye soracaksınız.
Gerilim ve adrenalinin yoğun olduğu bu kitabı yazar çok başarılı bir şekilde kurgulamış. Sizde elinizden bırakamayacaksınız.