·
Okunma
·
Beğeni
·
7.289
Gösterim
Adı:
Şizofren
Baskı tarihi:
2012
Sayfa sayısı:
544
ISBN:
6054629152
Kitabın türü:
Çeviri:
Elif Özkaya
Yayınevi:
Koridor Yayıncılık
Yirmi yıl önce Francis Petrel kendi iradesi yok sayılarak ailesi tarafından bir akıl hastanesine gönderilir ve uzunca bir müddet orada tutulur. Ta ki seri cinayetler işlenip hastanenin kapıları mühürleninceye dek. Yıllar sonra, üstü örtülü ve unutulmaya yüz tutmuş olaylar silsilesi kararlı bir dedektifin soruşturma talebiyle yeniden irdelenir. Francis yaşadığı gerçekliğe dönmüş olmasına rağmen hâlâ sesler duymakta ve ancak ilaçlarla bu sesleri susturabilmektedir. O günlere dair anıları içine bir korku salar ve o da yaşadığı her anı zihninin tozlu raflarından indirip gün ışığına çıkarmaya, yazmaya niyetlenir; elinde kısalıp duran kaleme bir palamar gibi asılarak. Kağıt yerine evinin duvarlarına yazmaktadır hikayesini. Karanlığın içinde ona göz kırpıp duran, delilerin kendisine “Melek” dediği ölüm saçan gizemli bir psikopatla baş etmek hiç kolay olmayacaktır. Gerçekte böyle biri var mı yok mu, o bile bilinmezken.

“Okumayı bitirdiğinizde bile onun hikayesi zihninizi kurcalamaya devam edecek… Katzenbach’ın bu muhteşem, gerilim dolu romanı müthiş bir sürükleyicilikle sizi hayal bile edemeyeceğiniz derinliklere çekiyor.”

The Miami Herald

“Elinizden bırakmak çok zor gelecek.”

Publishers Weekly

“İncelikle yazılmış, son sayfasına kadar merak uyandırıcı.”

The Boston Globe

“Katzenbach zirveye yaraşır bir eser yaratmış. Nefesinizi sıkı tutun, kitap sizi hayatın içindeymiş gibi hissedeceğiniz çok farklı bir yolculuğa çıkarıyor.”

The Denver Post

“Bu kitabı otobüste veya bir hastanenin bekleme salonunda okumanız tavsiye edilmez.”

Bookreporter
"Şizofren" ya da gerçek adıyla "Bir Delinin Hikâyesi", John Katzenbach'ın başyapıtlarından "Psikoanalist"in hemen ardından yazdığı çok iyi bir roman.

Türkçede yayınlanan kitaplarına genel anlamda baktığımızda John Katzenbach'ın kimlik meselesini dert edinen bir yazar olduğunu görüyoruz. Psikolojik gerilim kitaplarının genel meselesi olan katil kim? sorusu onun kitaplarında da var. Katzenbach psikolojik gerilim kitapları yazarken bu türde beklenmeyecek denli ağır akan, karakterlere ve mekânlara odaklanan, ilginç fikirler barındıran ama heyecan yaratması zor eserler ortaya koyuyor. Polisiye ya da psikolojik gerilim kitaplarında yazarların maharetlerini sergilediği baş döndürücü tuhaf olaylar ya da cinayet sahneleri Katzenbach'ta pek yok. Bu anlamda örneğin Grange, Wulf Dorn veya Tess Grietsen gibi benzer konuları işleyen yazarların kulvarından başka yerlerde geziniyor yazar; çünkü bence yazarın esas meselesi suçun, kötülüğün insan ruhuna verdiği zarar ve bıraktığı hasarı göstermek, ve bunu korkutarak değil, ağır ağır anlatarak yapmak. Bunu yaparken karakterlerinin gerçekliğine, derinliğine odaklanıyor Katzenbach; olayların ilginçliğini, şaşırtıcılığını, insanı şok eden kanlı sahneleri ve şiddeti kenara bırakıyor, olağan ve sıradan hayat akışları suç yüzünden bozulmuş insanların değişen psikolojilerini anlatıyor, onların sarsılan imajları ve sosyal statülerinin, hayatta normal ve sağlıklı olduklarının göstergesi olan konumları ve güçlerinin ellerinden kayıp gitmesi , ellerinden alınmasıyla bu insanların başbaşa kaldığı daha doğrusu bırakıldığı yüzleşmelere odaklanıyor.

Bu sefer Katzenbach bizi bir akıl hastanesine götürüyor. Francis Petrel 21 yaşında bir delikanlı ve ailesinin zoruyla buraya yatırılıyor. Western State akıl hastanesi eski bir yapı ve çok fazla sayıda insan kalıyor burada. Tabii ki burada da suç var: Bir katil hastaları öldürüyor. Katzenbach temel takıntısı olan kimlik meselesini yine masaya yatırıyor: deliler toplumdan dışlanmışlıkları ve hastalıkları sebebiyle kimliği olmayan, eksik kimlikli insanlar ve topluma kazandırılmaya çalışıyorlar. Kendileri olmak, düzelmek, iyileşmek için akıl hastanesi gibi mekânlarda bir arada tutuluyor ve tıbbi müdahalelerle, tedavilerle yaşamak zorunda kalıyorlar. Katzenbach bizi Francis Petrel'in darmadağınık, iç sesleri çıldırmış gibi konuşan iç dünyasına alarak Western State hastanesinde yaşayan akıl hastalarının neler yaşadığına bu tür kitaplarda veya filmlerde bekleyebileceğimiz klişeleri kullanmadan tanık ediyor. Yazarın ana meselesi olarak gerçek kimliğin bulunması, keşfedilmesi veya hastalıklı eski kimliğin geride bırakılması ya da eğer mümkünse iyileşmesi ise baş karakterimiz suçla, hastanedeki katil, yani hastaların ona taktığı isimle Melek'le yüzleşmeden gerçekleşmiyor. Hastanedeki hastaların/delilerin, hatta doktor ve çalışanların dahi önemsendiği ve kuşku uyandırıcı yan tipler olarak kullanılmadığı Şizofren, akıl hastanesini bir mekân olarak mümkün olduğunca hissettirmeye çalışıyor; hastaların iç dünyalarına bizleri alarak normal olmamanın ne demek olduğunu, dahil ve ait olamamanın ne gibi acı ve zorluklara sebep olduğunu çok iyi anlamamızı sağlıyor, öyle ki aslında oldukça keder dolu bir eser olarak bile görebiliriz Şizofren'i; çünkü Francis'in 20 sene öncesine ve bugüne gidip gelen hikâyesi büyük yalnızlıklarla ve kederle dolu. Okudukça görüyoruz ki hikâyesi anlatılmayanlar da aynı ızdırapla yaşıyorlar o hastanede. Dışarıda normallere ve normal bir hayata dahil olamadıkları noktada hastanede var olmaya çalışıyorlar.

Ben Şizofren'i çok beğendim. Hem severek, hem üzülerek okudum. Özellikle Katzenbach severlere öneririm.
Francis 'in hayatının gittiği yönü dehşetle okumuş ve etkilenmiştim.Akıl hastanesinde yaşadıkları,halüsinasyonları insan beyninin oyunları ve ötekileşme yolunda kayıp bir hayatın biraz ağır olan yazım dilini sıkılmadan okumuştum...
Psikoloji konularını sevenlerin sıkılmadan okuyacağı bir eser...

Benzer kitaplar

Başlarda nedense sıkıcı geldi ama sanırım benden kaynaklı. Pek bi okuma isteğim yoktu o aralar. Bıraktım tekrar başladım ve elimden bırakamadım. Polisiye türü ama daha çok psikolojik bir anlatımı var. Psikolojik tahlil içeren romanları sevdiğim için bu kitabı da çok sevdim.
Konusuna gelince Francis (C-bird) sesler duyan bir genç ve onu akıl hastanesine yatırıyorlar. Orda işlenen bir cinayeti çözmeye çalışıyor Peter (itfaiyeci) ve Lucy ile birlikte... Herkese ürperti veren bu katili yakalamak için yapılan planlar sonucu yaşanılanlar çok enteresan.
Kitabın isminden de anlasilacagi üzere psikolojik bir kitap bir şizofrenin gözünden okuyoruz kitabı adeta asıl kitap hastaneye yatırıldıktan sonra başlıyor zaten akıl hastanesinin nasıl bir yer olduğunu oradan dış dünyanın nasıl göründüğünü oradaki hastaların ne tür hastalar olduklarını az çok hayatlarını, düşüncelerini, hastane yönetimi ve düzenini yani yazar o ambiyası yaşattırıyor bize akıl hastanesine girip çıkmış gibi oluyor insan tabi bunlara bir şizofrenin gözlüğündenden bakıyoruz yalnız hasta kitapta sesler duymakta sadece, siluet gördüğünu okumadım ben sadece tek bir arkadaşı olan peter karakterini görmektedir tabi siluetin olmaması onun açısından avantaj olmuyor sesler onu intihara kadar sürüklüyor duymanın görmekten daha kötü bir durum olduğunu yansıtıyor yazar hastanın gözünden bzilere sonuçta bir f 12 ye bakarak zarar görmeyiz ama sesi bizi aşırı derecede rahatsız eder yazar burda seslerin daha önemli olduğunu dile getirmiş doğruda bir seçim yapmış. Daha sonra romana bir seri katil dahil oluyor ve bu romanı dahada akıcı bir hale getiriyor hastanede işlenen suçlardan yola çıkarak olaylar gelişiyor romanda katili bulma yolunda ilerliyor roman ve hemde hiç tahmin edilemeyecek bir katil bir film izlersin yada bir kitap okurken dersin ki katil kesin bu ama hic oyle bir durum yok romanda zekasına hayran kaldım bu arada katilin :) ve sona gelirsek bildiğiniz gibi şizofreni hastalığı tedavi olarak olumlu sonuçlanmıyor kolay kolay burdada iyilesmedigine sahit oluyoruz son sahnede peter ile konuşmasından yola çıkarak tabi ama roman mutlu sonla bitiriyor diyebilirim biraz uzun oldu inceleme ama elimden geldigi kadar kısa tutmaya çalıştım yani psikolji severlere tavsiye edebilirim.
Kitap tek kelimeyle büyüleyici. Yazarın anlatımı gerçekten çok başarılıydı , öyle ki her cümlenin altını çizip bir yerlere not etmemek için zor tuttum kendimi.
Kitap gerilim/gizem konulu olmasının yanında çıkarabileceğiniz deneyimler-tecrübeler de mevcut. Yazar küçük olaylara büyük anlamlar yükleyerek gerçekten çok başralı bir kitap ortaya çıkarmış.
Ayrıca anlatıcı kişinin akıl sağlının yerinde olmaması söylenenlerin ne kadarına inanmanız gerektiği konusunda sizi şüpheye düşürüyor. Ki bu kitabı daha da sürükleyici bir hale getiriyor.
İnsan hem hızlıca okuyup bitirmek ve sonunu öğrenmek istiyor hem de hiç bitmesin diye yavaş yavaş okumak istiyor.
Bence mutlaka okumanız gereken bir kitap.
9.sınıfta okuduğumu hatırlıyorum . Derslerde gizlice okumuştum. O iki puanı kırdım çünkü aradan 2 yıl geçti belki gözümden kaçan bir şeyler olmuştur diye. Ama kesinlikle sürükleyiciydi onu hatırlıyorum okunmalı.
Psikolojik gerilim türünde bir kitap olarak ilgimi çekmişti fakat beklentimi karşılamadı. Öncelikle yazar ayrıntılarla akıcılığı bozmuş. Kitap çok daha az cümleyle daha iyi olabilirdi. Böyle sağlam konusu olan bir kitaptan insan daha iyi bir kurgu ve akış bekliyor. Neticede bir akıl hastanesi ve orada kalan insanlar ana karakterler olunca onların dünyasına daha çok dahil olmak ilginç olur diye düşünüyordum. Ayrıca her karakterin bir takma adı olması karakterlerden beni uzaklaştırdı. Kitapla ilgili yorumlarda sürpriz bir sonu olduğu, çok sürükleyici olduğunu okumuştum. Bu beklentilerle kitabı sonuna kadar okudum. Ancak okumasam da olurmuş.
Harika okudukca okumak istedigim bir yazar sürükleyici bir roman bu yazari cok seviyorum gercekten okumayada devam edicem kesinlikle tavsiye ederim herkeze seve seve okunacak bir roman.
İki sene önce okumuştum ve gayet güzeldi. Katil kim diyorsun katili geçtim asıl kahraman kim onu bile anlamıyorsun kitabın son sayfasına kadar. Ruh Sağlığı Hastanesi'nde geçen katil kim olaylarını sıradan olmayan şekilde anlatılmış. Ben beğendim kitap polisiye kitabı olduğu için incelemeyi dev ayrintili yapmak istemedim. Umarım siz de beğenirsiniz.
Yazarın son kitabı (Tabu) hariç tüm kitaplarını okudum. Bana göre en iyi kitabı Şizofren.

Kitabı tam da okuduğum dönemde tesadüfen bir arkadaşımın şizofren teşhisi konmuş bir akrabasıyla ve ondan çok daha önce de kaldığım öğrenci evinin sahibi, yine şizofren teşhisi konmuş bayanla birkaç diyaloğum olmuştu. Okurken o diyalogları ve bende yarattığı hisleri hatırlamak, kitabın beni etkilemesine mutlaka ekstra katkıda bulunmuş olsa da, onlar düştükten sonra bile kitabın bende bıraktığı hissiyatı oldukça iyi.

Psikolojik gerilim arayanlar mutlaka okumalı derim.
"Dünya her zamanki dünya"
"Bizim burada düşünmemiz gereken, dünyada kendi oynadığımız rol."
John Katzenbach
Sayfa 80 - Bay Evans
Delilik,insana ilginç bir bakış açısı veriyor.İnsan, hayatta başına gelen birtakım şeyleri daha rahat kabulleniyor.
Gunduzleri herkes her seymis gibi davranabilir,ama sadece geceleri , dunya kepenkleri kapadiginda ortaya cikar gercek benligimiz.
John Katzenbach
Sayfa 249 - Koridor
Korku mantıksızdır , bilinmeyene parazit gibi yapışır.
Neden kaçmaya calışmıyorlar ?
Küçük kara iç çekti.
"Sende biliyorsun neden C-bird. Bol bol çitimiz, kilitli kapımız var ama olay ne çitlerde nede kapılarda. Buradakilerin kaçıp yanına gidecek kimsesi yoktur. Gidecek yerleri olmadığı için kimse bir yere gitmez. Bu kadar basit.
Yine bir başımaydım . Tabii anıları , hayaletleri ve uzun süredir bastırılmış seslerimin tanıdık mırıltılarını saymazsak .

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Şizofren
Baskı tarihi:
2012
Sayfa sayısı:
544
ISBN:
6054629152
Kitabın türü:
Çeviri:
Elif Özkaya
Yayınevi:
Koridor Yayıncılık
Yirmi yıl önce Francis Petrel kendi iradesi yok sayılarak ailesi tarafından bir akıl hastanesine gönderilir ve uzunca bir müddet orada tutulur. Ta ki seri cinayetler işlenip hastanenin kapıları mühürleninceye dek. Yıllar sonra, üstü örtülü ve unutulmaya yüz tutmuş olaylar silsilesi kararlı bir dedektifin soruşturma talebiyle yeniden irdelenir. Francis yaşadığı gerçekliğe dönmüş olmasına rağmen hâlâ sesler duymakta ve ancak ilaçlarla bu sesleri susturabilmektedir. O günlere dair anıları içine bir korku salar ve o da yaşadığı her anı zihninin tozlu raflarından indirip gün ışığına çıkarmaya, yazmaya niyetlenir; elinde kısalıp duran kaleme bir palamar gibi asılarak. Kağıt yerine evinin duvarlarına yazmaktadır hikayesini. Karanlığın içinde ona göz kırpıp duran, delilerin kendisine “Melek” dediği ölüm saçan gizemli bir psikopatla baş etmek hiç kolay olmayacaktır. Gerçekte böyle biri var mı yok mu, o bile bilinmezken.

“Okumayı bitirdiğinizde bile onun hikayesi zihninizi kurcalamaya devam edecek… Katzenbach’ın bu muhteşem, gerilim dolu romanı müthiş bir sürükleyicilikle sizi hayal bile edemeyeceğiniz derinliklere çekiyor.”

The Miami Herald

“Elinizden bırakmak çok zor gelecek.”

Publishers Weekly

“İncelikle yazılmış, son sayfasına kadar merak uyandırıcı.”

The Boston Globe

“Katzenbach zirveye yaraşır bir eser yaratmış. Nefesinizi sıkı tutun, kitap sizi hayatın içindeymiş gibi hissedeceğiniz çok farklı bir yolculuğa çıkarıyor.”

The Denver Post

“Bu kitabı otobüste veya bir hastanenin bekleme salonunda okumanız tavsiye edilmez.”

Bookreporter

Kitabı okuyanlar 429 okur

  • Nurdan özdemir
  • Selda
  • Gönül Mansuroğlu
  • Duru Ezel
  • Pelin
  • SihirliFlut
  • Veli Altinkaya
  • Zehra
  • Deep Down
  • Pelin Kandaş

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%4.5
14-17 Yaş
%13.5
18-24 Yaş
%21.8
25-34 Yaş
%25.6
35-44 Yaş
%23.7
45-54 Yaş
%10.3
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%0.6

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%74.9
Erkek
%25.1

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%23.9 (38)
9
%13.8 (22)
8
%27 (43)
7
%17 (27)
6
%6.9 (11)
5
%4.4 (7)
4
%3.1 (5)
3
%1.3 (2)
2
%0
1
%2.5 (4)

Kitabın sıralamaları