Şizofren

7,8/10  (104 Oy) · 
266 okunma  · 
97 beğeni  · 
4.239 gösterim
Yirmi yıl önce Francis Petrel kendi iradesi yok sayılarak ailesi tarafından bir akıl hastanesine gönderilir ve uzunca bir müddet orada tutulur. Ta ki seri cinayetler işlenip hastanenin kapıları mühürleninceye dek. Yıllar sonra, üstü örtülü ve unutulmaya yüz tutmuş olaylar silsilesi kararlı bir dedektifin soruşturma talebiyle yeniden irdelenir. Francis yaşadığı gerçekliğe dönmüş olmasına rağmen hâlâ sesler duymakta ve ancak ilaçlarla bu sesleri susturabilmektedir. O günlere dair anıları içine bir korku salar ve o da yaşadığı her anı zihninin tozlu raflarından indirip gün ışığına çıkarmaya, yazmaya niyetlenir; elinde kısalıp duran kaleme bir palamar gibi asılarak. Kağıt yerine evinin duvarlarına yazmaktadır hikayesini. Karanlığın içinde ona göz kırpıp duran, delilerin kendisine “Melek” dediği ölüm saçan gizemli bir psikopatla baş etmek hiç kolay olmayacaktır. Gerçekte böyle biri var mı yok mu, o bile bilinmezken.

“Okumayı bitirdiğinizde bile onun hikayesi zihninizi kurcalamaya devam edecek… Katzenbach’ın bu muhteşem, gerilim dolu romanı müthiş bir sürükleyicilikle sizi hayal bile edemeyeceğiniz derinliklere çekiyor.”

The Miami Herald

“Elinizden bırakmak çok zor gelecek.”

Publishers Weekly

“İncelikle yazılmış, son sayfasına kadar merak uyandırıcı.”

The Boston Globe

“Katzenbach zirveye yaraşır bir eser yaratmış. Nefesinizi sıkı tutun, kitap sizi hayatın içindeymiş gibi hissedeceğiniz çok farklı bir yolculuğa çıkarıyor.”

The Denver Post

“Bu kitabı otobüste veya bir hastanenin bekleme salonunda okumanız tavsiye edilmez.”

Bookreporter
  • Baskı Tarihi:
    2012
  • Sayfa Sayısı:
    544
  • ISBN:
    6054629152
  • Çeviri:
    Elif Özkaya
  • Yayınevi:
    Koridor Yayıncılık
  • Kitabın Türü:
Rogojin 
 07 Ağu 20:42 · Kitabı okudu · 3 günde · 10/10 puan

"Şizofren" ya da gerçek adıyla "Bir Delinin Hikâyesi", John Katzenbach'ın başyapıtlarından "Psikoanalist"in hemen ardından yazdığı çok iyi bir roman.

Türkçede yayınlanan kitaplarına genel anlamda baktığımızda John Katzenbach'ın kimlik meselesini dert edinen bir yazar olduğunu görüyoruz. Psikolojik gerilim kitaplarının genel meselesi olan katil kim? sorusu onun kitaplarında da var. Katzenbach psikolojik gerilim kitapları yazarken bu türde beklenmeyecek denli ağır akan, karakterlere ve mekânlara odaklanan, ilginç fikirler barındıran ama heyecan yaratması zor eserler ortaya koyuyor. Polisiye ya da psikolojik gerilim kitaplarında yazarların maharetlerini sergilediği baş döndürücü tuhaf olaylar ya da cinayet sahneleri Katzenbach'ta pek yok. Bu anlamda örneğin Grange, Wulf Dorn veya Tess Grietsen gibi benzer konuları işleyen yazarların kulvarından başka yerlerde geziniyor yazar; çünkü bence yazarın esas meselesi suçun, kötülüğün insan ruhuna verdiği zarar ve bıraktığı hasarı göstermek, ve bunu korkutarak değil, ağır ağır anlatarak yapmak. Bunu yaparken karakterlerinin gerçekliğine, derinliğine odaklanıyor Katzenbach; olayların ilginçliğini, şaşırtıcılığını, insanı şok eden kanlı sahneleri ve şiddeti kenara bırakıyor, olağan ve sıradan hayat akışları suç yüzünden bozulmuş insanların değişen psikolojilerini anlatıyor, onların sarsılan imajları ve sosyal statülerinin, hayatta normal ve sağlıklı olduklarının göstergesi olan konumları ve güçlerinin ellerinden kayıp gitmesi , ellerinden alınmasıyla bu insanların başbaşa kaldığı daha doğrusu bırakıldığı yüzleşmelere odaklanıyor.

Bu sefer Katzenbach bizi bir akıl hastanesine götürüyor. Francis Petrel 21 yaşında bir delikanlı ve ailesinin zoruyla buraya yatırılıyor. Western State akıl hastanesi eski bir yapı ve çok fazla sayıda insan kalıyor burada. Tabii ki burada da suç var: Bir katil hastaları öldürüyor. Katzenbach temel takıntısı olan kimlik meselesini yine masaya yatırıyor: deliler toplumdan dışlanmışlıkları ve hastalıkları sebebiyle kimliği olmayan, eksik kimlikli insanlar ve topluma kazandırılmaya çalışıyorlar. Kendileri olmak, düzelmek, iyileşmek için akıl hastanesi gibi mekânlarda bir arada tutuluyor ve tıbbi müdahalelerle, tedavilerle yaşamak zorunda kalıyorlar. Katzenbach bizi Francis Petrel'in darmadağınık, iç sesleri çıldırmış gibi konuşan iç dünyasına alarak Western State hastanesinde yaşayan akıl hastalarının neler yaşadığına bu tür kitaplarda veya filmlerde bekleyebileceğimiz klişeleri kullanmadan tanık ediyor. Yazarın ana meselesi olarak gerçek kimliğin bulunması, keşfedilmesi veya hastalıklı eski kimliğin geride bırakılması ya da eğer mümkünse iyileşmesi ise baş karakterimiz suçla, hastanedeki katil, yani hastaların ona taktığı isimle Melek'le yüzleşmeden gerçekleşmiyor. Hastanedeki hastaların/delilerin, hatta doktor ve çalışanların dahi önemsendiği ve kuşku uyandırıcı yan tipler olarak kullanılmadığı Şizofren, akıl hastanesini bir mekân olarak mümkün olduğunca hissettirmeye çalışıyor; hastaların iç dünyalarına bizleri alarak normal olmamanın ne demek olduğunu, dahil ve ait olamamanın ne gibi acı ve zorluklara sebep olduğunu çok iyi anlamamızı sağlıyor, öyle ki aslında oldukça keder dolu bir eser olarak bile görebiliriz Şizofren'i; çünkü Francis'in 20 sene öncesine ve bugüne gidip gelen hikâyesi büyük yalnızlıklarla ve kederle dolu. Okudukça görüyoruz ki hikâyesi anlatılmayanlar da aynı ızdırapla yaşıyorlar o hastanede. Dışarıda normallere ve normal bir hayata dahil olamadıkları noktada hastanede var olmaya çalışıyorlar.

Ben Şizofren'i çok beğendim. Hem severek, hem üzülerek okudum. Özellikle Katzenbach severlere öneririm.

Nurhan Işkın 
16 Ağu 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Francis 'in hayatının gittiği yönü dehşetle okumuş ve etkilenmiştim.Akıl hastanesinde yaşadıkları,halüsinasyonları insan beyninin oyunları ve ötekileşme yolunda kayıp bir hayatın biraz ağır olan yazım dilini sıkılmadan okumuştum...
Psikoloji konularını sevenlerin sıkılmadan okuyacağı bir eser...

İbrahim Koç 
 09 Nis 02:32 · Kitabı okudu · 9 günde · 8/10 puan

Kitabın isminden de anlasilacagi üzere psikolojik bir kitap bir şizofrenin gözünden okuyoruz kitabı adeta asıl kitap hastaneye yatırıldıktan sonra başlıyor zaten akıl hastanesinin nasıl bir yer olduğunu oradan dış dünyanın nasıl göründüğünü oradaki hastaların ne tür hastalar olduklarını az çok hayatlarını, düşüncelerini, hastane yönetimi ve düzenini yani yazar o ambiyası yaşattırıyor bize akıl hastanesine girip çıkmış gibi oluyor insan tabi bunlara bir şizofrenin gözlüğündenden bakıyoruz yalnız hasta kitapta sesler duymakta sadece, siluet gördüğünu okumadım ben sadece tek bir arkadaşı olan peter karakterini görmektedir tabi siluetin olmaması onun açısından avantaj olmuyor sesler onu intihara kadar sürüklüyor duymanın görmekten daha kötü bir durum olduğunu yansıtıyor yazar hastanın gözünden bzilere sonuçta bir f 12 ye bakarak zarar görmeyiz ama sesi bizi aşırı derecede rahatsız eder yazar burda seslerin daha önemli olduğunu dile getirmiş doğruda bir seçim yapmış. Daha sonra romana bir seri katil dahil oluyor ve bu romanı dahada akıcı bir hale getiriyor hastanede işlenen suçlardan yola çıkarak olaylar gelişiyor romanda katili bulma yolunda ilerliyor roman ve hemde hiç tahmin edilemeyecek bir katil bir film izlersin yada bir kitap okurken dersin ki katil kesin bu ama hic oyle bir durum yok romanda zekasına hayran kaldım bu arada katilin :) ve sona gelirsek bildiğiniz gibi şizofreni hastalığı tedavi olarak olumlu sonuçlanmıyor kolay kolay burdada iyilesmedigine sahit oluyoruz son sahnede peter ile konuşmasından yola çıkarak tabi ama roman mutlu sonla bitiriyor diyebilirim biraz uzun oldu inceleme ama elimden geldigi kadar kısa tutmaya çalıştım yani psikolji severlere tavsiye edebilirim.

9.sınıfta okuduğumu hatırlıyorum . Derslerde gizlice okumuştum. O iki puanı kırdım çünkü aradan 2 yıl geçti belki gözümden kaçan bir şeyler olmuştur diye. Ama kesinlikle sürükleyiciydi onu hatırlıyorum okunmalı.

Rose Rutherford 
27 Haz 12:09 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 10/10 puan

Kitap tek kelimeyle büyüleyici. Yazarın anlatımı gerçekten çok başarılıydı , öyle ki her cümlenin altını çizip bir yerlere not etmemek için zor tuttum kendimi.
Kitap gerilim/gizem konulu olmasının yanında çıkarabileceğiniz deneyimler-tecrübeler de mevcut. Yazar küçük olaylara büyük anlamlar yükleyerek gerçekten çok başralı bir kitap ortaya çıkarmış.
Ayrıca anlatıcı kişinin akıl sağlının yerinde olmaması söylenenlerin ne kadarına inanmanız gerektiği konusunda sizi şüpheye düşürüyor. Ki bu kitabı daha da sürükleyici bir hale getiriyor.
İnsan hem hızlıca okuyup bitirmek ve sonunu öğrenmek istiyor hem de hiç bitmesin diye yavaş yavaş okumak istiyor.
Bence mutlaka okumanız gereken bir kitap.

Feyza 
 11 Haz 03:54 · Kitabı okudu · 3 günde · 5/10 puan

Psikolojik gerilim türünde bir kitap olarak ilgimi çekmişti fakat beklentimi karşılamadı. Öncelikle yazar ayrıntılarla akıcılığı bozmuş. Kitap çok daha az cümleyle daha iyi olabilirdi. Böyle sağlam konusu olan bir kitaptan insan daha iyi bir kurgu ve akış bekliyor. Neticede bir akıl hastanesi ve orada kalan insanlar ana karakterler olunca onların dünyasına daha çok dahil olmak ilginç olur diye düşünüyordum. Ayrıca her karakterin bir takma adı olması karakterlerden beni uzaklaştırdı. Kitapla ilgili yorumlarda sürpriz bir sonu olduğu, çok sürükleyici olduğunu okumuştum. Bu beklentilerle kitabı sonuna kadar okudum. Ancak okumasam da olurmuş.

Kitap çok sürükleyici bir hikayeyi anlatıyor . Kitaptaki ana karakteri biraz çözümleyince kitabın isminden yola çıkarak çok farklı bir son akla geliyor, ama yazar çok şaşırtmış . Ama açıkçası kitabın akışına ne kadar hayran kaldıysam, kitabın sonunda da o kadar dudaklarımı büzdüm. Pek orijinal bir son gelmedi bana. Çünkü yazarın dili inanılmaz güzel ve kendine hayran bırakıyor. Ama kesinlikle sınırlı bir hayal gücü sunmuş. Olay akıl hastalarının(psikiyatri alanındaki sınırlı bilgim ancak bu şekilde betimlemeye yetiyor) arasında geçtiği için bir psikiyatriyle ilgili birçok yeni sözcük öğrendim.

Gülşah Tütüncü 
13 Kas 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Yazarın son kitabı (Tabu) hariç tüm kitaplarını okudum. Bana göre en iyi kitabı Şizofren.

Kitabı tam da okuduğum dönemde tesadüfen bir arkadaşımın şizofren teşhisi konmuş bir akrabasıyla ve ondan çok daha önce de kaldığım öğrenci evinin sahibi, yine şizofren teşhisi konmuş bayanla birkaç diyaloğum olmuştu. Okurken o diyalogları ve bende yarattığı hisleri hatırlamak, kitabın beni etkilemesine mutlaka ekstra katkıda bulunmuş olsa da, onlar düştükten sonra bile kitabın bende bıraktığı hissiyatı oldukça iyi.

Psikolojik gerilim arayanlar mutlaka okumalı derim.

Hatice Sultan 
05 May 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Yazarını görünce kitabın konusuna dahi bakmaya gerek görmedim,hemen aldım.Kitaba başladıktan sonra ise bir türlü kitabı elimden bırakamadım.Psikoloji üzerine yazılmış en iyi kitaplardan diyebilirim,hatta psikoloji üzerine yazan en iyi yazar diyebilirim.Kitabı okurken sayfalar akıp gitti parmaklarımın arasından anlatım o kadar güzel, o kadar sürükleyici ki kitabı bırakamadım elimden.Olay örgüsü insanı sıkmayacak şekilde kurulmuş sıkıcı betimlemeler,bilimsel anlatımlar yok.Ben okurken zevk aldım ve merakla sonunu bekledim.

Furkan Narin 
17 Haz 19:53 · Kitabı okudu · 6/10 puan

Kitap şizofreni hastalığına yakalanan bi adamın hayat zorluklarından çok yatırıldığı toplum ve ruh sağlığı merkezindeki cinayet ler üzerine durulmuş bi kitap . Kitabın son 80 sayfası hariç hep aynı yerde dönüp duruyor diyebilirim . Son 80 sayfası oldukça güzeldi fakat sadece 80 sayfa için bu kadar sayfa bence zaman kaybı.

4 /

Kitaptan 77 Alıntı

Ebrar Erdal 
17 Mar 16:08 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Delilik,insana ilginç bir bakış açısı veriyor.İnsan, hayatta başına gelen birtakım şeyleri daha rahat kabulleniyor.

Şizofren, John Katzenbach (Sayfa 12)Şizofren, John Katzenbach (Sayfa 12)
Tuncay Canımoğlu 
27 May 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Gunduzleri herkes her seymis gibi davranabilir,ama sadece geceleri , dunya kepenkleri kapadiginda ortaya cikar gercek benligimiz.

Şizofren, John Katzenbach (Sayfa 249 - Koridor)Şizofren, John Katzenbach (Sayfa 249 - Koridor)
Ebrar Erdal 
26 Mar 16:06 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Korku mantıksızdır , bilinmeyene parazit gibi yapışır.

Şizofren, John Katzenbach (Sayfa 150)Şizofren, John Katzenbach (Sayfa 150)
İbrahim Koç 
 06 Nis 13:39 · Kitabı okudu · İnceledi · 8/10 puan

Belki de bizi yer çekimi delirtiyor. Bizi toprağa mıhlıyor. Düşüncelerimizin yükselip yayılmasını engelliyor.

Şizofren, John Katzenbach (Sayfa 375)Şizofren, John Katzenbach (Sayfa 375)
Ebrar Erdal 
25 Mar 00:42 · Kitabı okudu · Puan vermedi

...hastanenin kendi içinde özel bir evren olduğunu, bizim de onun içindeki, göremediğimiz çekim güçleri tarafından yerlerinde tutulan gezegenler olduğumuzu , uzayda kendi yollarımızda yörüngemizi çizdiğimiz ama yinede birbirimize bağımlı olduğumuzu, bağlantılı olarak da ayrı olduğumuzu düşünüyordum.

Şizofren, John Katzenbach (Sayfa 147)Şizofren, John Katzenbach (Sayfa 147)
İbrahim Koç 
 30 Mar 11:28 · Kitabı okudu · İnceledi · 8/10 puan

Sesler bir anlamda bana yoldaşlık ederdi, özellikle de pek arkadaşım olmadığı düşünülürse.

Şizofren, John Katzenbach (Sayfa 9)Şizofren, John Katzenbach (Sayfa 9)
İbrahim Koç 
 30 Mar 11:43 · Kitabı okudu · İnceledi · 8/10 puan

Belki de diğer insanların duyamadığı sesler duyuyorsunuzdur.

Şizofren, John Katzenbach (Sayfa 32)Şizofren, John Katzenbach (Sayfa 32)
İbrahim Koç 
31 Mar 02:30 · Kitabı okudu · İnceledi · 8/10 puan

Akıl hastanesi
Neden kaçmaya calışmıyorlar ?
Küçük kara iç çekti.
"Sende biliyorsun neden C-bird. Bol bol çitimiz, kilitli kapımız var ama olay ne çitlerde nede kapılarda. Buradakilerin kaçıp yanına gidecek kimsesi yoktur. Gidecek yerleri olmadığı için kimse bir yere gitmez. Bu kadar basit.

Şizofren, John Katzenbach (Sayfa 75)Şizofren, John Katzenbach (Sayfa 75)