Profesör

8,0/10  (50 Oy) · 
115 okunma  · 
48 beğeni  · 
1.498 gösterim
Aklının sana oynadığı oyuna ne kadar direnebilirsin?

Psikoloji profesörü Adrian yakında hafızasını kaybedip öleceğini öğrenir. O an aklında tek bir düşünce vardır: Eve gidip hayatına kendi elleriyle son vermek. Ancak birkaç saat sonra yolda on altı yaşlarında sırt çantalı bir kız görür. Hemen ardından bir araç onu zorla alıkoyar ve gözden kaybolur. Profesör şaşkındır. Gördükleri bir illüzyon mudur yoksa gerçekten gözlerinin önünde bir kaçırılma olayı mı gerçekleşmiştir? Eğer öyleyse harekete geçmek zorundadır, zaten kaybedeceği hiçbir şey kalmamıştır.

Sayılı günleri kalmışken ve hafızası ona her an yeni oyunlar oynarken, labirentin içine sıkışmış bir fare gibi ondan yardım bekleyip beklemediğine bile emin olamadığı bu kızı kurtarmaya çalışmak ne kadar mantıklıydı? Hastalığı onun bu bulmacayı çözmesine yardım mı edecekti yoksa gördüğü halüsinasyonlar onu hiç planlamadığı bir sona mı götürecekti?

"Katzenbachın kurgu yeteneğine sahip çok az yazar var."
People
  • Baskı Tarihi:
    Mart 2013
  • Sayfa Sayısı:
    512
  • ISBN:
    9786054629343
  • Orijinal Adı:
    Der Professor
  • Çeviri:
    Ender Nail
  • Yayınevi:
    Koridor Yayıncılık
  • Kitabın Türü:
Rogojin 
 15 Ağu 20:53 · Kitabı okudu · 6 günde · 10/10 puan

Bu kitabı okurken sinirden yerimde duramadım açıkçası. Türkçeye çevrilmiş bütün Katzenbach kitaplarını- bir tanesini yarım bırakmış olsam da- bitirirken, yazarın maharetini bir kez daha gösteren oldukça iyi bir eser okuduğuma memnunum, ama hiç bir eserini okurken bu kadar öfke hissetmemiştim.

Katzenbach yine bir suç hikâyesi anlatıyor, ama bu sefer binlerce insan söz konusu. Birileri suç işlerken diğerlerinin online olarak ortak olduğu, izlemekten haz aldığı, sosyal medyanın ve internetin insanların sapkınlıklarını körüklediği ve teşvik ettiği bir ortamdayız bu sefer. 16 yaşında bir genç kız kaçırılıyor ve buna sadece hastalığı sebebiyle bir kaç sene ömrü kalmış olan bir psikoloji profesörü tanık oluyor. Kaçırılan kızın aslında internette -derin webte herhalde- online olarak sadece özel müşterilere online yayın yapan bir sitede teşhir edildiğini, adının kendisinden önceki kurbanlara uygun olarak 4 Numara olduğunu, ve izleyiciler açısından da söz konusu yayının 4.Bölüm adını taşıdığını öğreniyoruz.

Türkçeye çevrilmeyen diğer eserlerini bilmiyorum, ama Türkçeye çevrilen Psikoanalist, Tabu, Şizofren, Kızıl 1-2-3 ve Sıradaki Sensin adlı eserlerinde yazarın insanın sinirleriyle bu kadar oynamadığını söyleyebilirim. Bu anlamda Profesör tipik psikolojik gerilim kitaplarının izinden gidiyor. Ancak yine söyleyebilirim ki Katzenbach bu tipik konuyu kendi çizgisine uyacak şekilde sunuyor: şiddet sahnelerinin dozu yavaş yavaş artarken diğer kitaplarda rahatça okuyabileceğimiz sahnelerin bazılarını bize anlatmıyor ve es geçiyor. Art arda gelen şok edici, göz boyayıcı klişe olaylar, ya da gerilim kitaplarında yem olarak görülebilecek ucuz oyunlar burada yok, her ne kadar adını saydığım kitaplardakine kıyasla daha hızlı bir akışa ve daha diyaloglara dayalı bir yapıya sahip olsa da Profesör oldukça iyi yazılmış bir eser ve okunmayı da hak ediyor.

Kitabı okurken 12-13 sene önce Milliyet gazetesinde okuduğum bir röportaj aklıma geldi. Yazının konusu Kadıköy'de yakalanan snuff film videolarıydı. Söylenene göre, Kadıköy'de gecenin oldukça geç saatlerinde belli bölgelerde snuff filmler satılıyor ve deyim yerindeyse cdler elden ele geziyordu. Bu snuff filmler Balkanlar'daki savaşta yaşanan rezilliklerin ve insanlıktan çıkmış mahlûkatların neler yapabileceğinin bir örneğiydi: videolarda 5-6 yaşındaki çocuklar yaşlı adamlara peşkeş çekiliyor, bu çocuklar bu adamları elle tatmin etmeye zorlanıyor, tecavüze uğruyor ve ardından asit tanklarına atılarak öldürülüyordu. Bunu yapanlar, bunu filme çekenler, bu filmleri çoğaltanlar ve filmleri büyük paralar vererek izleyenlerin hepsi aynı suçu ortaklaşa işliyorlardı. Kitap işte adını koyamadığım bu vahşiliğin, canavarlığın bir başka örneğini anlatıyor.Suçun bu kadar kolaylaşması, sapkınlık ve kötülüğün böylesine yaygınlaşması, tüketilecek bir nesne hâline getirilerek insanların ahlâk çemberlerinin dışına atılması ya da ahlâkın insanı insan yapan değerler çemberinden kovulması konusunda neredeyse dudak uçuklatacak bir örnek koyuyor ortaya.

Katzenbach'ın ana temalarından birisi olan kimlik meselesi burada yine karşımıza çıkıyor: birisi sağlık ve yaşlılık sebebiyle, diğeri kötülük ve suçla yok edilen, insanların elinden alınan kimliklerle karşı karşıyayız; bizi biz yapan şeyler doğanın akışı gereği ya da insanların suçla müdahalesiyle elimizden alınırken ne yapabiliriz, başkalarına mı dönüşürüz, direnebilir miyiz, yoksa bir diğerimizin hayatta kalması için feda mı ederiz kendimizi, diye düşündürüyor bizi eser. İkisi de kendisi kalmaya ve gerçeklikle bağlarını koparmamaya çalışan karakterlerimiz şiddet arttıkça ciddi sonuçları olan kimlik krizleriyle karşılaşıyorlar..ya hayatta kalacaklar ya da ölecekler.

Katzenbach kitaplarında suç, hayatın akışına yapılan bir müdahale; ister bir intikam amacı, ister bir sapkınlık, isterse savaşı ve militarizmi protesto biçimi olsun şiddet hayatın bir parçası, ve Katzenbach karakterleri bu müdahaleyle yüzleşerek hayatta kalmaya çalışıyor, suça bakarak hayatlarını değerlendirerek kendilerini değişmeye, yüzleşmeye, yeni kimliklerini inşa etmeye ya da bu kimliği kabul etmeye zorlanıyor ya da çağrılıyorlar. Psikoanalist'te karakterimiz kendine suçu dışlamayan yepyeni bir kimlik kurarken Sıradaki Sensin'in finalinde kimliği belirsiz ceset bize "katil kim?" sorusunun cevabını her zaman bilemeyeceğimizi ima ediyor, Şizofren'de günlerdir aklımdan çıkmayan Francis Petrel akıl hastanesinin zifiri karanlık geçitlerinde yüzünü, adını bilmediği ve kâbuslarında kendisini bırakmayan katil Melek'le ve korkusuyla yüzleşerek kendisi olmak için bütün hayatını ortaya koyuyordu.

Koridor Yayınevi'ne yazarak yeni kitap ne zaman gelebilir diye sordum, ama anladığım kadarıyla hiç aceleleri yok. Bana beklemek kaldı...okumayanlara "Kızıl 1-2-3" adlı eseri hariç bütün kitaplarını öneriyorum yazarın.

Nurhan Işkın 
 10 Eki 2015 · Kitabı okudu · 6 günde · Beğendi · 10/10 puan

Profosör Adrian, hastalığının çok ileri boyutta olduğunu öğrendiğinde, hayatta kalmasının hiç bir anlamı olmadığının kararını almıştı...
Evine dönerken şahit olduğu kaçırılma olayını düşünmeme kararı alsa da halüsinasyonları ona tam tersini yapmasını öğütlüyordu...
Geçmişin de yaşadığı olaylar ile kaçırılan kız arasında sıkışıp kalmış nasıl ve nereden başlaması gerektiğini henüz çözememişti...
Dedektif Terri kayıp olan Jennifer' i bulmak için normal davranışlar sergilemeyen profesör Adrian'a ne kadar güvenebileceğini kestiremiyordu...
Jennifer kendine geldiğinde hayata olmasına sevinmekle beraber nelere maruz kalacağını ve bulunduğu ortamdan nasıl kurtulabileceğini düşünmekten kendini alamıyordu...

John Katzenbach insan beyninin sanrılarını ve psikolojik sorunların hayatta nelere mâl olacağını anlattığı bu romanı keyif ile okudum. Katzenbach'ın kalemini seviyorum...Psikolojik eser sevenlere tavsiye ederim...

Sena Üçüncü 
27 Oca 17:05 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Bu yazarın tarzı polisiye ve psikoloji. Kitaplarındaki karakterler psikolojik bir rahatsızlığa sahip genelde ve ayrıca cinayet,kaçırılma,tecavüz gibi olayları işliyor. Gittikçe saran bir üslubu var yazarın ayrıca. Tabu ve Psikoanalist kitaplarını okumayı istiyorum. :)

ilknur Gümülü 
10 Kas 2015 · Kitabı okudu · 7 günde · Beğendi · 8/10 puan

Biraz konusundan bahsetmeye kalksam bütün konuyu anlatacağımdan korkuyorum. Farklı bir konusu var. Hiç ummadığım bir anda beni gafil avladı. Kısacası okumalısınız.

Anıl Kabal 
13 Ağu 17:11 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Aklının sana oynadığı oyuna ne kadar direnebilirsin? Bir insanın belki de son düşünmek isteyeceği husus ölüm vaktidir. “Ne kadar zamanım kaldı; ne kadar kötü olabilir? Ama bu hikayede sorun Prof.Adrian’ın ne zaman öleceği değil, ne zaman unutacağı! Evet, belki hastalığın sonu ölüm ama ya son anda son dakika yani her şeye son vermeyi düşündüğünüz anda birinin hayatını kurtarabileceğinizi bilseydiniz. Hem de bu birisi 16 yaşında genç bir kız ise!! İşte hikaye de tam burada başlıyor. Kader, her şeyi unutmadan evvel hayatına son vermek isteyen Prof.Adrian ile evden kaçıp her şeyin daha güzel olacağını hayal eden 16 yaşındaki Jennifer’ın yollarını bu şekilde birleştiriyor. Genç kızları kaçırarak onları cinsel bir köle haline dönüştürüp internet dünyasında para kazanan aşık bir çift, bu sefer hedefine Jennifer’ı alıyor. Tesadüf eseri bu olaya tanık olan Adrian ise o an elinden bir şey gelmese de bu duruma daha fazla kayıtsız kalamayarak kendi başına bir soruşturmaya girişiyor. Peki ne biliyoruz? 16 yaşında bir kız kaçırılmış. Olayın ailesiyle bir alakası yok. Kızı kaçıranlar neden onun gibi birine ihtiyaç duyuyor? İnternet üzerinden tüm dünyaya servis edilen ve sonunda ölümün olduğu bir eğlence(işkence). Peki biraz da burada durup da düşünmemiz gereken bir nokta ok mu? Bu insanlar bu oyunu oynuyorsa ve karşılığında belirli bir ücret talep ediyorsa geniş bir de arz yelpazesi olması gerekmez mi? İnsanlar neden böyle bir cinsel eğilim içindeler. İnsanları bu sapıklığı izlemeye iten şey ne? Hem de karşılığında belirli bir ücret vererek ve yaşanılan her şeyin aslında gerçekten yaşanıldığını bilerek. Yetişkinler arasında seks olayları, üniversitede uyuşturucu ve alkole bağlı vakalar, seks partileri, profesyonel ya da amatör porno çekimler… Bunların hepsi yaşamın içinde olan şeyler ve kimseyi kandırmayalım, herkes kıyısından köşesinden hayatının bir köşesinde bunlardan birine veya birkaçına bulaşmıştır. Bunda yanlış bir şey yok bence; insanların karakterleri geç oturur ve eee nasıl diyebiliriz tüm bunlar özel alanımızın birer temasıdır. Ama genç bir kızın kaçırılıp gerçekten üzerinde her türlü psikolojik ve fizyolojik şiddet gibi cinsel bir sapkınlığı zevkle izlemek ve bir de buna para ödeyip daha fazlasını arzulamak insanlığın çok başka bir boyutu. Ben bir ülkenin lideri olsam üzgünüm ama böyle bir sapkınlığı gerçekleştireni de izleyeni de müebbet süreli toplumumdan uzaklaştırırdım. Çünkü bu insanlar oldukça tehlikeliler. Topluluğa zarar verme potansiyeli sıradan suçlular gibi olmayan insanlar bunlar. Neyse ki bu insanlar zevklerini başkaları ile paylaşma ihtiyacı hissediyorlar. Aksi takdirde ne bu insanların varlığından haberdar olabiliriz ne de onların toplumdan uzaklaştırılmasını sağlayabiliriz; ve yakalanmadan ölene dek bu suçu devam ettirebilirler.

Murat Cerez 
23 Haz 18:09 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Mukemmel akici ve elinizden birakmak istemeyeceginiz sekilde merak ettiren polisiye romani.Akilda kalan ruyalariniza giren en degerleri eserlerden bir tanesi.

Sibelbala 
20 Şub 2015 · Kitabı okudu · 6/10 puan

Katzenbatch her kitabında çıtayı biraz daha aşağıya çekiyor. Şizofrenden sonra Profesör de beklentimi karşılamadı. Anlatılan o kadar yabancı olmadığımız bir konu olunca Katzenbach'ın üslubu bile kurtaramamış. Ağır aksak giden kitabı beğenmedim tavsiye etmem.

Yazarın gerçekçiliği elden bırakmadan yazmaya çalıştığı psikolojik gerilim türünde bir kitap...Psiko analist kadar beğenmesem de, Katzenbach'ın iyi bir yazar olduğunu bize yeniden gösteren bir kitap olmuş. Türü ve yazarı sevenlere tavsiye ederim.

Murat kaya 
26 May 21:58 · Kitabı okumadı · Puan vermedi

Cok guzel surukleyici bir kitap jhon katzenbachin serilerindeki en guzeli benim icin diyebilirim elinizden birakmadan okuyacaksiniz emin olun iyi okumalar simdiden

Hayal Tuna 
05 Ara 2016 · Kitabı okudu · 6 günde · 5/10 puan

Profesör.. kitabın merak uyandırıcı olduğu doğru... ancak sadece merak uyandırıyor. Tam diyosunuz şimdi bişe olacak ama olmuyor. O merağın getirmiş olduğu beklentiyi karşılamıyor. Sırf kitabı yarım bırakmamak için ve sürekli kaçırılan kızın o anki işkencelerinden ve profesörün halisinasyonlarından ibaret bu kitabın nasıl bitebilirki merakı üzerine kitabı bitiriyorsunuz. Okunulacak bi kitap mı evet. Merak uyandırıyo mu evet. Konusu güzel mi evet. Peki beklentiyi karşılıyor mu hayır...

2 /

Kitaptan 29 Alıntı

Nurhan Işkın 
05 Eki 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Korku içimizdeki en iyi şeydir.Bizi güvende tutar ve gözümüzden kaçırdığımız, yeterince dikkat etmediğimiz durumlarda dahi dünyayı daha iyi anlamamızı sağlar.

Profesör, John Katzenbach (Sayfa 113)Profesör, John Katzenbach (Sayfa 113)
Nurhan Işkın 
10 Eki 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Dürüstlüğün, başarılarının en temel öğesi olduğu kanaatindeydi.

Profesör, John Katzenbach (Sayfa 404)Profesör, John Katzenbach (Sayfa 404)
Nurhan Işkın 
05 Eki 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

İçinde zincire asılmak, bağlı olduğu yerden kopartıp çıkartmak için müthiş bir istek duyuyordu.

Profesör, John Katzenbach (Sayfa 96)Profesör, John Katzenbach (Sayfa 96)
Nurhan Işkın 
10 Eki 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Çünkü o an için ölümü gülerek karşılamak mantıklı gelmişti.

Profesör, John Katzenbach (Sayfa 502)Profesör, John Katzenbach (Sayfa 502)
Nurhan Işkın 
 05 Eki 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Gülümsedi. Ama odadakilerden bir başkası da onun bu tuhaf haraketini fark etmişti.

Profesör, John Katzenbach (Sayfa 111)Profesör, John Katzenbach (Sayfa 111)
Nurhan Işkın 
10 Eki 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Bu onun iç dünyasında hiç bitmeyen bir mücadeleydi.

Profesör, John Katzenbach (Sayfa 325)Profesör, John Katzenbach (Sayfa 325)
Nurhan Işkın 
05 Eki 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Hissettiği rahatlık duygusundan aynı zamanda nefret etmişti.

Profesör, John Katzenbach (Sayfa 100)Profesör, John Katzenbach (Sayfa 100)
Nurhan Işkın 
10 Eki 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Her geçen saniye anılarına yoğunlaşmak zorlaşıyordu.

Profesör, John Katzenbach (Sayfa 465)Profesör, John Katzenbach (Sayfa 465)
Simge 
08 May 14:50 · Kitabı okudu

Bir şey yap! Herhangi bir şey! Bir şey yap ki gitmesinler!

Profesör, John Katzenbach (Sayfa 379 - Koridor Yayıncılık)Profesör, John Katzenbach (Sayfa 379 - Koridor Yayıncılık)
3 /