Adı:
Psikoanalist
Baskı tarihi:
2010
Sayfa sayısı:
491
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054188413
Kitabın türü:
Orijinal adı:
The Analyst
Çeviri:
İpek İbik
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Koridor Yayıncılık
53. doğum günün kutlu olsun, doktor. Ölümünün ilk gününe hoş geldin.

New York'lu bir psikanalist olan Dr. Frederick Starks tehdit dolu, gizemli bir mektup alır. Kendini, Rumpelstiltskin adlı bir adamın tasarladığı korkunç bir oyunun ortasında bulur. Kurallar bellidir: İki hafta içinde Starks onun kim olduğunu tahmin edebilirse özgürlüğünü geri kazanacaktır. Başarısız olursa Rumpelstiltskin, Dr. Starks'ın sevdiği 52 yakınını tek tek öldürecektir - ancak ona bir seçenek daha sunar: Kendini öldür.
Zamana karşı bu zorlu yarışta Starks'ın kaderi, intikamını dolambaçlı yollardan almak isteyen bir psikopatın ellerindedir. Bu deli adamı durdurmanın bir yolunu bulmak zorundadır... yoksa deliren kendisi olacaktır.


"HEM BİR GERİLİM ROMANI, HEM BİR VAROLUŞSAL TEZ, HEM DE FREUDYEN BİR CEHENNEM SEYİR RAPORU... Kusursuz bir zamanlama ile gerilimi asla elden bırakmıyor. Katzenbach öyle kıvrak bir anlatıma sahip ki kitabın atmosferi içinize işleyecek."
Washington Post


"Müthiş bir iç hesaplaşma. Çalınan kimlik, intikam ve benliğin keşfi üzerine yazılmış sonuna kadar özgün bir hikaye."
USA Today

"Sizi esir alacak... Defalarca okumak isteyeceksiniz."
Rocky Mountain News
Psiko Analist türündeki kitaplar her zaman dikkatimi çekmiştir. Bana okumayı sevdiren kitaplar polisiye türündeki kitaplar olduğu için yıllardan beri bu tarzdaki kitaplara karşı ayrı bir ilgim var. Psiko Analist ise içinde cinayetlerin, merak uyandırıcı olayların, sonu gelmez kovalamacaların olduğu bu türdeki yüzlerce kitaptan sadece biri. Polisiye-gerilim, psikolojik-gerilim unsurlarını içinde barındıran
Psiko Analist, okuduğum aynı kulvardaki diğer kitaplar arasında ortalamanın üstünde diyebileceğim bir kitap oldu. Frederick Starks isimli bir doktorun elli üçüncü doğum gününde aldığı bir mektupla başlayan kitabımız, bu mektup sonucunda gelişen olaylar nedeniyle Starks'ın hayatının mahvolmasıyla devam ediyor. Mektupta, doktorun geçmişte yaptığı bir şey sebebiyle hayatının darmadağın olduğunu
belirten şahıs, Starks'tan on beş gün içinde kendisinin kim olduğunu bulmasını istiyor. Stark kendine Rumplestiltskin diyen bu kişiyi bulamadığı takdirde intihar etmesi gerektiği talimatını alıyor, bunu yapamaması durumunda ise konuyla hiçbir bağlantısı olmayan akrabalarından birinin ölümüne sebep olacak.

Genelde bu türdeki kitaplarda bir cinayet olur ve olaylar tamamen bu cinayet ekseninde gerçekleşir, soruşturma olur, tanıklar sorgulanır, kanıtlar ele geçirilir vs. Ancak Psiko Analist'te durum böyle değil, bu da bu kitap özelinde en sevdiğim nokta oldu. Yani Psiko Analist'in daha değişik bir olay örgüsü var. Kitabın konusunu, kurgusunu, olayların akış ve anlatılış biçimini beğenerek okudum. Özellikle son yüz elli sayfa civarı oldukça merak uyandırıcı, dolayısıyla
sürükleyiciydi, kitabın sonunun da son derece tatmin edici olduğunu düşünüyorum, tatmin edici olmasının yanında şaşırtıcıydı da. Psiko Analist'e dair olumsuz düşüncem ise özellikle başlangıç kısmında karşıma çıkan yoğun betimlemeler ve ayrıntılardı. Bu tarz kitaplarda sürükleyicilik, okuru olaylardan koparmamak çok önemli olduğu için daha başlarda aşırı detaya yer verilmesi ilk olarak sıkılmama neden
olsa da ardından olayların ön plana geçmesiyle bu sıkıntı da yok olup gitti.
Merhaba 1K dostlarım :) Psiko Analist'i ben severek okudum. İntikam planı ustacaydı, bir anda hikayenin tersine dönmesi gerçekten ilginçti. Kendi adıma söylüyorum ki , benzer konulu bir kitap okumamıştım. Değişik geldi. Okumak isteyenler rahatlıkla, sıkılmadan okuyabilirler. Sevgiyle kalın :)
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (16.064 Oy)20.000 beğeni45.873 okunma3.643 alıntı193.675 gösterim
  • Olasılıksız
    8.6/10 (6.406 Oy)7.134 beğeni20.941 okunma798 alıntı117.466 gösterim
  • Aklından Bir Sayı Tut
    8.1/10 (2.644 Oy)2.353 beğeni9.437 okunma329 alıntı48.014 gösterim
  • Uçurtma Avcısı
    9.1/10 (10.061 Oy)11.855 beğeni29.801 okunma1.697 alıntı155.503 gösterim
  • Simyacı
    8.5/10 (8.292 Oy)9.285 beğeni27.751 okunma2.971 alıntı122.235 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (11.191 Oy)14.015 beğeni36.368 okunma3.819 alıntı154.359 gösterim
  • Şeker Portakalı
    9.0/10 (7.965 Oy)9.496 beğeni26.769 okunma1.833 alıntı136.773 gösterim
  • Satranç
    8.7/10 (9.790 Oy)9.751 beğeni27.415 okunma2.020 alıntı126.700 gösterim
  • Dönüşüm
    8.2/10 (8.974 Oy)9.242 beğeni30.385 okunma918 alıntı147.190 gösterim
  • Suç ve Ceza
    9.1/10 (6.768 Oy)8.236 beğeni22.425 okunma4.713 alıntı137.662 gösterim
Tüyler ürpertici konusuyla hadi konusunu geçtim ana karakteriyle beni kendine hayran bırakan yazarıma kucak dolusu sevgi gönderiyorum tam benlik , tam mizacıma yönelik müthiş bir iş çıkartmış ömrü uzun olasıca yine :)) şu sıcak yaz günlerinde konusu itibariyle çekilir mi çekilmez mi bilemem lakin kesinlikle göz ardı etmeyin derim. :))
New York'lu bir psikanalist olan Dr. Frederick Starks 53. doğum gününde tehditlerle dolu, sıra dışı bir mektup alır. Rumplestiltskin imzasını taşıyan mektup ile tüm hayatı, tüm düzeni yerle bir olur. Rumplestiltskin doktoru geçmişinde yaptığı bir hata yüzünden suçlamaktadır. Gerçek kimliğini bulmasını ve bu hatayla yüzleşmesini ister doktordan ve ona on beş gün süre verir. Eğer on beş gün içinde kim olduğunu bulamazsa, elli iki akrabasını tek tek öldürecektir. Ancak bir seçeneği daha vardır doktorun: “Kendini öldürmek”.

“Cehennem farklı biçimlerde sizi bulabilir, Doktor Starks. Beni de bunlardan biri olarak düşünün.”

Dr. Starks’ın görüşmediği, yüzlerini bile hatırlamadığı akrabaları bir psikopat tarafından tehdit edilmektedir.  Kendi kabuğunun içinde, sadece hastalarıyla görüşen ve tekdüze bir hayat süren doktor için zorlu ve hareketli bir süreç başlar. Bay R. bu süreçte boş durmaz. Dr.Starsk’a hayatı zindan etmek için her şeyi yapar. Hesaplarına el koyar, kariyerini mahvedecek suçlamalarda bulunur, başarıya ulaşıp kimliğini bulmasını sağlayacak yolları birer birer kapatır. Dr. Starks yıllardır oluşturduğu her şeyi kaybetmek üzeredir.

 “Etrafındaki dünya ona, can pazarındaki insanlar arasında kurulan bağlantılarla dolu bir ders verir gibiydi. Dönüş yolunda sokakları arşınlarken kendini neredeyse görünmez hissediyordu.Ricky tuhaf bir biçimde neredeyse şeffaf olduğunun farkına vardı. Yanından geçen hiç kimse, tek bir kişi bile, hayat bakışına onu dahil etmiyordu. Yüzü, görünüşü, varoluşunun ta kendisi onu takip eden adam dışında hiç kimseye bir şey ifade etmiyordu. Öte yandan ölümü ise tanımadığı bir akrabası için ciddi bir önem taşıyordu. Yaşamak ve ölmek arasındaki köprüler Rumplestiltskin ve vekili Virgil’a kadar, avukat Merlin ve muhtemelen daha tanımadığı bir sürü kişi arasındaydı. Ricky’ye öyle geliyordu ki, sanki bir doktor tarafından en kötü teşhis konulmuş ya da idam edilecekleri gün hakim tarafından belirlenmiş olan insanlarla dolu bir cehenneme girmişti.”

Orjinal ismi The Analyst olan, John Katzenbach imzasını taşıyan Psikoanalist yapı itibariyle üç bölümden oluşuyor. Birinci bölümün sonunda, çok farklı bir şekle bürünen roman şaşırtıcı ve sorgulayıcı bir yapıya bürünüyor.

Başka birinin hayatını kurtarmak için kendi hayatınıza son verebilir misiniz? Bir insanın sınırlarını ne belirler? Hiç kimseye bilinçli olarak zarar vermediğiniz bir yaşam sürerken, bir katile dönüşebilir misiniz? Şartlar mıdır bu değişime zorlayan, yoksa içinizde var olan şiddet eğiliminin ortaya çıkması mı? Bir insan ne kadar değişebilir? Yaşamınızı değiştirdiğinizde karakterinizi de değiştirebilir misiniz?

John Katzenbach, Dr. Frederick Starks’ın içine düştüğü çıkmazları anlatırken, bir yandan da Dr. Starks’ı mutlu olmadığı bir yaşamdan çıkartıp, gerçekte olmak istediği bir kişiye büründürüyor.

Şimdiye kadar okuduğum psikolojik gerilim romanlarından çok daha farklı bir yapıya sahip olan roman, uzun uzun anlatımlardan sıkılanlar için pek iç açıcı olmasa da, bu türü sevenler ve insan psikolojisinin derinliklerinde yolculuk yapmak isteyenler için güzel bir tercih olabilir. 
Yorumların hepsini okudum,arkadaşların hepsi çok beğenip tavsiye ediyorlar.Yorumları okurken şaşkınlığım arttıkça arttı kendimi sorguladım sende bir sorun mu var da kitabı beğenmedin diye ama ben gerçekten bu kitabı beğenmedim.Birçok nedeni var aslıda.
Birinci olarak yazar paragrafları,kahramanın düşüncelerini,betimleme ve açıklamaları o kadar uzun tutmuş ki kitabı bir sayfa okuyup bırakıyordum.Gerçekten kendi açımdan çok yavaş bir kitaptı.
İkinci olarak konusu güzel fakat çoğu yerde birbirine bağdaştıramayacağınız çok şey var.
Üçüncü olarak kitabın sonunu hiç tatmin edici bulmadım.Belki bu türde bir sürü kitap okuduğum için sert eleştiriyor olabilirim ama en uzun sürede okuduğum kitap olduğu için bence hak ediyor.
Dördüncü olarak yayınevi kaynaklı da olabilir kitapta çevirisi sıkıntılı cümleler,noktalama yanlışları ve basım hataları da vardı.
Keşke böyle bir şekilde eleştirmeseydim ama beğenmediğim kitapları pamuklara da sarmıyorum açıkçası.
Bizi biz yaptığını düşündüğümüz statümüz, toplumsal rollerimiz; bizi tanımlayan mesleğimiz, isimlerimiz, ekonomik gücümüz elimizden alınsa ve bize kendimizden başka hiç birşey kalmasa ne yaparız? Kendimiz olarak kalır mıyız, yoksa değişir miyiz? Bizler toplumsal kimliklerimizin bize sağladığı konforun içerisinde kendini gerçek anlamda tanımadan; gerçek sınırlarını, gerçekte yapabileceklerini bilmeden yaşayan insanlar mıyız? Bir gün birisi, bir düşman bizi biz yaptığını düşündüğümüz bütün bu şeyleri bizden almaya kalksa buna ne kadar direnebiliriz? Değişir miyiz? Başka bir insana dönüşür müyüz? O zaman biz hangisi oluruz? Eski kimliğimiz mi, yoksa bu yeni kimliğimiz mi biziz? Hangisiyiz?

*** Yazının bundan sonrası kitapla ilgili spoiler içeriyor!

Katzenbach'ın başyapıtı muazzam bir kimlik hikâyesi anlatıyor bize: Hayatını mahvetmeye yemin etmiş bir düşmanın elinde oyuncağa dönüşen ve kendisine sadece intihar etme seçeneği bırakılan 53 yaşındaki psikanalist Ricky kitabın ilk bölümünde inanılmaz bir yıkılış hikâyesiyle sahip olduğu, olduğu, kendisini kendisi yapan ya da öyle olduğunu düşündüğü herşeyi kaybediyor. İkinci bölümde Ricky'nin yeni hayatını, yeni kimliğini kurma sürecini ve hayatını mahveden insanı bulma serüvenini okuyoruz. Beklenebileceği gibi Ricky bu muammayı çözüyor, evet, ama hangisi gerçek Ricky artık? Eski kimliği mi, yeni kimliği mi? Böylece Katzenbach bizlere herşeyini yitirerek gerçek kimliğini bulan, yaşanan bütün kötü olaylar nihayetinde kendini keşfetme, kendini tanıma, Murathan Mungan'ın deyişiyle kendini oldurma sürecine dönüşen bir adamın hikâyesini anlatıyor.

Katzenbach'ın üslûbunda aceleye yer yok: olaylar ve karakterimizin ruh hâli birbirine paralel olarak birbirini sara sara genişliyor. Katzenbach karakterlerini ciddiye alıyor; olaylar her ne kadar şaşırtıcı, ilgi çekici olsa da yazar ucuz, basit, sığ heyecan yaratacak oyunlara başvurmuyor. Kalemi usûl usûl anlatıyor hikâyeyi. Ricky ağır ağır yıkılıyor; ağır ağır ayağa kalkıyor, artık başka bir insan olarak.

Başkalarını bilmiyorum, ama yazarın kimlik meselesi beni çok etkiledi. Neden diye düşününce,aynı şekilde Ann Rice'ın Vampirle Görüşme kitabının da beni bu derece etkilediğini hatırladım; orada da insan kimliğini sonsuza dek yitirmiş, vampir olmasına rağmen insani ahlâk kodlarını bırakamayan bir vampirin ahlâki çatışmaları anlatılıyor; karakterimiz vampir olarak yaşarken insan olmayı bir türlü bırakamıyor ve bu çatışmalar yüzünden ne yeni kimliğini tam anlamıyla yaşayabiliyor ne eskisine gerçek anlamda veda edebiliyordu. Katzenbach da kendi karakterini bunu andıran bir duruma sokuyor: kimlik meselesinin hem de yaşlılıkta bir sorun hâline gelmesi; psikiyatrist gibi insanların kimlikleri üzerine çalışan bir insanın bu sorunun öznesi olması, yeni kimliğin suça bulaşması ve dahası bu kimliğin artık sahiplenilmesi gibi bir çok noktada yazar kendi karakterini şekilden şekile sokarak ona yeni ufuklar açıyor. Kendi açımdan bunu etkileyici ve ilginç buluyorum.

Benim için de en sevdiğim ilk 20 roman içerisinde yer alan Psikoanalist'in çok iyi bir edebiyat eseri olduğunu düşünüyorum. Bu anlamda herkese öneririm.
Şiddetle ve de hiddetle tavsiye ediyorum.. Normalde kesinlikle psikoloji kitabi okumam ama bu kitap mükemmel.. :) O yüzden sizde okuyun özellikle psikoloji kitaplarına benim gibi ön yargılı arkadaşlar..
Benim için ayrıcalıklı bir polisiye yazarı olan John Katzenbach ın en güzel,en muhteşem kitabı. Bu kitaptan aldığım hazzı ne 'Profesör' den, ne 'Şizofren'den ne de 'Kızıl'dan alabildim. Hala zaman zaman sorgularım kendimi, nedir beni bu kitapta bu kadar büyüleyen diye. Tam bir cevap bulamamakla birlikte en mantığıma yakın olan, bende asla olmayan ve olmayacak olan kahramanın olaylara karşı gösterdiği metaneti ve cesareti. Hayran kaldım. İşte budur dediğim kitap.
Sürükleyici, soluksuz okunan, entrikalar karşısında zekayı konuşturan, geçmişi sorgularken güncelde ihaneti yaşatan, benzersiz, kıyas kabul etmeyen harikulade bir roman. Mutlaka okunmalı.
Hakkında okuduğum yorumlar olmasaydı, kitabı ilk üçte birini tamamlamadan bırakabilirdim. Bir polisiyede olması gereken aksiyon ne yazık ki geç başladı. Ancak sabrettiğime değdi. Oldukça kapsamlı bir intikam planı, ilginç karakterler ve psikanaliz ile ilgili detaylar belli bir noktadan sonra hikayeye ivme kazandırdı.
Kurgusu kesinlikle çok akıllıca düşünülüp, karakterlere bu kurgu çok iyi oturtulmuş bir şekilde. Güzel bir kurgu kitabı; kitabın ilk kelimelerinde, cümlelerinde, satırlarında olayın gidişatını derinden etkileyecek karakterlere yer verir. Kitabın herhangi bir kısmında geçmeyecek boş bir kişi, kitabın ana karakterlerini okuyucu kafasında tamda imgelemesini sağlayacak bu ilk satırlarda yerini alamaz. Bu bağlamda (dikkat spoi) Bay Zimmerman'ın Doktor Starks'ın ilk tanıttığı, karakteri betimlediği hastası olarak kitaba yön vereceğini ilk satırlarda kestirmiştim. İlerleyen satırlarda Zimmerman öldürülünce, egom tavan yaptı bir ve kitapla olan bağlantısını çözdüğümü düşündüm. "R.' nin kim olduğunu bu yüzden son sayfalara kadar bilemedim. Kim olabilir diye okurken düşünüp durdum. Kimin çıktığını fark ettiğim zaman şişirilmiş egomun önümü görmemi engelleğini fark ettim... Kısacası okurken çok keyif aldım. sizlere deiyi okumalar diliyorum.
Polisiye gerilim aksiyon kitaplarını seviyorum. Ama bu yazarın kitabını ilk defa okudum. Merak uyandıran bir kitap. Genelde bu tarz kitaplarda cinayet olduktan sonra üstüne kurgulanır kitap fakat bu sefer farklı bir tarz oldu. Şimdi ne olacak merakı kitabın sonuna kadar sizi sürüklüyor. Her bölümde yeni ipucu ne olacak merakı sürüklüyor. Tavsiye ederim.
Hiç tahmin yürütemediğim kitapları çok seviyorum, bu da onlardan biri. Tane tane ama akıcı bi intikam hikayesi. Hayatın dağıldıysa eğer ne kadar acımasız olabiliyorsun onuda bu hikayede ölçebilirsin. Kesinlikle okumalısınız.
"Kendi kötülüğünüzü görmezden gelip tüm dünyayı suçlamak daha kolay, değil mi?"
John Katzenbach
Sayfa 425 - Koridor yayıncılık
Ne de olsa bir psikanalist, hastasının en kışkırtıcı, en saldırgan davranışı karşısında sessizliğini koruyarak yanıt vermemenin bu hareketlerin psikolojik kökenlerine inmenin en akıllıca yolu olduğunu düşünürdü.
John Katzenbach
Sayfa 16 - Koridor Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Psikoanalist
Baskı tarihi:
2010
Sayfa sayısı:
491
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054188413
Kitabın türü:
Orijinal adı:
The Analyst
Çeviri:
İpek İbik
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Koridor Yayıncılık
53. doğum günün kutlu olsun, doktor. Ölümünün ilk gününe hoş geldin.

New York'lu bir psikanalist olan Dr. Frederick Starks tehdit dolu, gizemli bir mektup alır. Kendini, Rumpelstiltskin adlı bir adamın tasarladığı korkunç bir oyunun ortasında bulur. Kurallar bellidir: İki hafta içinde Starks onun kim olduğunu tahmin edebilirse özgürlüğünü geri kazanacaktır. Başarısız olursa Rumpelstiltskin, Dr. Starks'ın sevdiği 52 yakınını tek tek öldürecektir - ancak ona bir seçenek daha sunar: Kendini öldür.
Zamana karşı bu zorlu yarışta Starks'ın kaderi, intikamını dolambaçlı yollardan almak isteyen bir psikopatın ellerindedir. Bu deli adamı durdurmanın bir yolunu bulmak zorundadır... yoksa deliren kendisi olacaktır.


"HEM BİR GERİLİM ROMANI, HEM BİR VAROLUŞSAL TEZ, HEM DE FREUDYEN BİR CEHENNEM SEYİR RAPORU... Kusursuz bir zamanlama ile gerilimi asla elden bırakmıyor. Katzenbach öyle kıvrak bir anlatıma sahip ki kitabın atmosferi içinize işleyecek."
Washington Post


"Müthiş bir iç hesaplaşma. Çalınan kimlik, intikam ve benliğin keşfi üzerine yazılmış sonuna kadar özgün bir hikaye."
USA Today

"Sizi esir alacak... Defalarca okumak isteyeceksiniz."
Rocky Mountain News

Kitabı okuyanlar 791 okur

  • Gökçe Köseoğlu
  • İlker ŞİRİN
  • Şeyma Kınay
  • Tamer Sağcan
  • Hakan Kerem Yıldırım
  • Diş Perisi
  • Şüheda Görür
  • Evrim Günyeli
  • Göktuğ Turan
  • Umut Acun

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%3.3
14-17 Yaş
%5.4
18-24 Yaş
%25.2
25-34 Yaş
%30.6
35-44 Yaş
%26.9
45-54 Yaş
%7.4
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%1.2

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%71
Erkek
%29

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%25.2 (75)
9
%16.8 (50)
8
%28.2 (84)
7
%14.8 (44)
6
%8.7 (26)
5
%3 (9)
4
%2 (6)
3
%0.3 (1)
2
%1 (3)
1
%0

Kitabın sıralamaları