John Katzenbach

Yazar 7,9/10 · 561 Oy · 8 kitap · 1438 okunma ·  117 beğeni

Yazarın Bilgileri

Yazar İstatistikleri

117 okur beğendi.
561 puanlama · 451 alıntı
0 haber · 7.805 gösterim
1.438 okur kitaplarını okudu.
1.011 okur kitaplarını okumayı planlıyor.
74 okur kitaplarını şu anda okuyor.
29 okur kitaplarını yarım bıraktı.

Yazar ile İlgili Haberler

Henüz ilgili bir haber eklenmedi.

John Katzenbach'ın Resimleri Resim Ekle

Henüz yazara ait resim eklenmedi.

Paylaş

ya da direk bağlantıyı paylaş

John Katzenbach'ın Biyografisi

Amerikalı popüler bilim-kurgu yazarı.
Nurhan Işkın, bir alıntı ekledi.
25 Ağu 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Galiba mesafeler kısaldıkça insanlar birbirlerinden daha fazla uzaklaşıyorlar.

Tabu, John Katzenbach (Sayfa 121)Tabu, John Katzenbach (Sayfa 121)
Nurhan Işkın, bir alıntı ekledi.
29 May 2017 · Kitabı okudu · İnceledi · 10/10 puan

Bazı insanlar anıları tarafından boğulur.

Sıradaki Sensin, John Katzenbach (Sayfa 359)Sıradaki Sensin, John Katzenbach (Sayfa 359)
Yunus, bir alıntı ekledi.
13 May 18:33 · Kitabı okuyor

"Korku iyidir. Her türlü sıra dışı davranışı tetikleyebilir."

Psikoanalist, John Katzenbach (Sayfa 150 - Koridor yayıncılık)Psikoanalist, John Katzenbach (Sayfa 150 - Koridor yayıncılık)
Sinem Atılgan, bir alıntı ekledi.
 17 Eyl 2015 · İnceledi · 2/10 puan

"Eskiden olduğum kişi,şu anda olduğum kişi değil ve şu anda olduğum kişi,olabileceğim kişi değil."

Psikoanalist, John Katzenbach (Sayfa 400)Psikoanalist, John Katzenbach (Sayfa 400)
Nurhan Işkın, bir alıntı ekledi.
28 May 2017 · Kitabı okudu · İnceledi · 10/10 puan

İnsanların bilgiye, öğrenmeye ihtiyaçları var. Yoksa kendilerini nasıl koruyabilirler?

Sıradaki Sensin, John Katzenbach (Sayfa 139)Sıradaki Sensin, John Katzenbach (Sayfa 139)
ibiaryu, bir alıntı ekledi.
12 Mar 13:29 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

'' Ölmek , '' dedi , ''öyle basit bir olay ki... Ama ona zemin hazırlayan ve ondan sonra yaşanan tüm anların korkunç derecede karmaşık olduğunu öğrenmeniz gerekir.

Tabu, John KatzenbachTabu, John Katzenbach
ibiaryu, bir alıntı ekledi.
21 Şub 09:32 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Hayatının belirli bir aşamasında herkes kendi seçimini yapar.

Tabu, John KatzenbachTabu, John Katzenbach
Nurhan Işkın, bir alıntı ekledi.
27 May 2017 · Kitabı okudu · İnceledi · 10/10 puan

Ölülerin yanında olmak çok kolay, hayattakilerin yanında olmak çok zor.

Sıradaki Sensin, John Katzenbach (Sayfa 27)Sıradaki Sensin, John Katzenbach (Sayfa 27)
ibiaryu, bir alıntı ekledi.
20 Şub 14:50 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Satranç gibi. Dezavantajları birer güç haline getirmek sizin elinizde.

Tabu, John KatzenbachTabu, John Katzenbach
Bütün Alıntıları Göster

John Katzenbach kitap incelemeleri

Cem, Sıradaki Sensin'i inceledi.
 18 Haz 2017 · Kitabı okudu · 30 günde · Beğendi · Puan vermedi

John Katzenbach'ın Koridor Yayınevi tarafından Türkçeye kazandırılan ilk eseri aynı zamanda yazarın ilk başyapıtıydı: Psikoanalist, benim de en sevdiğim eserlerden biri. Günün birinde gizli bir düşmanı tarafından elinden onu toplumda kendisi yapan bütün ünvan, statü, isim ve etiketleri alınan bir psikanalisti anlatıyordu kitap. Baş karakterimiz kimliğini kaybederken dibe vuruyor ve ardından kendine yepyeni bir kimlik inşa ediyordu, ama bu yeni kimlik elli küsur yıldır tanıyageldiği kendisinden bambaşka birisi yapıyordu onu, böylece kitap bir kendini tanıma sürecine, kimlik inşasına dönüşüyordu.

Katzenbach'in diğer kitabı Tabu'da da kimlik meselesini dert edindiğini görüyoruz: bu sefer bir ailenin genç kızını kafaya takan bir takipçi söz konusuydu. Sıradaki Sensin'de de kimlik meselesi yine ön plânda. Cinayetlerini Vietnam'daki cinayetlere paralel olarak işleyen, ama bir yandan bir gazeteci ile bağlantı kurarak insanlara öldürmenin, gerçeği öğrenememenin, belirsizliğin heyecanını ve sıkıntısını yaşatan bir katil söz konusu. Olaylar bütün polisiye kitaplardakine benzer bir şekilde sürse bile, yazarın bu sefer bir insanın değil bir şehrin bozulan psikolojisini vermeye odaklandığını görüyoruz; çünkü yazar defalarca şehirden insanların seri cinayetler karşısında ne gibi tepkiler verdiğini, duygusal reaksiyonlarını veriyor, ısrarla bize oradan bakmaya çalışın diyor. Böylece bu cinayetlerin aslında politik imalar ve mesajlar içeren bir öz taşıdığına dikkat çekiyor yazar: devletler kendi politik hedefleri uğruna başka ülkeleri işgal edip o ülke vatandaşlarını rahatça öldürüyorsa ve buna suç denmiyorsa, bir insanın diğer insanları ben zaten öldürmek için yetiştirildim diyerek politik amaçlarla ve hiç acımadan öldürmesine neden suç deniyor diye bir mantık yürütülüyor. Toplumsal olarak onaylanan öldürme biçimleri gerçeği değiştirmiyorsa, neden o suç değilken bu suç?

Sıradaki Sensin, Katzenbach'ın bir başka başyapıtı; kitabın tamamına yayılan o kesif, koyu, karanlık atmosfer hiç değişmiyor. Tipik gerilim kitaplarında karşımıza çıkan ucuz gerilim ya da korku ögeleri burada yok, zaten yazarın tarzı anlık heyecan yaratan olaylar değil, olayların ağır akışıyla zedelenen, hasar gören insan ruhları; insanların tepkileri, zorlanmaları. Bu anlamda bir kez daha dört dörtlük insan portreleriyle karşılaşıyoruz. Katzenbach yine ahlaki ve etik seçimleri suçla ilişkilendirerek kişisel seçimlerin- baş karakterimiz gazetecinin yaklaşımları, seçimleri- en önemli kaygısı ya da meselesi olduğunu gösteriyor. Gazetecinin katille yaptığı bütün telefon konuşmaları, cinayetlerin telefonda anlatıldığı bölümler, özellikle de yaşlı çiftin öldürülme süreci yazar açısından da kaleminin en zirveye çıktığı anlar oluyor. Kitabın finalinde ise karşımıza neredeyse nihilist, kapkaranlık bir son çıkıyor: insanların adını, soyadını, mesleğini, yaşadığı yeri bilsek de sosyal ve psikolojik geçmişleriyle ve yükleriyle beraber insanların bir muamma olduğunu söylüyor Katzenbach. Bakıp da görememek, görsek de anlayamamak gibi bir durum söz konusu. Ne veya kim olduğunu bilemeden bakakalmak, ama bir türlü emin olamamak, emin olamadığımız için elimizdeki etiketlerin, statülerin, bakış açılarının yavanlaştığı ya da yersiz kaldığı bir ortam. Böylece belki de yazar başka ülkelerde veya kendi ülkelerimizde işgallerle, savaşlarla, istilâlarla öldürülen ve isimleri ve hayatları hiç sayılmış nice insanı düşünmeye davet ediyor bizi.

Sıradaki Sensin, yazarın Psikoanalist adlı eserini bile geçebilecek düzeyde iyi bir gerilim kitabı. Herkese öneririm.

Nurhan Işkın, Sıradaki Sensin'i inceledi.
 29 May 2017 · Kitabı okudu · 3 günde · 10/10 puan

John Katzenbach'ın eserlerini okurken gerilmemek olanaksız. Her kitabında olduğu gibi bu kitabımda da okuyucuyu nasıl hipnotize edip içine alacağını bilerek yazmış. Kaleminin gücünün farkında olan, psikolojik gerilimin üstadı bütün övgüleri fazlasıyla hak ediyor...

Eserin konusuna gelecek olursam, hasta ruhlu bir katil Miami civarında avlanmaya başlıyor ve kurbanlarının onun üzerinde bıraktığı izlenimleri polis ile işbirliği yapan gazeteci Malcolm Anderson'a ilk kurbanın haberini yaptıktan sonra telefonla arayarak bir sonraki olay yerini bildirmesi ile başlıyor. Katil aramalarının da kendine dair ipuçları verse de, Dedektif Wilson ve Martinez elle tutulur hiç bir delil bulamıyorlar. Malcolm ve gazete fotoğrafçısı Porter her olay yerine gittiklerinde tam da katilin söylediği şekilde kurbanlar ile karşılaşıyorlar...

Malcolm olaylara gazeteci kimliği ile yaklaştıkça katilin onun üzerinde ki etkisi hayat arkadaşı olan Christine ile olan ilişkisin de uçurumlar açmaya başlıyor. Katil her an onlarla berabermiş gibi hayatlarının tam ortasında yerini alıyor...

Malcolm bir yandan katilin verdiği ipuçlarını değerlendirmeye çalışırken, gazete de yazdığı günlük haberler şehir halkına korku salmaya başlıyor. Acaba Malcolm bilmeden katile yardım mı ediyor?

Katil, Malcolm'u her aradığında 1971 yılında ki Vietnam savaşından bahsederken ona savaşın insan psikolojisi üstünde ki yıkıcı gücün onu katil yaptığına veya sadece kendisini öyle inandırdığından mı bahsediyor?

İnsanın korkuları ile yüzleşmesi ne kadar acımasız olabilir?
Malcolm, katilin dilinden haberleri yazarken, kendi insanlığı ve değerleri hakkında önceliği kime verecek? Haberlere mi, sevdiklerine mi yoksa hepsine birden mi?

İnsan psikolojisi hakkında, bir psikiyatristin dilinden yazılmış olan bölümler ise bilgi vericiydi...

Eserin ilk yayınlanma tarihi 1982. Orjinal adı ise, "İn The Heat Of The Summer." Ülkemiz de ise çevrisi 2017 yılında yapılmış. Google'da yaptığım araştırmaya göre bu kitap yazarın ilk eseri fakat okuduğum tüm eserleri ile aynı etkiye sahip...

John Katzenbach sevenlere ve psikolojik gerilim okurlarına kesinlikle tavsiye ederim...

ESRA KADIOGLU, Psikoanalist'i inceledi.
02 Kas 2015 · Kitabı okudu · 7 günde · Beğendi · 8/10 puan

Merhaba 1K dostlarım :) Psiko Analist'i ben severek okudum. İntikam planı ustacaydı, bir anda hikayenin tersine dönmesi gerçekten ilginçti. Kendi adıma söylüyorum ki , benzer konulu bir kitap okumamıştım. Değişik geldi. Okumak isteyenler rahatlıkla, sıkılmadan okuyabilirler. Sevgiyle kalın :)

Cem, Şizofren'i inceledi.
 07 Ağu 2017 · Kitabı okudu · 3 günde · 10/10 puan

"Şizofren" ya da gerçek adıyla "Bir Delinin Hikâyesi", John Katzenbach'ın başyapıtlarından "Psikoanalist"in hemen ardından yazdığı çok iyi bir roman.

Türkçede yayınlanan kitaplarına genel anlamda baktığımızda John Katzenbach'ın kimlik meselesini dert edinen bir yazar olduğunu görüyoruz. Psikolojik gerilim kitaplarının genel meselesi olan katil kim? sorusu onun kitaplarında da var. Katzenbach psikolojik gerilim kitapları yazarken bu türde beklenmeyecek denli ağır akan, karakterlere ve mekânlara odaklanan, ilginç fikirler barındıran ama heyecan yaratması zor eserler ortaya koyuyor. Polisiye ya da psikolojik gerilim kitaplarında yazarların maharetlerini sergilediği baş döndürücü tuhaf olaylar ya da cinayet sahneleri Katzenbach'ta pek yok. Bu anlamda örneğin Grange, Wulf Dorn veya Tess Grietsen gibi benzer konuları işleyen yazarların kulvarından başka yerlerde geziniyor yazar; çünkü bence yazarın esas meselesi suçun, kötülüğün insan ruhuna verdiği zarar ve bıraktığı hasarı göstermek, ve bunu korkutarak değil, ağır ağır anlatarak yapmak. Bunu yaparken karakterlerinin gerçekliğine, derinliğine odaklanıyor Katzenbach; olayların ilginçliğini, şaşırtıcılığını, insanı şok eden kanlı sahneleri ve şiddeti kenara bırakıyor, olağan ve sıradan hayat akışları suç yüzünden bozulmuş insanların değişen psikolojilerini anlatıyor, onların sarsılan imajları ve sosyal statülerinin, hayatta normal ve sağlıklı olduklarının göstergesi olan konumları ve güçlerinin ellerinden kayıp gitmesi , ellerinden alınmasıyla bu insanların başbaşa kaldığı daha doğrusu bırakıldığı yüzleşmelere odaklanıyor.

Bu sefer Katzenbach bizi bir akıl hastanesine götürüyor. Francis Petrel 21 yaşında bir delikanlı ve ailesinin zoruyla buraya yatırılıyor. Western State akıl hastanesi eski bir yapı ve çok fazla sayıda insan kalıyor burada. Tabii ki burada da suç var: Bir katil hastaları öldürüyor. Katzenbach temel takıntısı olan kimlik meselesini yine masaya yatırıyor: deliler toplumdan dışlanmışlıkları ve hastalıkları sebebiyle kimliği olmayan, eksik kimlikli insanlar ve topluma kazandırılmaya çalışıyorlar. Kendileri olmak, düzelmek, iyileşmek için akıl hastanesi gibi mekânlarda bir arada tutuluyor ve tıbbi müdahalelerle, tedavilerle yaşamak zorunda kalıyorlar. Katzenbach bizi Francis Petrel'in darmadağınık, iç sesleri çıldırmış gibi konuşan iç dünyasına alarak Western State hastanesinde yaşayan akıl hastalarının neler yaşadığına bu tür kitaplarda veya filmlerde bekleyebileceğimiz klişeleri kullanmadan tanık ediyor. Yazarın ana meselesi olarak gerçek kimliğin bulunması, keşfedilmesi veya hastalıklı eski kimliğin geride bırakılması ya da eğer mümkünse iyileşmesi ise baş karakterimiz suçla, hastanedeki katil, yani hastaların ona taktığı isimle Melek'le yüzleşmeden gerçekleşmiyor. Hastanedeki hastaların/delilerin, hatta doktor ve çalışanların dahi önemsendiği ve kuşku uyandırıcı yan tipler olarak kullanılmadığı Şizofren, akıl hastanesini bir mekân olarak mümkün olduğunca hissettirmeye çalışıyor; hastaların iç dünyalarına bizleri alarak normal olmamanın ne demek olduğunu, dahil ve ait olamamanın ne gibi acı ve zorluklara sebep olduğunu çok iyi anlamamızı sağlıyor, öyle ki aslında oldukça keder dolu bir eser olarak bile görebiliriz Şizofren'i; çünkü Francis'in 20 sene öncesine ve bugüne gidip gelen hikâyesi büyük yalnızlıklarla ve kederle dolu. Okudukça görüyoruz ki hikâyesi anlatılmayanlar da aynı ızdırapla yaşıyorlar o hastanede. Dışarıda normallere ve normal bir hayata dahil olamadıkları noktada hastanede var olmaya çalışıyorlar.

Ben Şizofren'i çok beğendim. Hem severek, hem üzülerek okudum. Özellikle Katzenbach severlere öneririm.

DUA, Sıradaki Sensin'i inceledi.
 15 Haz 2017 · Kitabı okudu · 10/10 puan

Yine bir polisiye romani. Katilimiz bu sefer bir gazeteciye işleyeceği cinayetleri önceden tüm detaylarina kadar haber veriyor. Gazeteci öldürülecek kişiye ulaşmadan hemen once cinayet gerceklesiyor. Merak uyandıran güzel bir anlatımı var.

Nurhan Işkın, Şizofren'i inceledi.
16 Ağu 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Francis 'in hayatının gittiği yönü dehşetle okumuş ve etkilenmiştim.Akıl hastanesinde yaşadıkları,halüsinasyonları insan beyninin oyunları ve ötekileşme yolunda kayıp bir hayatın biraz ağır olan yazım dilini sıkılmadan okumuştum...
Psikoloji konularını sevenlerin sıkılmadan okuyacağı bir eser...

ibiaryu, Tabu'yu inceledi.
24 Nis 18:45 · Kitabı okudu · 70 günde · Beğendi · 9/10 puan

İçim ürpere ürpere okuduğum okurken bir sürü ama bir sürü birbirinden delice alıntıya maruz kaldığım. Bana zaten tek tük olan tüm sosyal medya hesaplarımı kapattıran bu yegane kitabı tüm psikolojisi bozuklara tavsiye ediyorum nema lanın tavsiyemdir. :))

Cem, Profesör'ü inceledi.
 15 Ağu 2017 · Kitabı okudu · 6 günde · 10/10 puan

Bu kitabı okurken sinirden yerimde duramadım açıkçası. Türkçeye çevrilmiş bütün Katzenbach kitaplarını- bir tanesini yarım bırakmış olsam da- bitirirken, yazarın maharetini bir kez daha gösteren oldukça iyi bir eser okuduğuma memnunum, ama hiç bir eserini okurken bu kadar öfke hissetmemiştim.

Katzenbach yine bir suç hikâyesi anlatıyor, ama bu sefer binlerce insan söz konusu. Birileri suç işlerken diğerlerinin online olarak ortak olduğu, izlemekten haz aldığı, sosyal medyanın ve internetin insanların sapkınlıklarını körüklediği ve teşvik ettiği bir ortamdayız bu sefer. 16 yaşında bir genç kız kaçırılıyor ve buna sadece hastalığı sebebiyle bir kaç sene ömrü kalmış olan bir psikoloji profesörü tanık oluyor. Kaçırılan kızın aslında internette -derin webte herhalde- online olarak sadece özel müşterilere online yayın yapan bir sitede teşhir edildiğini, adının kendisinden önceki kurbanlara uygun olarak 4 Numara olduğunu, ve izleyiciler açısından da söz konusu yayının 4.Bölüm adını taşıdığını öğreniyoruz.

Türkçeye çevrilmeyen diğer eserlerini bilmiyorum, ama Türkçeye çevrilen Psikoanalist, Tabu, Şizofren, Kızıl 1-2-3 ve Sıradaki Sensin adlı eserlerinde yazarın insanın sinirleriyle bu kadar oynamadığını söyleyebilirim. Bu anlamda Profesör tipik psikolojik gerilim kitaplarının izinden gidiyor. Ancak yine söyleyebilirim ki Katzenbach bu tipik konuyu kendi çizgisine uyacak şekilde sunuyor: şiddet sahnelerinin dozu yavaş yavaş artarken diğer kitaplarda rahatça okuyabileceğimiz sahnelerin bazılarını bize anlatmıyor ve es geçiyor. Art arda gelen şok edici, göz boyayıcı klişe olaylar, ya da gerilim kitaplarında yem olarak görülebilecek ucuz oyunlar burada yok, her ne kadar adını saydığım kitaplardakine kıyasla daha hızlı bir akışa ve daha diyaloglara dayalı bir yapıya sahip olsa da Profesör oldukça iyi yazılmış bir eser ve okunmayı da hak ediyor.

Kitabı okurken 12-13 sene önce Milliyet gazetesinde okuduğum bir röportaj aklıma geldi. Yazının konusu Kadıköy'de yakalanan snuff film videolarıydı. Söylenene göre, Kadıköy'de gecenin oldukça geç saatlerinde belli bölgelerde snuff filmler satılıyor ve deyim yerindeyse cdler elden ele geziyordu. Bu snuff filmler Balkanlar'daki savaşta yaşanan rezilliklerin ve insanlıktan çıkmış mahlûkatların neler yapabileceğinin bir örneğiydi: videolarda 5-6 yaşındaki çocuklar yaşlı adamlara peşkeş çekiliyor, bu çocuklar bu adamları elle tatmin etmeye zorlanıyor, tecavüze uğruyor ve ardından asit tanklarına atılarak öldürülüyordu. Bunu yapanlar, bunu filme çekenler, bu filmleri çoğaltanlar ve filmleri büyük paralar vererek izleyenlerin hepsi aynı suçu ortaklaşa işliyorlardı. Kitap işte adını koyamadığım bu vahşiliğin, canavarlığın bir başka örneğini anlatıyor.Suçun bu kadar kolaylaşması, sapkınlık ve kötülüğün böylesine yaygınlaşması, tüketilecek bir nesne hâline getirilerek insanların ahlâk çemberlerinin dışına atılması ya da ahlâkın insanı insan yapan değerler çemberinden kovulması konusunda neredeyse dudak uçuklatacak bir örnek koyuyor ortaya.

Katzenbach'ın ana temalarından birisi olan kimlik meselesi burada yine karşımıza çıkıyor: birisi sağlık ve yaşlılık sebebiyle, diğeri kötülük ve suçla yok edilen, insanların elinden alınan kimliklerle karşı karşıyayız; bizi biz yapan şeyler doğanın akışı gereği ya da insanların suçla müdahalesiyle elimizden alınırken ne yapabiliriz, başkalarına mı dönüşürüz, direnebilir miyiz, yoksa bir diğerimizin hayatta kalması için feda mı ederiz kendimizi, diye düşündürüyor bizi eser. İkisi de kendisi kalmaya ve gerçeklikle bağlarını koparmamaya çalışan karakterlerimiz şiddet arttıkça ciddi sonuçları olan kimlik krizleriyle karşılaşıyorlar..ya hayatta kalacaklar ya da ölecekler.

Katzenbach kitaplarında suç, hayatın akışına yapılan bir müdahale; ister bir intikam amacı, ister bir sapkınlık, isterse savaşı ve militarizmi protesto biçimi olsun şiddet hayatın bir parçası, ve Katzenbach karakterleri bu müdahaleyle yüzleşerek hayatta kalmaya çalışıyor, suça bakarak hayatlarını değerlendirerek kendilerini değişmeye, yüzleşmeye, yeni kimliklerini inşa etmeye ya da bu kimliği kabul etmeye zorlanıyor ya da çağrılıyorlar. Psikoanalist'te karakterimiz kendine suçu dışlamayan yepyeni bir kimlik kurarken Sıradaki Sensin'in finalinde kimliği belirsiz ceset bize "katil kim?" sorusunun cevabını her zaman bilemeyeceğimizi ima ediyor, Şizofren'de günlerdir aklımdan çıkmayan Francis Petrel akıl hastanesinin zifiri karanlık geçitlerinde yüzünü, adını bilmediği ve kâbuslarında kendisini bırakmayan katil Melek'le ve korkusuyla yüzleşerek kendisi olmak için bütün hayatını ortaya koyuyordu.

Koridor Yayınevi'ne yazarak yeni kitap ne zaman gelebilir diye sordum, ama anladığım kadarıyla hiç aceleleri yok. Bana beklemek kaldı...okumayanlara "Kızıl 1-2-3" adlı eseri hariç bütün kitaplarını öneriyorum yazarın.

Cem, Tabu'yu inceledi.
 15 Nis 2016 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 10/10 puan

Orijinal adıyla 'Yanlış Adam', Katzenbach'ın iyi eserlerinden biri. Gerilim kitapları arasında film gibi, su gibi akanlar çok fazla. Bu yüzden Katzenbach'ın olayların çok hızlı akmadığı, karakterlerin içinin doldurulmaya çalışılan kitapları çok da beğenilmiyor olabilir, oysa ciddiye alınması gereken bir yazar bence.Bu kitabında bir insanın takıntısının insanlara ne gibi bedeller ödettiğini anlatıyor yazar: Başyapıtı ve benim için de en sevdiğim kitaplardan biri olan Psikoanalist'te baş karakterimiz hayatını yok etmeye ant içmiş bir düşmanın elinde oyuncağa dönüyordu. Burada da Michael, Ashley'e olan takıntısı ile hem Ashley'nin hem de ailesinin hayatını cehenneme çeviriyor. Katzenbach, sıradan, olağan bir şekilde akıp giden hayatların ve rutinlerin bozulmasına sebep olan olaylar yüzünden insanların hangi uçlara gidebileceğini, insanların gerçek kimlikleriyle tanışmalarını ya da kimliklerini ve kişiliklerini değiştirmeleri konusunu ilgi çekici buluyor belli ki. Zira Psikoanalist'te de Tabu'da da karakterlerimiz kendilerinin ve bizim beklemediğimiz, ummadığımız noktalara dek gidiyor ve başka insanlara dönüşüyorlar. Yazar bu tür kitaplarda bekleyebileceğimiz cinayet sahneleriyle zorlama gerilimler yaratmak yerine insanların açmazlarının ürkütücülüğünü onların çaresizliği ve bu çaresizliğin vardığı noktalara dek bizi sürüklemekle hissettiriyor bu gerilimi. Bu, elbette ciddi bir başarı ve bir maharet. Kendi adıma henüz okumadığım diğer kitaplarını da bir ara okumayı düşünüyorum. Okumayanlara için eğer olay eksenli olmaktan çok karakter eksenli gerilim kitapları seviyorlarsa, iyi bir öneri diye düşünüyorum.

Cem, The Dead Student'i inceledi.
20 Ağu 2017 · Kitabı okudu · 4 günde · 10/10 puan

John Katzenbach'ın "Ölü Öğrenci" adlı son yapıtı kesinlikle yazarın en iyi eserlerinden birisi. Bu yazardan sıkılamıyorum bir türlü. Nedir diye düşünüyorum, ama daha önceki kitaplarında söylediğim şeylerden farklı bir şey yok; yazar psikolojik gerilim kitapları yazıyor, bu kitaplar ağır ağır akan, gerilim klişelerini kullansa bile bu klişeleri kendi araçlarıyla kotaran, yani kendi tarzında bu klişeleri çok iyi yerleştirerek her kitabında aşina olduğumuz bir gerilim, karanlık, karamsar bir atmosfer yaratmayı becerebilen bir yazar, ve yazarın kimlik meselesine olan takıntısı kadar aslında bütün kötülük ve karamsarlığın ortasında insanın temelde iyiliğine, güzelliğine duyulan inancı yansıtması anlamında da ona sevgi duyuyorum. Tek istisnası Kızıl 1-2-3 adlı yarım bıraktığım eseriydi. Sıradaki Sensin adlı kitabı Dodi'yi kaybetmem esnasında okuyordum o yüzden yazarın başyapıtı Psikoanalist'ten dahi iyi bulsam da his olarak tam kavrayamamış olabilirim. Şizofren'i belki 15 kez okumaya başlamış ve 20 sayfa sonra bırakmışımdır, okuyunca beklediğimden çok daha iyi, oldukça güzel bir eser olduğunu gördüm, ve Francis Petrel'i hâlâ düşünürüm.. Ölü Öğrenci ve Profesör aksiyon anlamında yazarın en önde giden eserleri gibi görünüyor. Tabu'da da bir anlamda belgesel tadı da verebilen bir gerilim hikâyesi vardı. Bütün bu kitaplar arasında en iyisi hangisidir diye düşününce aslında Psikoanalist'i söylemem lâzım, ama Sıradaki Sensin, Psikoanalist'ten daha iyi bir eser.

Katzenbach'ın karakterleri karanlık bir dünyada var olmaya çalışan, kimlik dertleri olan, değişmeye zorlanan, yüzleşmeye zorlanan veya değişmeyi kendileri isteyen insanlar. Bu karakterler başka birisine dönüşme sürecini yaşıyorlar, başlarına gelen olaylar onlara bunu yaşatıyor, ama başkalarına dönüşme süreçleri bir anlamda gerçek kimlikleriyle yüzleşme süreçleri oluyor. Örneğin Ölü Öğrenci'de Moth alkol bağımlılığı ile yüzleşmek için ölümle yüzleşiyor. Profesör'de kimliğini sağlık sebebiyle yitiren profesörümüz de buna benzer birşey yaşıyor. Psikoanalist'te psikanalistimiz bütün kitaplar içerisinde en ilginç yolculuğu yaşayarak başka bir kimlik inşa ederek onunla yaşıyor ve kendini suçla tanıyordu. Zaten suç, Katzenbach karakterleri için kaçınılmaz bir yüzleşme aracı... ya tanık oluyorlar, ya suç işliyorlar, ya bir suça alet oluyorlar, ama ne olursa olsun suç bu karakterleri değiştiriyor. Bu tema bir çok polisiye yazarın teması olabilir..ama benim okuduklarım içerisinde yalnızca Katzenbach'ın tarzı beni çekiyor ve onun es geçilen bir yazar olduğunu düşünmeden edemiyorum. Henning Mankell okumam lâzım ki bu düşüncem değişecek mi görebileyim...

Katzenbach'ın eserlerinin şiddet anlamında kısıtlı eserler olduğu söylenebilir. Yazar en korkutucu sahnelerde bile fiziksel tasvirleri büyük oranda es geçiyor. Profesör kitabında ya da Ölü Öğrenci'de tecavüz sahneleri anlatılmıyor örneğin, geçiliyor. Yazar bir çok polisiye yazarın kalemini konuşturduğu bu tür olayları anlatmak yerine kişilerin psikolojik gerilimlerini, korkularını anlatarak kaleminin gücünü burada göstermeye çalışıyor ve çoğunlukla bunu başarıyor. Yine de aksiyonu bol kitapları sevenler için durgun kitaplar olduğunu söyleyebilirim bu kitapların.

Katzenbach mutlaka okunmayı hak eden bir yazar.

Bütün İncelemeleri Göster