John Katzenbach'ın "Ölü Öğrenci" adlı son yapıtı kesinlikle yazarın en iyi eserlerinden birisi. Bu yazardan sıkılamıyorum bir türlü. Nedir diye düşünüyorum, ama daha önceki kitaplarında söylediğim şeylerden farklı bir şey yok; yazar psikolojik gerilim kitapları yazıyor, bu kitaplar ağır ağır akan, gerilim klişelerini kullansa bile bu klişeleri kendi araçlarıyla kotaran, yani kendi tarzında bu klişeleri çok iyi yerleştirerek her kitabında aşina olduğumuz bir gerilim, karanlık, karamsar bir atmosfer yaratmayı becerebilen bir yazar, ve yazarın kimlik meselesine olan takıntısı kadar aslında bütün kötülük ve karamsarlığın ortasında insanın temelde iyiliğine, güzelliğine duyulan inancı yansıtması anlamında da ona sevgi duyuyorum. Tek istisnası Kızıl 1-2-3 adlı yarım bıraktığım eseriydi. Sıradaki Sensin adlı kitabı Dodi'yi kaybetmem esnasında okuyordum o yüzden yazarın başyapıtı Psikoanalist'ten dahi iyi bulsam da his olarak tam kavrayamamış olabilirim. Şizofren'i belki 15 kez okumaya başlamış ve 20 sayfa sonra bırakmışımdır, okuyunca beklediğimden çok daha iyi, oldukça güzel bir eser olduğunu gördüm, ve Francis Petrel'i hâlâ düşünürüm.. Ölü Öğrenci ve Profesör aksiyon anlamında yazarın en önde giden eserleri gibi görünüyor. Tabu'da da bir anlamda belgesel tadı da verebilen bir gerilim hikâyesi vardı. Bütün bu kitaplar arasında en iyisi hangisidir diye düşününce aslında Psikoanalist'i söylemem lâzım, ama Sıradaki Sensin, Psikoanalist'ten daha iyi bir eser.
Katzenbach'ın karakterleri karanlık bir dünyada var olmaya çalışan, kimlik dertleri olan, değişmeye zorlanan, yüzleşmeye zorlanan veya değişmeyi kendileri isteyen insanlar. Bu karakterler başka birisine dönüşme sürecini yaşıyorlar, başlarına gelen olaylar onlara bunu yaşatıyor, ama başkalarına dönüşme süreçleri bir anlamda