Gönderi

7/10
·194 syf.··
2022 7. kitabı
Merakla okumayı istediğim bir romandı. Ercan Kesal ın okuduğum ilk romanıdır kendisi. Konu ana tema olarak, siyasetten uzak kendi halinde bir hastane sahibi bir doktorun , kendini birden belediye başkan adaylığına önerilmesi ile başına gelen olaylar zinciridir. Kemal karakteri biraz içine kapanık, aslında çok da siyasete uygun bir kişiliği olmayan, şiir ve edebiyat seven hatta romantik bir kişiliktir. Boşanmış karısına özlemleri, yaşadıkları ve yaşamak istediklerinden Kemal in bu romantik yaklaşımını anlayabiliyoruz. Kendi dışında meydana gelen bazı gelişmeler ile belediye başkanlığı için aday adayı olur. Zira hastane sahibi olması ve doktor olmasından dolayı onu bu işe yakıştırmışlardır. Şoföründen arkadaşlarına kadar tabiri caiz ise herkesin gazına gelerek adaylığını kuvvetlendirecek çalışmalar içinde bulur kendini. Maddi olarak büyük yüklerin altına girer. Belirli bir zamandan sonra geri dönüşü olmayan bir yola girdiğini anlar. Ancak geri dönmek ve vaz geçmek için de çok fazla emek ve para harcamıştır. Bu çalışmalar sırasında kendi rızası olmayan, kişiliğine uymayan davranışlara girer. Kendinden sıkılır kendinden uzaklaşır. Roman boyunca bu çalışmalar kapsamında bazı siyasi kişiliklerden birileri sürekli yemek yer. Sanki siyasetteki açgözlülük hırs gibi kavramlar bu yemek yeme sahneleri ile gösterilmiş. Romanın sonlarına doğru bir yemek sonrası tüm yediklerini kusması artık bu tür işlere tahammülünün kalmadığını ve vücudunun kaldırmadığını gösterir gibiydi. Bir de asansör sahnesinde , aşırı yüklenen asansörden birinin inmesi gerekli olduğunda asansörden inen "fazlalığın" Kemal olması çok güzel işlenmiş kısımlardı. Hele altın takma sahnesi tabii ki. Yaptıklarından utanan sıkılan memnun olmayan Kemal zoraki bir altın takma töreninde kendi altınını keseye atarken başka bir altını da keseden alır. Kendi değer yargılarını değiştirecek kadar tahammül sınırının sonundadır artık. Filmi de çekilmiş. Seyretmedim. Kemal karakteri gayet güzel işlenmiş. Ancak başka herhangi bir karakter yok romanda. İsimleri geçiyor, çok az geçmişleri ve hikayeleri var. Ancak tamamen tek karakter üzerine kurulmuş bir konu. Eski karısı Figene, Kemali in babasına ve hatta şoförüne kısa hikayeler eklenerek anlatım daha güçlendirilebilirdi bence. Evet Kemal başkalaşıyor, zoraki bir akıntıya kapılıyor uzun süre. Kontrolden çıkıyor, o değişimi takip ediyoruz ancak yan konu yan karakter yok denecek kadar az. Siyaset işlerinin arkasında neler oluyor, siyasetçilerin peşinde oldukları tutkular nedir, ne kadarı millete hizmete yönelik düşündürüyor roman. Zaten oyuncu kişiliğinden kaynaklı romanı yazarken film kareleri gibi anlatılması anlatımı güçlendirmiş. Hani filme çekilse şöyle olur burası denecek kadar belirgin sahneler var. O asansörden inmesi, kusma sahnesi, elinde viski şişeleri ile "başgan" ın evine gitmesi, kararsızlıkları, olmadığı gibi davranması ilgiyle okuttu. Edebi olarak çok mu derin. Hayır. Ancak akıcı bir anlatımı var. Sıkmıyor okurken, hatta keyifli komik sahneler yani kısımlar var. İşin doğrusu romandan çok filmini merak ettim zira işlenecek güzel sahneler olabilir. Çok ağır fazla entellektüel bir dil beklerken Ercan Kesal benden yine de geçer not aldı.
Nasipse AdayızErcan Kesal · İletişim Yayınları · 2015870 okunma
·
111 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.