Puan vermedi·374 syf.····Okunma: 18 Mart 2022 02:12 Yeni Cesur Dünya kitabında Huxley, bir karabasanı anlatmıştı, insanlığa bir karaütopya sunmuştu. Aradan yaklaşık 30 yıl geçtikten sonra yazdığı son kitabı Ada'da ise bir ütopya sunuyor. Bu ütopik ada Pala'da insanlar kendiyle ve doğayla barışık, uyguladıkları kendine özgü bir eğitimle çocuklarını eğitiyor, evlilik ve aile var ancak sınırsız baba ve kardeşle.
Mutluluk hapları burda da var içince uçabildikleri.
Ancak Huxley, orjinal bir ütopya sunmuyor çünkü tamamen Budizmi(Zen Budizmi) anlatıyor. Bahsettiği mutluluk adası sürekliliğini koruyabiliyor mu kitabın sonunda ortaya çıkıyor ancak okurken hep düşündüm bir ada oluştırsanız bile dünyayı bir adaya çevirebilecek misiniz. Yeryüzünün iktidar hırsıyla, mal mülk hırsıyla yanıp tutuşan kötü insanlarını tamamen eğitip yola getirebilecek misiniz? "Mutluluk içimizde" "ışığı görüyorum" nakaratlarıyla tüm insanlığı oyalayabilecek misiniz?
Materyalist batıda doğunun içkinci felsefesi her zaman ilgi çekici olmuştur. Huxley gibi (hatırlayalım Harari'nin, 20. yüzyıla 21 ders kitabı da sonunda aynı reçeteyi sunuyordu.) kimilerince kurtuluş reçetesi olarak da sunulmuştur. Ancak malesef "sol yanağına tokat atılırsa sağ yanağını da çevir" türünden barışçı bir din veya silah savaş nedir bilmeyen amerikan yerlileri de kötü insanları durdurabilmiş değildir.
Uzun uzun zen budizminin açıklaması niteliğindeki Kitap beni sarmadı malesef.