Yaşamaya utanmadıkları bu olayları anlatmaya utanıyorlar ve inkâr ediyorlar.
10/10
·372 syf.··
Beğendi
·
2022 15. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 19 Mart 2022 00:38
Öncelikle kitabın yazarı Büşra Sanay'a ve katkısı olan herkese teşekkürlerimi iletiyorum. Toplumumuzun kanayan yaralarından biri olan ensesti anlatan, bu konuyu derinlemesine işleyen çok önemli bir kaynak. Ne yazık ki ülkemizde böyle çalışmalar bulmak çok zor. Kitap alanında uzman kişilerin röportajlarından ve mağdurların hikayelerinden oluşuyor. Bunlara hikaye demek de boğazımda bir yumru oluşturuyor açıkçası. Onca acı, yaşanmışlık var satırlarda... Toplumumuzun tabuları var ve bu tabuların bizi her geçen gün daha da geriye götürdüğünü fark etmiyoruz. Konuşmayı çok seven bir milletiz değil mi? Etrafımızda gördüklerimize, duyduklarımıza, ''aman o öyle demiş'' , ''aman şunu şunla görmüşler'' , "aman öyle olmuş, aman böyle olmuş". Ama bunlardan da kendimizi sorumlu tutmayız hiç. Ne varmış canım, değil mi? Ama konu duymayı kabullenmediğimiz, duyup görmezden geldiğimiz gerçeklere gelince herkes sessiz, herkes lâl... Bize dokunmayan yılan bin yıl yaşasın deyip kapısını, penceresini örtüyor, o acı çığlıklara, daha küçücük yavrulara kulaklarımızı tıkıyoruz. Toplumdan bahsettim çünkü bunu yapan sapkınların hiçbir hükmü yok gözümde. Ve bunu bile bile sessiz kalan yakınlarının. Aile kavramı da kutsaldır değil mi bizde? Ha bir de namus! Sözde tabii. Dile pelesenk olmuş iki çift kelimeden ibaret bu da. Ve ne yazık ki dışarıya karşı kullandığımız bu kavramların bazı 'insanlar' için kendi çocuğuna,ailesinden birine karşı hiç de önemi yok. Zaten öyle değil midir? Etrafa iyi, efendi, masum, 'namusunu gözetir' gözükenlerin aslında içinde nasıl bir canavar olduklarını çokça duymadık mı? Bu arada duymak demişken son zamanlarda daha çok duyduğumuz, hatta duyduğumuz da demeyelim çünkü medya bunları sevmez, magazin sever onlar da, gerçekleri görmek istemez, tıpkı toplum gibi o yüzden görmeyiz pek ekranlarda bu haberleri. Zaten onlar da halk ne görmek isterse onu gösterirler. Her neyse. Medyadan öğrenemediğimiz bu gerçekleri sadece bakanların görebildiği, bir avuç insanın ortaya koyduğu tepkilerden görebiliyoruz, tt'lerden. Ülkenin geri kalanının haberi bile yok, her şey güllük gülistanlık... Kitabın adı "Kardeşini Doğurmak". İnsan kardeşini doğurabilir mi? İnsanın en güvendiği yerden, tek sığınağından darbe yemesi nedir? Peki kardeşini doğururken buna göz yuman, sessiz kalan, hatta yardım eden, bazen korkularından bazen toplum baskısı yüzünden 'aman bize kim bakar?', 'elalem ne der?', 'insan içine nasıl çıkarız?' diye düşünüp susan anneler. Hangi vicdana, hangi insanlığa sığar bu? Tabii susmayan, evladını koruyup kollayan, fark edenler de var. Olması gereken ama ne yazık ki toplumuzda kadın hep susan, sözde ailesini korumaya çalışan, her şeyi yutan olur. Bunun için toplumun bilinçlendirilmesi şart. Ve yine ne yazık ki bu yolda devletin ortaya koyduğu duruş suçluların lehine. Belki böyle söylemek pek uygun değil ama okurken bunu hissettim kitapta. Örneğin iyi hal indirimi. Bir takım elbise, bir sessiz kalışa hiçe sayılan çığlıklar... Bakanlık önerge sunduğunda "Müslüman ülkede ensest olmaz."deyip reddeden meclis... Zamanaşımı... 30 yıl kuralı... Devletin polisi, hakimi... İşte bu yüzden önemli bu eğitim, bilinçlenme. Okurken gözyaşlarımı tutamadığım, o acıları hissettiğim, kendimle ve yaşadığım toplumun gerçekleriyle yüzleştiğim bir okuma oldu benim için. Bu satırları da gözyaşları içinde yazıyorum. Şu an saat gece 01:44. İçimi buraya dökmek istedim, bir hatam olduysa affola. Dilerim bu alanda daha çok çalışma yapılır, daha çok göz önünde olur. Bu belki de devletin de artık bir yasa, uzmanların öncülüğünde daha güçlü birimler kurmasını sağlar. Tekrardan emeği geçen herkese teşekkürler. Benim için inanılmaz bir yeri olacak.
Kardeşini DoğurmakBüşra Sanay · Doğan Kitap · 20188bin okunma
·
59 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.