Balkanların ve insanlarının 400 yıllık tarihine tanıklık eden bir köprünün dilinden anlatan olağanüstü bir roman.
Sıradan, kronikçi bir anlatım değil söz konusu olan.
İvo Andriç, doğup büyüdüğü toprakları, efsanelerle, masallarla zenginleştirerek, olabildiğince tarafsız kalmaya özen göstererek, olağanüstü bir anlatımla sunuyor.
Köprünün yapılışı, ırmağın sürükleyip götürdüğü temeller, bir türlü başlanamayan inşaat, isyanlar, efsaneler, salgınlar, su baskınları, Bosna-Hersek’in Avusturya tarafından işgali, ülkeye demiryolunun getirilişi, 1912 Balkan savaşı’nın acı dolu günleri, bir dünya savaşına yol açan suikast, yine savaş, yine kan, yine gözyaşı, köprünün dinamitle patlatılması... Havaya uçan köprünün Vişegrad'lılarda yarattığı korku ve keder romanın tarihi dekorunu oluşturuyor.
İstemediği delikanlıya verildiği için köprünün üstünden azgın Drina’nın sularına atlayan güzel Boşnak kızı Fato’nun acıklı hikayesi, kazığa çakılan kurbanlar, köprünün temeline gömülen zenci işçi, paşanın gazabına uğrayan yarım akıllı genç, kumarbaz Glasinçanin’in yarı gerçek, yarı masal halinde anlatılan kumar tutkusu, tekgöz Salko’nun, gazinocu Lotika’nın hayatları...
Bir vatana adanmış, bir köprü ekseninde hayat bulan bir aşkın romanı.