Drina Köprüsü

8,0/10  (102 Oy) · 
323 okunma  · 
78 beğeni  · 
2.545 gösterim
Drina Köprüsü, şüphe yok ki, geçtiğimiz yüzyılın en büyük romanlarından biri. 1961'de İvo Andriç'e layık görülen Nobel Ödülü, edebiyat dünyasında, özel olarak bu kitaba verilmiş gibi kabul edildi; kitap o yıllarda Türkiye'de de büyük ilgi gördü. Drina Köprüsü, hiç eskimeyecek değerinin ötesinde, kırk-elli yıl sonra 1990'ların Yugoslavyası'nda yeniden güncellik kazandı. Acı bir vesileyle: ülkedeki çok milletli, dinli, çok kültürlü hayatı tahrip eden iç savaşlar silsiseyle... Bu eseri savaşın hemen bütün tarafları bir şekilde sahiplendiler. Kimileri de, Sırpların, Hırvatların, Müslümanların birarada olamazlığının belgesi gibi 'okuttular' bu romanı. Drina Köprüsü, eski Bosna'nın, orada yaşayan herkesin paydaş olduğu hayatınadair, bu hayatın milliyetçilikler çağında nasıl değiştiğine dair bir roman. Belki de bir romans demek lazım - bir millete, cemaate değil de bir ülkeye, bir vatana adanmış bir aşk romanı. Diğer eserlerini de yayıma hazırladığımız Ivo Andriç'in bu başyapıtı, Osmanlı'da farklı toplulukların nasıl birarada yaşadığını geniş bir görüşle ve incelikle tasvir ediyor. Anlatılan ne müthiş bir uyum hikayesi, ne de mutlak bir zulüm hikayesi. Kimliklerin, dinlerin, devletlerin ve de her şeyin ötesinde, içinde insanların olduğu, karmamış, zengin bir hayat tablosu. Zaten Drina Köprüsü'nü büyük roman yapan da bu: Osmanlı, Bosna, Sırplar, Müslümanlar vs. meselelerini okura tamamen unutturabilen bir büyük roman.
(Arka Kapak)

Ödüller: Nobel Ödülü, 1961
  • Baskı Tarihi:
    2004
  • Sayfa Sayısı:
    354
  • ISBN:
    9789754707823
  • Orijinal Adı:
    Na Drini Cuprija
  • Çeviri:
    Hasan Ali Ediz, Nuriye Müstakimoğlu
  • Yayınevi:
    İletişim Yayınevi
  • Kitabın Türü:
mehmet temiz 
 06 Mar 23:27 · Kitabı okudu · 4 günde · Beğendi · 10/10 puan

muhteşem bir kitap.1961 yılı nobel edebiyat ödülünün yazara, bu kitabından dolayı verildiği sözlerinin ne kadar doğru olduğunu insan okuyunca anlıyor.kitapta,yazar,sadrazam Sokollu Mehmet Paşa tarafından yaptırılan Drina köprüsünün yapılışını ve yaklaşık 400 yıllık tarihini,hemen yanı başındaki Vişegard kasabasını ve bu kasabada çeşitli dönemlerde yaşamış insanları ön plana çıkararak bize anlatıyor.köprü üzerinde gerçekleşen önemli olaylar,yaşanan dramlar,o dönemlerdeki insanların yaşayış tarzları,farklı dinlerde ve milliyetlerde olmalarına rağmen dönem dönem değişen ilişkileri tamamen objektif bir şekilde bizlere yansıtılıyor.özellikle halkın,din,milliyet .vs ayırımı olmadan sorunsuzca birlik içerisinde çoğu zaman yaşadıkları ve yaşama istekleri vurgulanıyor ama mutlaka birilerinin de bunu engellemeye çalıştıkları kitap içerisinde bir çok defalar yer alıyor.ayrıca bölgenin doğal güzellikleri de sık sık tekrarlanıyor.savaşın ne kadar kötü olduğu,bundan her dönemde masum halkın çok daha fazla zarar gördüğü defalarca verilen örneklerde gösteriliyor.ayrıca köprünün ve kasaba bölgesinin Bosna civarında olduğu da düşünülürse,O bölgede yaşayan insanların yüzyıllardır çektikleri dramların,kitap yazıldıktan sonrada devam ederek günümüze kadar geldiğine (özellikle Bosnalı Türk ve müslümanların )yakın tarihimizde yaşadığımız olaylardan dolayı,bizler de tanıklık etmiş oluyoruz.kitabı, hem belgesel,hem tarih,hem kısa hikayeler,hem de baş kahramanının bir köprü olduğu büyükçe kalın bir roman olarak kabul edebiliriz.baştan son cümlesine kadar kesinlikle sıkılmadan adeta arka arkasına gelen olayları merak içerisinde okuyorsunuz.tabiiki büyük bir dram içerisinde yaşayarak.her satırda o bölgelerin bir zamanlar bizlerin idaresinde olduğunun ve elimizden alınıp,insanlarımızın yaşadığı onca acıların verdiği ızdırap ve iç burukluğunu hissediyorsunuz.açık söyleyeyim ben bu duyguyu hep yaşadım okurken. bence bu kitabı okumamak gerçekten büyük bir eksiklik olur.o topraklarda yaşananları,o dramları mutlaka okuyup bizzat hissetmek gerek diyorum.ve sadece edebiyat,tarih,siyaset...vs ile ilgilenenlerin değil herkesin okumasını tavsiye ediyorum.

Uğur Erdoğan 
01 Mar 2015 · Kitabı okudu · 9/10 puan

Sadrazam Sokullu zamanında yapılan bir köprünün bulunduğu yerdeki insanların hikayesi anlatılıyor.Köprünün yapılmasıyla orada yaşayanların hayatları değişmeye başlıyor.Müslümanların,Sırpların ve Yahudilerin bir arada yaşadığı bir yer.Bu insanlar her zorluğa karşı birlikte karşı koyuyorlar,birbirlerine destek oluyorlar,bir arada huzur içinde yaşıyorlar. Ta ki Sırpların milliyetçilik ayaklanmaları başlayıncaya kadar.O zamandan sonra insanlar artık birbirlerine aynı şekilde davranmıyorlar.Birbirlerinden sürekli kuşku duymaya başlıyorlar.İyisiyle,kötüsüyle yaklaşık 400 yıllık bir zamanı anlatan bir roman.Romandaki karakterlerle bir arada yaşadığınızın hissini veren sizi içine alan bir roman

Mehmet uğur G. 
09 Şub 01:34 · Kitabı okudu · 6 günde · 8/10 puan

insan karakterlerinin her birine farklı özellikler katması romanı çok gerçekçi kılmış. Böylesi güzel karakterleri betimlemesi onun insan ilişkilerinde üst düzeyde olduğu göstergesidir.
Kitabın başında ki hikayerin bir çoğunu daha sonra ki sayfalarında gerçekçi bir şekilde açıklması da bir o kadar güzel ve anlamlıydı. Ve hikayeden hikayeye geçerken de çok ince bağlmalarla romanın akışını hiç bozmadan devam ettirmeyide iyi biliyor.
Nobel ödülünü haketmesi bence çok yerinde . Ama şöyle bir açıklmayla son vermek istiyorum incelemeye...Bu kitabı okuduktan sonra şöyle bir kanıya vardım; Böylesi güzel bir kitabın Nobel ödülüne layık olması beni şaşırtmadı ama şaşırtan şey Sabahattin Alin in nasıl nobel ödülüne layık görülmemesi . Gönlümde Sabahattin Ali nobel ödülüne sahip en iyi yazar bence :)

En başlarda çok güzeldi hakkında yaşanan olaylar gelenekleri çok ilgimi çekti. Sonradan biraz sıkılsam da güzel kitaptı :)

Şeyma Öztürk 
24 Haz 17:32 · Kitabı okudu · 8 günde · 9/10 puan

Bir yapı düşünün, romana baş kahraman olmuş bir köprü. Günlük hayatta sıradan bir şeymiş gibi bahsettiğimiz, çoğu zaman belki de basit bulduğumuz bir kelimedir 'köprü'. Halbuki daha ayrıntılı düşününce tek bir kelimenin derin anlamlar barındırdığını görürüz.

Tarih boyunca yapılan mimari eserler içerisinde en anlamlı olanlardan biridir belki de köprüler. Hep bir birleştirme olgusu vardır. Kimi zaman iki insanı, iki uygarlığı, kimi zaman da iki kültürü. Bu birleşimlerden doğabilecek olguları düşününce köprünün mahiyetini daha iyi kavrıyor insan.

Drina Köprüsü de Balkan coğrafyasında, Bosna Hersek'in Vişegrad kasabasında yer alan bir Osmanlı mimarisi. Hepimizin ismini sıkça duyduğu, küçük yaşta devşirme olarak alınan Sadrazam Sokullu Mehmet Paşa tarafından doğduğu kasaba olan Vişegrad'a yaptırılmış bir köprüdür kendisi. Bu köprü sadece iki yakayı değil, Doğu ve Batı kültürünü de birbirine bağlıyor. İşte hikâyemiz de tam olarak köprünün yapımıyla başlıyor.

Yazar Drina Köprüsü üzerinden o yıllarda cereyan eden siyasi, sosyal, ekonomik pek çok değişimi yansıtıyor okuyucuya. Köprü pek çok mücadeleye, hezimete, sevince, heyecana şahit oluyor. Pek çok insan gelip geçiyor üzerinden, birçoğu hayatını kaybediyor ama köprü o bölgede varlığını sürdürmeye devam ediyor. Köprü olgusu üzerinden Sırbistan'da meydana gelen ayaklanmaları, bu ayaklanmaların kasabaya olan etkilerini, Avusturyalıların kasabayı işgalini, Osmanlı'nın çöküş sürecini, Balkan savaşlarını ve 1.Dünya savaşını okuyoruz satırlarda. Drina Köprüsü tüm bu olayları algılamamızda bir ayna görevi üstleniyor.

Yazar tarafından siyasi gelişmelerin yanı sıra halk arasında yaşanan değişimlere de ayrıntılı olarak yer verilmesi ve anlatılan olayların milliyetçi bir bakış açısından ziyade objektif bir bakış açısıyla okuyucuya ulaştırılmış olması eserin en kıymetli yönleriydi bana kalırsa. Her ne kadar akıcı bir anlatımdan ziyade son derece durağan bir anlatıma sahip olsa da, en değerli mirasımız olan Balkan coğrafyasına dair okunması gereken bir eser olduğunu düşünüyorum.

Beyza 
 27 Şub 2016 · Kitabı okudu · 12 günde · 8/10 puan

Dedemden aldığım enfes bir ciltli 1968 baskısından okudum kitabı.
Drina Köprüsü kitabın baş kahramanı, Drina Köprüsü canlı.. Yapıldığı andan itibaren şahit olduğu onlarca hikaye eskimiş o eskimemiş. İnsanlar unutulmuş o unutulmamış. Nehrin suyu akmış o baki kalmış.
Genel anlamda cümlelerdeki zarafeti yeni fark etmeye başladığımdan mı yoksa bu kitapta gerçekten kendini fark ettiren cümleler olduğundan mı bilmiyorum ama alıntı niteliği taşımamasına rağmen "söylenmek istenen ancak böyle söylenirdi" dedirten çok hoş tatlar bırakan cümleler vardı.
Toplum tek bir birey tek bir vücut gibi anlatılmış, sosyolojik bakış açısı da görülmeye değer.

Okuyacaklara verebileceğim yegane tavsiye:
Daha önce görmemişseniz merak edeceksiniz ama köprünün resmine bakmak için acele etmeyin, en az bir 100 sayfa kitabın zihninizde çizdiği tablonun keyfini çıkarın.

Avnullah Resul Özgişi 
01 Tem 23:15 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Kitabın merkezinde bir köprü ve onun üzerinde bir taş... Birkaç yüzyıl içinde Bosna civarlarından nasıl çekildiğimizi ve oradaki insanlarda başta köprü olmak üzere yaşananların ne izler bıraktığını olabildiğince tarafsız bir gözle, güzel ve akıcı bir dille anlatan okunası bir kitap.

Kerem evli 
15 Tem 20:24 · Kitabı okudu · 4 günde · Puan vermedi

Roman gibi değil, büyüklere masal tadında bir köprü vasıtasıyla bosnayı, balkanları yüzyıllar boyunca olan değişimini aynı zamanda da durağanlığını anlatan bir kitap. Korkular, farklılıklar, zalimler, mazlumlar...

Emine ARSLAN 
22 Eyl 2015 · Kitabı okudu · 8/10 puan

o kadar güzel betimlemeler var ki kendinizi Vişegrad da drina köprüsünün üstündeki kapiyada insanları izlerken buluyorsunuz.Köprünün gözünden tarihe tanıklık ediyorsunuz.

Selma Mertel 
01 Nis 22:09 · Kitabı okudu · 5 günde · Beğendi · 9/10 puan

Yaklaşık 400 yıllık bir süreçte, Drina köprüsünün şahitliğinde, Vişegrad kasabasındaki yaşatıyı sosyolojik açıdan çok ince detaylarıyla anlatırken, Osmanlı, Avusturya-Macaristan ve Sırbistan yönetimlerinin değişmesiyle, kasabada yaşayan çeşitli etnik kökenli ve çeşitli dinlere inanan halkın yaşamlarını anlatıyor.
Her yönetim değişimiyle, sosyal ve idari hayatın yavaş yavaş ve farkında olmadan gelen değişimini ve buna çabuk uyum sağlayanla, bunu rededenlerin fikir ayrılıklarını, ve kasabanın gelişmesinin kaçınılmaz olduğunu görüyoruz.
Kitap uzun bir zaman dilimini anlattığı için, roman içindeki kahramanlar her dönem değişiklik gösterdiğinden ve baş kahraman olarak köprü seçilmiş olmasından dolayı, diğer tarihi romanlardan farklı bir dil ve anlatım izleyen kitap, herkesin sıkılmadan okuyabilecegi bir kitap değil.
Tarihi ve özellikle de Balkan tarihini az biraz merak edenlerin kesinlikle okuması gereken bir kitap.
Keyifli okumalar.

3 /

Kitaptan 85 Alıntı

İnsanlar böyledir. Çok yükselen ve yükseklerde uçanların düşmesinden adeta haz duyarlar.

Drina Köprüsü, İvo Andriç (Sayfa 115)Drina Köprüsü, İvo Andriç (Sayfa 115)
Şeyma Öztürk 
20 Haz 11:55 · Kitabı okudu · İnceledi · 9/10 puan

"Mutsuzluklar da sonsuz değildir. Bir bakıma mutluluğa benzerler, geçip giderler, daha doğrusu biçim değiştirirler."

Drina Köprüsü, İvo Andriç (Sayfa 108 - İletişim Yayınları)Drina Köprüsü, İvo Andriç (Sayfa 108 - İletişim Yayınları)
Şeyma Öztürk 
18 Haz 22:27 · Kitabı okudu · İnceledi · 9/10 puan

"Halk, çok kolay masal uydurur ve onu çok kolaylıkla yayar. Bu hikâyelere tuhaf ve ayırt edilemeyecek bir biçimde gerçekler de karışır."

Drina Köprüsü, İvo Andriç (Sayfa 38 - İletişim Yayınları)Drina Köprüsü, İvo Andriç (Sayfa 38 - İletişim Yayınları)

Her dirhem iyiliğin yanında iki dirhem kötülük vardı. Nefret olmadan iyilik, kıskançlık olmadan büyüklük olmaz

Drina Köprüsü, İvo Andriç (Sayfa 221)Drina Köprüsü, İvo Andriç (Sayfa 221)
Şeyma Öztürk 
17 Haz 22:06 · Kitabı okudu · İnceledi · 9/10 puan

"Sevincini, üzüntüsünü ya da boş vaktini böyle bir yerde geçirmek... Acaba dünyada kaç zengine ya da vezire nasip olmuştur? Şüphesiz az, pek az kişiye..."

Drina Köprüsü, İvo Andriç (Sayfa 22 - İletişim Yayınları)Drina Köprüsü, İvo Andriç (Sayfa 22 - İletişim Yayınları)
mehmet temiz 
05 Mar 00:11 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Köprüde nöbet bekleyenler,günlerini rakı içerek,soğan yiyerek geçirmekteydiler.Ödevleri onlara bu hakkı vermekteydi,çünkü her ikisininde koleraya iyi geldiğine inanmaktaydılar.Onlar da bu haklarından fazlasıyla yararlanıyorlardı.

Drina Köprüsü, İvo Andriç (Sayfa 107)Drina Köprüsü, İvo Andriç (Sayfa 107)
fatma türk 
29 Oca 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

İstekler rüzgâra benzer. Tozları bir yandan alıp öbür yana götürür, bazen bütün ufku karartır. Ama sonunda sakinleşir. Yatışır ve arkasından dünyayı yine o sonsuz biçimiyle bırakır.

Drina Köprüsü, İvo AndriçDrina Köprüsü, İvo Andriç
Şeyma Öztürk 
24 Haz 14:59 · Kitabı okudu · İnceledi · 9/10 puan

"İnsan zaafının bu en acıklı, en feci yanı, şüphesiz ilerisini görmek yeteneğinden yoksun oluşudur. Allah vergisi bilgi, sanat ve istidatla taban tabana çelişen bir kabiliyetsizlik."

Drina Köprüsü, İvo Andriç (Sayfa 293 - İletişim Yayınları)Drina Köprüsü, İvo Andriç (Sayfa 293 - İletişim Yayınları)