Drina Köprüsü

8,0/10  (168 Oy) · 
494 okunma  · 
144 beğeni  · 
4.577 gösterim
Drina Köprüsü, şüphe yok ki, geçtiğimiz yüzyılın en büyük romanlarından biri. 1961'de İvo Andriç'e layık görülen Nobel Ödülü, edebiyat dünyasında, özel olarak bu kitaba verilmiş gibi kabul edildi; kitap o yıllarda Türkiye'de de büyük ilgi gördü. Drina Köprüsü, hiç eskimeyecek değerinin ötesinde, kırk-elli yıl sonra 1990'ların Yugoslavyası'nda yeniden güncellik kazandı. Acı bir vesileyle: ülkedeki çok milletli, dinli, çok kültürlü hayatı tahrip eden iç savaşlar silsiseyle... Bu eseri savaşın hemen bütün tarafları bir şekilde sahiplendiler. Kimileri de, Sırpların, Hırvatların, Müslümanların birarada olamazlığının belgesi gibi 'okuttular' bu romanı. Drina Köprüsü, eski Bosna'nın, orada yaşayan herkesin paydaş olduğu hayatınadair, bu hayatın milliyetçilikler çağında nasıl değiştiğine dair bir roman. Belki de bir romans demek lazım - bir millete, cemaate değil de bir ülkeye, bir vatana adanmış bir aşk romanı. Diğer eserlerini de yayıma hazırladığımız Ivo Andriç'in bu başyapıtı, Osmanlı'da farklı toplulukların nasıl birarada yaşadığını geniş bir görüşle ve incelikle tasvir ediyor. Anlatılan ne müthiş bir uyum hikayesi, ne de mutlak bir zulüm hikayesi. Kimliklerin, dinlerin, devletlerin ve de her şeyin ötesinde, içinde insanların olduğu, karmamış, zengin bir hayat tablosu. Zaten Drina Köprüsü'nü büyük roman yapan da bu: Osmanlı, Bosna, Sırplar, Müslümanlar vs. meselelerini okura tamamen unutturabilen bir büyük roman.
(Arka Kapak)

Ödüller: Nobel Ödülü, 1961
  • Baskı Tarihi:
    2004
  • Sayfa Sayısı:
    354
  • ISBN:
    9789754707823
  • Orijinal Adı:
    Na Drini Cuprija
  • Çeviri:
    Hasan Ali Ediz, Nuriye Müstakimoğlu
  • Yayınevi:
    İletişim Yayınevi
  • Kitabın Türü:
mehmet temiz 
 06 Mar 2017 · Kitabı okudu · 4 günde · Beğendi · 10/10 puan

muhteşem bir kitap.1961 yılı nobel edebiyat ödülünün yazara, bu kitabından dolayı verildiği sözlerinin ne kadar doğru olduğunu insan okuyunca anlıyor.kitapta,yazar,sadrazam Sokollu Mehmet Paşa tarafından yaptırılan Drina köprüsünün yapılışını ve yaklaşık 400 yıllık tarihini,hemen yanı başındaki Vişegard kasabasını ve bu kasabada çeşitli dönemlerde yaşamış insanları ön plana çıkararak bize anlatıyor.köprü üzerinde gerçekleşen önemli olaylar,yaşanan dramlar,o dönemlerdeki insanların yaşayış tarzları,farklı dinlerde ve milliyetlerde olmalarına rağmen dönem dönem değişen ilişkileri tamamen objektif bir şekilde bizlere yansıtılıyor.özellikle halkın,din,milliyet .vs ayırımı olmadan sorunsuzca birlik içerisinde çoğu zaman yaşadıkları ve yaşama istekleri vurgulanıyor ama mutlaka birilerinin de bunu engellemeye çalıştıkları kitap içerisinde bir çok defalar yer alıyor.ayrıca bölgenin doğal güzellikleri de sık sık tekrarlanıyor.savaşın ne kadar kötü olduğu,bundan her dönemde masum halkın çok daha fazla zarar gördüğü defalarca verilen örneklerde gösteriliyor.ayrıca köprünün ve kasaba bölgesinin Bosna civarında olduğu da düşünülürse,O bölgede yaşayan insanların yüzyıllardır çektikleri dramların,kitap yazıldıktan sonrada devam ederek günümüze kadar geldiğine (özellikle Bosnalı Türk ve müslümanların )yakın tarihimizde yaşadığımız olaylardan dolayı,bizler de tanıklık etmiş oluyoruz.kitabı, hem belgesel,hem tarih,hem kısa hikayeler,hem de baş kahramanının bir köprü olduğu büyükçe kalın bir roman olarak kabul edebiliriz.baştan son cümlesine kadar kesinlikle sıkılmadan adeta arka arkasına gelen olayları merak içerisinde okuyorsunuz.tabiiki büyük bir dram içerisinde yaşayarak.her satırda o bölgelerin bir zamanlar bizlerin idaresinde olduğunun ve elimizden alınıp,insanlarımızın yaşadığı onca acıların verdiği ızdırap ve iç burukluğunu hissediyorsunuz.açık söyleyeyim ben bu duyguyu hep yaşadım okurken. bence bu kitabı okumamak gerçekten büyük bir eksiklik olur.o topraklarda yaşananları,o dramları mutlaka okuyup bizzat hissetmek gerek diyorum.ve sadece edebiyat,tarih,siyaset...vs ile ilgilenenlerin değil herkesin okumasını tavsiye ediyorum.