Bugünlerde bir arınma çabasındayım. Maddi, manevi bir arınma... Üstüme yük kalmış, omuzuma sancı bırakmış herşeyi atasım var...Herşey çok fazla gözümde, maddeler dünyamı ele geçirmiş gibi. Çığlık, çığlık bir azalma isteği günlerdir. Eskitip kıyamadığım, yenisini açamadığım, üstüme yakıştıramadığım, küflü dolop köşelerinde varlığıyla içimi bunaltan herşeyden kurtulasım var. Nedir bu içimdeki maddeye tutunma telaşı. Sabahına çıkmaya garantimiz olmayan hayatın, yıllarını dolduracak hırsla eşya biriktirme hırsım. İndirimde diye dolaba tıktıklarım, senede bazen bir kere giyilmeye sıra gelmeyen kıyafet yığınlarım. Nedir üstünü eşyayla kapatıp, kimse görmesin diye haykırdıklarım. Gerçekten bilmiyorum....
Ama yaşayacaklarımı bilir gibi çok azaldım bugünlede. Eskileri attım mesela, yenileri açtım belirsiz bir geleceğe bekletmek yerine. Kullanıyorum kullanmadığım ne varsa, hayatın beni eskittiği gibi eskitiyorum hepsini. Hıncımı alıyorum eşyalardan, bekleyip üstüme yük kalanlardan....Kullanılmamış çarşaflar çıkarıyorum dolaptan, güneşli sabahlara seriyorum çiçek desenlerini...
Dolaplara, çekmecelere yükledim hıncımı. Bugünlerde yapamadıklarımın acısını onlardan çıkarıyorum. Eksikliğimi kapatırcasına, onlardan eksiltiyorum. Eksiliyoruz birlikte bu hayatta, onlar yüklerinden ben acılarımdam, zamansa çaldıklarından. İç hesaplaşmalarımı çöp pasetlerine koyup kapıya bırakıyorum tüm bu fazlalıkların içinde. Eksikliklerimin acısını fazlalıklarımdan çıkarıyorum.. Eskilerimi atıyorum kıyafet kumbaralarına, kazaklarımı, eşarplarımı, ayakkabılarımı... Bizim eskilerimiz başkasına yeni olur mu bilmiyorum,hayatın nankörlüğünü biraz da burdan tutuyorum...
Acılarımı azaltıyorum aslında bugünlerde ben. İçime sığdıramadıklarımı koyuyorum kapı önüne. Benim derdim başkasına çare olur mu bilmem