8/10
·354 syf.··
Beğendi
·
2023 139. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 08 Kasım 2023 13:56
Üç yüz elli yıllık bir köprü üzerinden Vişegrad kasabasını, bu coğrafyadaki farklı toplulukların çok kültürlü yaşamını, orada yaşayışlarını anlatan bir eser; Drina Köprüsü. Roman 24 ayrı bölümden oluşuyor. İlk bölümlerde köprünün yapım aşaması kurgulanıyor. Bu tarihlerde bölgedeki siyasi durum hakkında bilgi okuyoruz. Vişegrad o dönem Osmanlı yönetimi altında, köprü Sokullu Mehmet Paşa tarafından yaptırılıyor. Bilindiği üzere Osmanlı İmparatorluğu’nun en ünlü devşirmelerinden biri Sokullu Mehmet Paşa, yazar kitabın bu kısmında devşirme sistemi hakkında geniş bilgi veriyor ve biraz eleştiriyor. Kitabın orta kısımlarında, Osmanlı İmparatorluğu’nun Balkanlar’daki gücünü ve etkisini kaybedişinin bölge halkı üzerindeki etkilerini okuyoruz. Kitabın son bölümlerinde Avusturya - Macaristan dönemini, bu dönemin kasaba sakinlerinin hayatlarına etkisini ve köprünün yıkılışını okuyoruz. Kitabın öznesi olan Drina Köprüsü, salgın hastalık, intihar, savaş, direniş, aşk gibi pek çok olaya tanık oluyor. Kitapta yer alan tarihsel olayların bir kısmı gerçek bu anlamda kitap “belgesel roman” niteliğinde. Edebi olarak da anlatımı ve tasvirleri çok canlı. Bazı bölümleri okurken sıkılsam da genel olarak beğendiğim bir kitap oldu. 1961 Nobel Edebiyat Ödülü Komitesi “İvo Andriç izini sürdüğü temaları ve ülkesinin tarihinden seçtiği insan yazgılarını, güçlü ve destansı bir dille anlatmıştır.” açıklamasıyla İvo Andriç’i Drina Köprüsü kitabından dolayı Nobel Edebiyat Ödülü’ne layık görmüş.
Edebiyat
Drina Köprüsüİvo Andriç · İletişim Yayınevi · 20257,5bin okunma
··
22 +1'leme
·
2.180 Gösterim
6 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Semra YAPAL
Gönderi Sahibi
İşte başkalarının gözüne başka türlü görünmene... sen de kendini başka türlü düşünmene rağmen sen böylesin... ve seni çok iyi bilirim...
Semra YAPAL
Gönderi Sahibi
Belki daha bir çok şöhret ve başarılar elde edeceksin... Al­datılan kadınların zaafıyla elde ettiklerinden daha büyük başarıların da olacak... Ama seni hiçbiri tatmin etmeyecek, çünkü gu­rurun daima daha ileriye gitmesini... daima fazlasını isteyecek... Çünkü o her şeyi yutuyor... Sonra da çabucak unutuyor, yalnız ne kadar küçük, ne kadar önemsiz olursa olsun her başansız­lığı, her hakareti daima hatırlıyor. Bir gün nihayet, etrafındaki her şeyi kemirdikten, kırdıktan, kirlettikten, alçalttıktan, dağıt­tıktan ve yok ettikten sonra, bu çölün ortasında gururunla karşı karşıya yapayalnız kalacaksın. Artık ona verecek bir şeyin de olmayacak. O zaman kendi kendini yiyeceksin! Ama bunun da sana bir yardımı olmayacak. Çünkü daha iyi parçalara alışmış olan gururun yiyecek olarak seni beğenmeyecek ve fırlatıp atacak!..
Semra YAPAL
Gönderi Sahibi
Onu sevmiyordun. Bir nebze bile sevmiyordun... Yalnız, bu... her ne olursa olsun... bir saniye sana zaaf gösteren... gururunu okşayan hiçbir şeyin karşısın­da kendini tutmak elinde olamayışından ileri geldi, evet, heye­canlı ve tecrübesiz zavallı öğretmeni elde ettin. Tıpkı, makale­lerini yazdığın, konferanslarını verdiğin… konuşmalarını yaptı­ğın gibi. Onları elde eder etmez, canın sıkılmaya başlıyor. Gu­rurun sıkıntıdan esniyor, doymayan gözlerin uzaklarda başka bir şey arıyor, hiçbir yerde durmasını bilmiyor, hiç doymuyor ve tatmin olmuyorsun. Bu da senin cezan! Her şeyi gururuna fe­da ediyorsun ama onun başlıca kölesi ve en büyük kurbanı sen­sin!
Semra YAPAL
Gönderi Sahibi
Sen her şeye karşı ilgisizsin! Ne seviyor, ne de nefret edi­yorsun! Çünkü her ikisi için de biraz olsun benliğinden çık­mak, gururunu yenmek gerekir. Ve sen... bunu yapamazsın!... Yapmak elinde olsa bile sana bunu yaptıracak güç yoktur. Baş­kasının sefaleti sana dokunmadığı gibi, üzüntü de vermez. Hat­ta gururunu okşamadıkça kendi sefaletine bile kayıtsız kalabi­lirsin. Ne bir şey arzular... ne bir şeye sevinirsin. Kıskanç değil­sin. Ama bu iyiliğinden değil, hudutsuz egoistliğinden ileri ge­lir. Başkalarının ne mutluluğunu, ne felaketini görürsün. Hiç­ bir şey seni etkileyip harekete geçiremez. Ama hiçbir şey de se­ni durduramaz. Bu da cesaretinden değil... İçindeki iyilik duy­gularının nasırlaşmış olmasından ileri gelir. Senin için gururun­dan başka bir şey yoktur. Ne kan bağları, ne içgüdüler... Ne Al­lah... ne dünya... ne aile, ne de arkadaş... Kendi yeteneklerini bile anlamaktan acizsin!... Seni vicdanın değil, ancak kırılan guru­run etkileyebilir. Çünkü sadece o, her zaman ve her şeyde, se­nin ağzınla konuşur ve davranışlarını idare eder.
Semra YAPAL
Gönderi Sahibi
ateşli ateşli vaaz ettiğin o milliyetçi düşüncelerin de gururunun belirtisinin başka bir biçimidir. Çünkü sen ne ananı sevebildin, ne kardeşlerini… Bir düşünceyi ise daha da hiç... Seni ancak gururun, iyi yürekli, yüksek ruhlu ve fedakar yapabilir. Çünkü seni harekete geçiren biricik güç odur!.. Ken­dinden de fazla sevdiğin biricik şey! .. Seni iyi tanımayan, çalış­malarına, ateşli mücadelene, milliyetçilik idealine, bilgine, şii­rine ve insan kişiliğini aşan her yüksek gaye için çırpınışına bakarak kolayca aldanabilir. Ama sen uzun zaman ne bu gayeye hizmet edebilir, ne de bir kimsenin yanında kalabilirsin. Ona da gururun engel olur. Gururun söz konusu olmadığı dakika, bütün bunların senin için hiçbir anlamı kalmayacak ve uğur­larına küçük parmağını bile kaldırmak istemeyeceksin, o yüz­den de kendi kendine ihanet etmiş olacaksın!.. Çünkü sen de çağının bir esiri olmaktan başka bir şey değilsin!.. Sen ne ka­dar gururlu olduğunun farkında değilsin ama, ben seni çok iyi bilirim. Kendini ne kadar beğenmiş bir canavar oldugunu yal­nız ben bilirim.
Reklam
Semra YAPAL
Gönderi Sahibi
onlar ya seni benim kadar yakından tanımı­yor, ya sana yalan söylüyor, ya da benim gibi düşünüyor ve susuyorlar. Bütün nazariyelerin. . . Bütün o düşüncelerin, uğraşların, tıpkı aşkların ve dostlukların gibi ihtirasından kaynaklanı­yor. lhtirasın da yalancı ve zararlıdır. Çünkü o da gururundan doğuyor.. Sadece gururundan...