Gönderi

7/10
·96 syf.··
Beğendi
·
2022 122. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 21 Mart 2022 18:11
Şu kitapla beraber bir iddiada bulunmak istiyorum. Yazarın bu eseri (bu çaptaki birkaç eseri de olabilir) yabancı bir yazar adıyla yayımlansın, birkaç reklamı da yapılsın. Yok satar. Herkesin dilinde bu kitap dolaşır ve kendi içlerinden, kendilerinden bir eğitmenin birçok yanlışın doğrusunu göstermek adına böyle bir eser kaleme aldığını bilmeden övünürler. Sen bunu okudun mu diye birbirlerine hava atarlar. Hele ki YKY gibi ince klasikler arasında basımı yapılsın ve yabancı bir ad kullanılsın yazar adı yerine. Yok satmazsa ben bugüne kadar boşa okumuşum demektir. Kitap, yazarın 3 numaralı kategorideki hikayelerindendir. Bu kategori, batış şeylere inanan; büyü ve falcılık gibi hurafelere düşkün insanların konu edildiği hikayeleri kapsar. Burada da büyü, sihir, tılsım, muska türü işlerle uğraşan; akıl ve bilim dışında düşünen ve saçma hurafelerin peşinde koşan insanlar Ebulfazl Enveri Efendi yani bilinen adıyla Efsuncu Baba adıyla temsil edilirler. Yaptıkları saçmalıklar ve yaşadığı durumlar gülünç bir şekilde gözler önüne serilir ki hala günümüzde Allah’a dua etmek yerine ağaçlara çaput bağlayan insanlar olduğunu görüp ölülerden medet umanlarla karşılaşınca yazarın haklı olduğuna dair inançlarım güçleniyor. Cerrahpaşa’da konuk ediliyoruz evvela. Burada Nasrullah Efendi’nin vefatı ile beraber babasından kalma konakta yaşayan Efsuncu karakteriyle tanışıyoruz. Diğer 2 karakterimiz de var ama onlara sonra değineceğiz. Babasından kalan kitapta okuduklarından çok etkilenen bu karakter büyüye ve simyaya o kadar inanacak ki hayret edeceğiz hep beraber. Üstelik kendisi böyle şeylere oldukça inanırken bilim ve felsefe konularına da o kadar uzak durmaktadır. Bir definenin peşine düşecek ve bir anahtar ile iki melek üzerine düşünceleri yoğunlaşacaktır. Buradan sonraki olaylardan gerçekten oldukça fazla etkilenen olan insanlara dair gerek haberler gerek yazılar okuduğum için önceki asırlarda da bu tarz insanların oluşunu garipsemedim aslında. Sadece bu dönem insanının bu kadar ileri teknolojide daha iyi seviyede olmasını beklerdim. Hele ki sarnıç hadisesi ve orada gördüğü 2 Ermeni (diğer karakterler) Agop ve Kirkor’un katılımıyla kitap çok farklı bir boyuta ulaşacaktır. Çünkü okuduklarından öğrendiği kadarıyla bu ikiliyi melek sanmıştır. Son kısımda ise bu ikilinin yıllarca çektiği sefaletten sonra böyle adeta bir devlet kuşu bize kondu düşüncesine girmeleri, gerçeği söylemek yerine gününü gün ettikleri konak hayatıyla da yazar yine güzel mesajlar vermiş. Ayrıca Agop, Lahur; Kirkor (Mahur) olarak yazalım da karmaşa olmasın. Araştırmadan, düşünmeden her şeye körü körüne inanan insanlara eleştiri yaptığımızda bunu yanlış anlıyorlar. Biz burada hacılara da hocalara da imanlı olanlara da asla laf söylemiyoruz. Böyle bir şeye aksine karşı çıkıyoruz. Bunun en iyi örneğini zamanında merhum Kemal Sunal da vermiştir. Yağmur duası için köylüden sarık giyerek para toplayanlar mı dersiniz; cumalar 2 gün, bayramlar 5 gün, namazlar 15 rekat diye insanların manevi duygularını aldatanlar mı dersiniz. Bizim karşı çıktığımız ve bir ömür Allah rızası için mücadele edeceğimiz insanlar işte bu karaktersiz, haysiyetsiz canlılardır. Hiçbir inanca, hiçbir kutsala hakaret etmeyi doğru bulmadığım gibi tertemiz İslamiyet’e karşıt söz söyleyecek de değilim! Hepimize iyi okumalar dilerim..
Efsuncu BabaHüseyin Rahmi Gürpınar · Atlas Kitabevi · 197010,9bin okunma
··
555 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.