·398 syf.··Beğendi
···Okunma: 24 Mart 2022 20:48 Zamanın Wattpad kitabı veya basit romantik kurgusu dersem başıma bir iş gelmez umarım; klişe zengin oğlan fakir kız, yanlış anlaşılmalar, sürpriz olmayan mutlu son... Okurken Bridgerton dizisi gözümün önünde oynadı, onu da atlaya atlaya ve iş yaparken izlemiştim bu kitabın da diğer klasiklerin aksine çerezlik okunacak iyi vakit geçirilecek bir romantik kurgu olduğunu düşünüyorum. Ama yanlış anlaşılmasın bence bir aşk kitabı da değil çünkü karakterler arasında pek aşk yok, soyluluk kurallarına göre karı-koca seçme adabı var.
Diline gelince çok sade ve düz, akıcılığı bundan. Çok açıklayıcı bir anlatım kullanıyor yani bazı durumları anlatmak yerine göstermek daha ilgi çekicidir ya, bu kitap insanların duygularına ve düşüncelerine ders kitabı gibi açıklaya açıklaya yer vermiş.
Edebi dilinin yüksek olduğundan kasıt sanırım uzun diyaloglardaki ağdalı konuşma biçimi. Yani günümüz ifadesiyle
-Hiçbir şey bilmiyorsun Jon Snow!
Demenin şöylesi;
-Birçok şeyi bilmediğinizi söylemekle sizi gücendirmiş olacağımdan korkmasam emin olun düşüncemi bu yönde dile getirmekten çekinmezdim Mistır Snow...
Lafı dolandırmak da denebilir. İçim şişti benim.
Diğer klasiklerde olduğu gibi anlattığı tarihe ışık tutan bir kitap değil. İngilizlerin Regency döneminde geçen soyluluk ahlakı ve sosyal kuralları içinde geçiyor sadece bahsi geçen ailenin sosyal olaylarını çok sınırlı şekilde veriyor, dönemin askeri/siyasi koşullarını, sanatını, siyasetini az da olsa anlatmıyor. Wickham hangi savaşa gidiyor belli değil. Kızların kıyafetlerini saçlarını, baloları kahvaltıları bile tasvir etmiyor.
Alt metin şu: Bakın biz ne kadar asiliz, nasıl kılı kırk yararak evleniriz, asillik asillik, asiliz asiliz asiliz, en asil biziz... Yani aristokrasiyi yererken övmek, överken yermek de ne bileyim bana ikiyüzlüce geliyor. İngilizlerin ikiyüzlülüğü hakkındaki 'önyargımı' aşabilsem 'gururu' hakkında sağlıklı yorum yapabilirdim belki ama İngilizce eğitim veren kurumlarda ve hazırlık sınıflarında şu kitabın okutulması, özet çıkartılması biraz da misyonerlik faaliyeti bana göre...
Feminizmden dem vuran yorumlar olmuş, günümüz anlayışıyla bakmıyoruz elbette, dönem kadınlarına göre feminizmin f'si biraz Lizzy'de var diyelim...
Soylu insanların çalışarak para kazanmayı ayıp ve aşağı gördüğü, bütün zamanlarını aylaklıkla, konuşarak yürüyerek çay içerek ve çok pis dedikodu yaparak geçirdiği bir düzen var. Bu aylak soylular, birileriyle konuştukları her detayı ve gidip gördükleri evlerin mobilyalarının inini dibini birbirlerine anlattıkları, inanılmaz boş ve etiket düşkünü insanlar. Yazar bunları inceden yeriyorsa da aynı zamanda övüyor gibi, beni hiç cezbetmedi.
Babalarının eve gelen yeğeni olan Papaz, yemekte kızların eline sağlık demesi üzerine babanın alınması ve evde aşçı olduğu söylemesine koptum. Adam, kızlarının yemek yaptığının zannedilmesine alınıyor bak bu çok iyiydi:)) Zaten hep baba görünsün konuşsun istedim, adam sözleriyle herkesi tokatlamaya and içmiş gibiydi. Baba, subay kocaya kaçan 16 yaşındaki kızı için diyor ki, -10bin pounddan bir kuruş azına Lidya'yı alıyorsa Vickham ahmak demektir. Öldüm gülmekten!
Gold digger muhabbeti kadınlar için hoş görülmüyor ama erkekler de bunu yapıyor, bir erkek evleneceği kadının getireceği yıllık gelire göre eş seçiyor. Yani bu servet avcılığı hoş karşılanmıyor ama tüm hayatlar bunun üzerine dönüyor, başka bir şey olmaz yok, yergi kitabıymış, peki.
Şu hayranı olunan Mrs Darcy, tutarsız bir adam hem kendisinden düşük diye Lizzy'yi horgörüyor hem aşık oluyor, mal bir de bunu kıza dümdüz söylüyor -seni beğendim ama benden düşük sınıftasın?! Ya sabır... Sonra da düşüncelerinin tersine işler yapıyor... Neymiş aşk, cık, bana geçmedi.
Lizzy, annesinden, kardeşlerinden, akrabalarından utanıyor, soylular düşük insanlarla görüşmüyor...
Leydi Catherine ve papazı boğasım geldi gözlerimi devirmekle kalmadım bir kaç yerde kendimi sağa sola devirdim baygın vaziyette...
Mr Mrs Miss ünvanlarından beynim sulandı, o kadar çok ki... Ünvan kullanımı nedeniyle kitap bitse de bazı ana karakterlerin hala adını öğrenemiyorsun?..
Ben kitabı Storytelden İletişim Yayınları çevirisinden dinleyerek bitirdim (seslendirme efsaneydi) ama okuma modunda da devam ettiğim kısımlar oldu. Evde de Hasan Ali Yücel serisinden basılı hali vardı, iki metni karşılaştırdım. ‘Bana göre’ İletişim Yayınları çevrisi daha şiirsel, daha hoş ve daha uzun, İş bankası çevirisi daha tatsız, daha kısaltılmış.
HAY, baskısının çevirmen ön sözünde, ‘elinizde 200 yüzyıllık bir büyü tutuyorsunuz. Bütün klasikler bir yana, Gurur ve Önyargı bir yana’ diyen Hamdi Koç'a hiç katılmadım. Bence buna okur karar vermeli ve beklentiyi böyle yükseltirsen ben de kitabı böyle gömerim. Her dönem popüler olmak bir büyü sayılırsa evet var bir alameti farikası ancak popülerlik, edebi yükseklik sayılıyorsa günümüzde de Wattpadi, Ephesus, Epsilon yayınlarını da gömmeyelim?..
Kitap hakkında hislerimi tek kelimeyle ifade etmem gerekirse; Bayık... Uzun zaman Jane Austen görmek istemiyorum. Ama yine de Aşk ve Tutku'yu bi ara okuyacam, herhalde büyüden;) Yine de romantik tür seviyorsanız ‘kafa yormayan akıp giden çerezlik bir kitap arıyorum anınızda’ okunmalı.
Bazı klasikleri neden bunca yıldır okumadığıma hayıflanırken bazılarında bir şey kaybetmediğimi görüyorum. 6/10