Mel

@Mel5
Puan vermedi·221 syf.··
2022 24. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 24 Mart 2022 20:03
Anlaşılması oldukça zor bir bütünselliğe sahip. Sistematik bir ilerleyiş sürdürmekten kaçınmış, değinmek istediği noktaların paragraflar arasında bile farkı çok yüksek. Eğer önemli gördüğünüz yerleri not alırsanız ve sonra o notlara bakarsanız zihninizde genel bir tablo oluşuyor. Zira ben çok zorlandım algılarken ve notların üzerinden geçmek zorunda kaldım. Anlaşılması zor bir kitap olsa da algılamak için kendimi zorladım, size de tavsiye ederim. Eğer amacınız düşünce biçiminizi şekillendirmek ise zorlayıcı ve size antipatik gelen şeyleri okumanız gerekiyor, gelişim böyle sağlanır.  Bu Whiteheadin ikinci eseri. Ben okumadım ama ilk olarak " Düşüncelerin Serüveni" eserini okumanın bu kitabın daha kolay algılanmasına yardımcı olunacağı söyleniyor.  Düşünceyi şekillendiren bazı paradigmalara değiniyor. Düşünceyi şekillendiren sübjektif önemlilik vurgusu, dış edimlerin duyular aracılığı ile anlamak ve bu anladığımız şeylerin düşüncelerimizi şekillendirdiği hali ile ifade etmek. Beden ve dilin düşünceler üzerindeki desteği ve kısıtına detaylı ve çok farklı perspektiflerden -hayvan ve bitkilerin dünyayı sindiriş şekillerine- değiniyor. Dil, düşüncenin mutat neticesidir ve düşüncenin mutat ifşadır deniyor. Yazının icadının da dilin psikolojisi üzerinde etkili olduğu ve bu durumun araştırılmasına gerekli özenin gösterilmediği, dilin düşünceyi hem destekleyen hem de kompleks bir hale sokan kısıtı önemle vurgulanmakta. Düşünceyi şekillendiren ahlaki kodların tarihsel süreçlerdeki tutarsızlığına, evrensel bir ahlakın mümkün olmadığına değinip koşulların değişince bir davranışın ahlaki veya gayr-i ahlaki görünümüne sahip olabileceğinden, önemlilik vurgusunu bu noktada negatif bir çizgiye çekmekte. Düşüncedeki büyük hataların aşırı basitleştirmeden doğduğunu, düşüncedeki ilerlemenin ise abartının basitleştirilmesi fikriyle olduğu söylenip, Aristo ve Eflatun gibi düşünüre örnek veriliyor. Her dönemin kendine has bir önemlilik fikri olduğunu beyan edip, düşüncelere dönemine göre eleştirel bakmamız gerektiğini belirliyor. Grek, Mısır, Yahudilerin de kendi dönemleri içinde bu düşünce hatasına düştüğünü. düşünce eleştirisinin modern dünyanın ürünü olduğu söyleniyor. 18.yy yalnızca akıl çağı değildi. 16.yy da sadece dini coşku çağı değildi. Bu şekilde genel bir tanım yapmak bu çağları etkileyen diğer faktörleri pasifize etmektir. Bu kavramsal sıkıştırma yanlış veya eksik düşünceye gark olunabilir. Anlama nedir? Diye soruyor. Anlama; kompoze etme fikrini gerektirir diyor. Bu iki yoldan biri ile olur. Eğer anlaşılacak şey türlü bileşenlerden oluşan karmaşık bir şeyse, o şeyin anlaşılabilmesi, o şeyin faktörlerine ve bütünü oluşturan şeyi şekillendirmek amacı ile söz konusu faktörlerin iç içe geçiş biçimlerine atıf ile mümkündür. Bu kavrayış, bir şeyin neden o şey olduğunu görünür ve anlaşılır kılar. İkinci anlama ve kavrama biçimi, bir şeye birlik veya bütünlük olarak yaklaşmak, o şeyin analiz edilip olup olmadığına bakmak ve o şeyin içinde bulunduğu şeyi etkileme kapasitesi konusunda delil toplamak. Birinci anlama biçimi iç anlama biçimi, ikincisi ise dış anlama biçimi olarak adlandırılabilir. Anlama tamamlanmamış ve kısmi olduğu için zihnimize nüfus eder ve her anlama belli bir perspektife odaklanmakla mümkündür. Ör; yeşil renk dediğimiz zaman onun perspektifinden bağzı şeyleri bildiğimiz için onu anlıyoruz. Yeşilin tarihin diğer dönemler içindeki anlamı ile bizim şimdi anladığımız anlamıyla aynı yeşil olmayabilir. Yeşile yüklenmiş tüm anlamları bilemeyiz, o yüzden yeşili algılamamız sadece kendi perspektifimiz ile sınırlıdır. Envai çeşit dünyalıklar içinde anlamak konusundaki çabamızı genişletmek ve derinleştirmek vurgusu yapar. Ben kitabın bazı noktalarına değindim ama içeriğin anlaşılması benim ifade ettiğim kadar kolay değil. Bu yorum tamamen benim zihnimin bilgileri rafine edişiyle alakalı bir durum. Belki siz okuduğunuzda daha verimli bir algılayış sağlayabilirsiniz. Bu da her birimizin düşünce biçimlerinin farklılığından doğan bir şey. Bir düşünce oluşurken dile kolay gelir ama dile varan ana kadar yaşamsal deneyim ve biyolojik yapımızın her bir veri işlemcisine çarpıp, sübjektif  perspektifimizin vurgulama noktalarıyla birlikte tekil veya çoğul ifadeler yaratılıp, sahip olduğumuz sözcük haznesi ile bunu dışa aktarıyoruz. Üzerine düşünüldüğü zaman düşünmenin de, ifade etmenin de ne kadar zor eylemler olduğunu görüp hayret etmemek elde değil. 
Düşünme BiçimleriAlfred N. Whitehead · Külliyat Yayınları · 201121 okunma
··
329 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.