İnsan bazen yaşarken şiddetini ya da en mutlu anını fark etmediği faaliyetlerini psikolojik bir belirtisinde çözümler ya hani, Körlük kitabı da benim için öyle denebilir. Okurken sadece fiziksel bir körlüğün insanları medeniyetten ve birçok şeyden ne kadar uzaklaştırdığı üzerine düşünürken, neden yıllar sonra kendi hayatımızda da yaşarken yarattığımız körlüklerin insanlar üzerindeki geç algısını fark ettim ? Bunu sosyal bir çerçeveye indirgediğimde ise birçok sosyal olayın da insanları kör edebildiğini ve yazarın fiziksel bulaşan körlüğünün aslında sosyal hayatımızda nasıl da yer edindiğini ve nihayetinde kendi adıma bile yaşadığım körlükleri fark ettim evet çünkü körlük gerçekten bulaşıcıydı, en çok da sevdiklerimiz tarafından..