Tercih etmemiz gereken seçeneklerden hangisinin, diğerinden daha iyi olduğun bilmek ister miydiniz? Tecrübe edinmemiş bir hayat yaşanmış sayılabilir mi? Aklınızın bir köşesinde hep “keşke onu seçseydim, keşke o yolu deneseydim, keşke, keşke, keşke” sözcükleri mi dönüp duruyor? O zaman Gece Yarısı Kütüphanesi tam size göre.
Tercihler, karar terazisinin merkezinde yer alır. Uzaktaki ve belirsiz olanı tercih etmek. Ortalıkta görünmemeyi tercih etmek. Gerçeği görmemeyi tercih etmek. Sessiz kalmayı tercih etmek. Sadeleştirilmiş bir hayatı tercih etmek. Kolaylığı gerçekliğe tercih etmek. Haklı çıkmak yerine mutlu çıkmayı tercih etmek. Acı çekmeyecek kişilerle ilişki kurmayı tercih etmek.
Nora Seed, hayatının hiçbir döneminde gerçek mutluluğu tattığını düşünmeyen “nerede değilsem orada mutlu olacakmışım“ #charlesbaudelaire diye düşünen, hayatı boyunca sürekli seçimler yapmak zorunda kalmış bir karakter. Nora Seed bana Yusuf Atılgan’ın Aylak Adam’ını hatırlattı. “Yoksa her şey ben olmadığım zaman, benim olmadığım yerlerde mi oluyordu.” Bazı hisler her dilde her gönülde aynı… Nora’nın seçimleri onun meslek hayatını(babasının isteğiyle çok iyi bir yüzücü olabilirdi olimpiyatlara katılabilirdi, fakat o kök yaşamında felsefe okumayı tercih etti, abisi ve abisinin arkadaşlarıyla beraber kurdukları müzik grupları… bugünün Coldplay’i olabilirlerdi, ama o Tel Teori’de çalışmayı ve piyano dersi vermeyi tercih etti, küçükken buzul bilimcisi olmayı çok istiyordu, sevdiği adam Dan ile evlenebilirdi, vazgeçti. Bu vazgeçişten sonra arkadaşı Izzy ile Avustralya’ya yerleşebilirdi ama annesinin ve babasının mezarlıklarının bakımsız kalmaması için Bedford’da kalmayı tercih etti) , annesi, babası ve abisi ile olan aile hayatını önemli ölçüde etkilemiş, arkadaşı Izzy ve nişanlısı Dan ile yaptığı seçimler sonrasında Nora’nın yasını tuttuğu, yaşayamadığı için dövünüp durduğu hayatı; kütüphane görevlisi Bayan Elm sayesinde Gece Yarısı Kütüphanesi’nde okuma şansı buluyor.