·136 syf.····Okunma: 22 Mart 2022 00:00 Tek bildiği hiçbir şey bilmediği. İnsanın çelişkiler ve ihtimaller dünyasında kendini bulma çabasını, bildiğinde bildiğine pişman olacağını bilmeden çıktığı yolculukta yaşadığı gerçek dışı bir olay örgüsü. İnsanın Acayip Kısa Tarihi, insanlık tarihi boyunca öğrenme arzusunu, bu arzuya ulaşmak için çıktığı yolda tüm yolları deneyerek adeta bir yaprak gibi oradan oraya savruluşunu konu alır.
Gerçeğe giden yolda kendi zihniyle çatışan başkarakter, çevresinde olup bitenleri gözlemleyerek ilerlemeye çalışıyor. Kendince tanımlamalar, doğrular belirliyor. Bunlar belki doğru belki yanlış hiçbir zaman öğrenemeyeceğiz. Esasen başkarakterin aradığı şey bilmek istediği değil bilmeyi aramak. Unutmak istediği acılarının bedeli. Fakat atladığı bir nokta var; acı tatlı yaşadıklarımız bizim her bir zerremizi oluşturur. Bunlardan birinin (kötünün bile) eksikliği bizi biz olmaktan çıkarıyor.
Yaşamak, sonunu hatta bir saniye sonrasını bile bilmediğimiz korkunç ama bir o kadar da merak uyandırıcı yolculuktur. "Hatırladıkça anlarmış insan. Unuttukça tükenirmiş." Hafıza bellek gibidir, kapasitesi dolana kadar alır. Kapasitesinin dolduğu gün vademiz dolmuş demektir. Hafıza sınırlıyken niçin içine alacakları sıradan, hatırladıkça kedere boğan hatıralarla dolsun ki? Hayatta bir hakkımız varken niçin pişmanlık doldursun ömrümüzü? Pişmanlık asla kaçamayacağımız bir canavar gibidir. Önemli olan onun karşısında durabilecek cesareti göstermek. Korkak, kendinden bihaber olursan, mücadele etmek yerine kaçarsan, aynı yerde çaresizce dönüp durmaya mahkum kalırsın.