7/10
·168 syf.··
Beğendi
·
2022 45. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 26 Mart 2022 00:00
Yıl: 1943 Yer: Arnavutluk-Ergirikasrı (Gjirokastër) Gümüş Kale olarak bilinen bu yerde birbiriyle kan bağı bulunmayan ancak aynı soyadını taşıyan, birbirleriyle sürekli kıyaslanan iki doktor yaşıyor. Biri Almanya’da diğeri İtalya’da eğitim gören Gurameto’lar. Farklılıkları ise lakaplarını oluşturuyor: Büyük Gurameto ile Küçük Gurameto. Aralarındaki rekabeti okuyacağımızı sanıyoruz ancak öyle bir zamanda öyle şeyler oluyor ki o gümüşten kaleyi andıran taş kent sallanmaya başlıyor, önce İtalyan askerlerinin postallarıyla oluyor bu sallanma, ardından Almanlar geliyor. Bitti mi sandınız? Hayır. Sırada Ruslar var. Kente giren her yabancı, düzeni de değiştiriyor elbet. Yandaş ve düşman saflarını da. Değişmeyen tek şey kulaktan kulağa yayılan bir merak: 16 Eylül 1943’te Büyük Gurameto’nun evinde yaşananlar. . Geçtiğimiz ay Rüyalar Sarayı adlı eseri ile tanıdığım İsmail Kadare, Taş Kentin Düşüşü’nde de gerçek ile düş arasında bir bağ kuruyor. Kadere, ‘düşüş söz konusu olduğunda hangi yöne olduğunun bir önemi var mı?’ diye soruyor temelde. Her ne kadar tarihi olaylara da değinse bir pus var, yaşananları tüm çıplaklığı ile görmeyi engelleyen. O pus, dile hareket katıyor eserde ancak kitaba girişi biraz zorlaştırıyor, okuma yer yer sekteye uğruyor. . Yazarın diğer eserlerini de edinecek miyim? Evet. Çünkü Kadere’nin okuru bir şekilde eseri düşünmeye iten, bahsettiği toprakları merak ettiren, geçmişi canlı tutabilen bir dili olduğu kesin! . Ece Dillioğlu çevirisiyle~
Taş Kentin Düşüşüİsmail Kadare · Ketebe Yayınevi · 202271 okunma
·
1.284 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.