"Bir insan ayağını veya gözünü kaybettiğinde, neyi kaybettiğini bilir, ama benliğini -kendini- kaybederse bunu bilemez, çünkü bunu bilecek bir 'ben' artık ortalıkta yoktur."
Nöroloji ve psikoloji profesörü Oliver Sacks'ın yazdığı 'Karısını Şapka Sanan Adam' bir bakışta ismiyle insanı çarpıyor. Şahsen benim, ismini gördüğüm andan itibaren çok merak ettiğim bu kitabı sonunda okuma fırsatı buldum. Kitap çeşitli bölümlere ayrılıyor ve her bir bölümde farklı bir nörolojik hastalık ele alınıyor. Her bir bölüm gerçek bir hastasına ait ve belki milyonda bir rastlanacak türden hastalıklar.
Tourette sendromu olan Tilki Ray, kendini hala genç hisseden, hayalet ağrısı çeken insanlar, görsel agnozisi yüzünden nesneleri ayırt edemeyen ve nihayetinde karısını şapka sanan bir adam.. Benim en çok etkilendiğim öykü ise bedeninin farkındalığını kaybetmesi üzerine vücudunu kullanamayan bir kadının öyküsü oldu. Evet bedenimizin bize ait olduğunu hissetmemizi sağlayan bir hormon var ve bir insan bu hormonun salgılanmaması üzerine tüm fiziki aktivitelerinden yoksun kalabiliyor. Öyküde kadın ellerine bakıp içinden defalarca "Evet bu eller benim, bu eller benim ve ben ellerimi kullanabilirim" diyerek kendisini inandırabildiği ölçüde ellerini kullanabiliyor.
Tüm bu hastalıklara sahip insanların ve onların etrafındakilerin hayatı bu hastalıklar çerçevesinde kurulmuş. Bazıları bu hastalıklar sayesinde çok mutlu ve çok başarılı. Ama çoğunluğu tedavisi mümkün olmayan bu hastalıkların gölgesinde yorgun bir hayat yaşıyorlar belli ki. Yazar gerçek bir doktor olunca elbette kitabın dilinde terimler, yer yer anlaşılmaz ve belki biraz sıkıcı bölümler de karşımıza çıkmıyor değil. Ama hastalıklar öyle şaşılacak türden ki sıkıldığım yerde kitaba geri dönmem çok kolay oldu diyebilirim.
Bize hayatın başka bir yüzünü gösterebilecek bu güzel kitabı okumanızı tavsiye ederim.
Karısını Şapka Sanan Adam