İçinde iki ayrı kişiliğe bölünmüş bir adamın toplumla olan sınavı.
Gençliğinde sosyal, başarılı ve kabul görmüş biriyken sonradan nasıl bozkırkurduna dönüştüğü toplumdan uzaklaşmayı önce kendi isterken sonra zaman geçtikçe toplum onu bir paçavra gibi çıkarıp atmış içinden...
Toplumla bu kadar zıtlaşırsan eee adam sen de git hadi diye çıkar atar umrunda da olmaz. Bir eksik bir fazla fark etmez. Hatta kitapta şöyle bir cümle geçiyor “1 milyon insan eksik veya 1 milyon insan fazla, fark etmez!.”
Bu umrunda olmayış unutuluş yok sayılış Harry Haller in zoruna gidiyor belli ki tekrar barışmaya çalışıyor toplumla. Ama öyle kolay değil bir kere sökülüp atıldıktan sonra geri dönsen de olmuyor öyle anlıyorum. Toplumla bir türlü uyuşamıyor.
Uyuşmak istediğinde insanlarla en ufak ilişki kurma çabasında içindeki bozkırkurdu ona ağır eleştirilerle saldırıyor ne yapacağını bilemiyor Harry.
Kadınlarla olan ilişkisi de aynı.
Romanın kurgusu güzel.
Karakterin tahlili çok güzel. Bence psikolojik bir tahlil kitabı bu. Hatta sosyal anksiyete bozukluğu nedir bu kişiler ne yapar nasıl yaşar bunlara cevap veriyor.
Harry sosyal fobik bir adam. Zaten kendini üstün görüşünden bu belli, herkesi eleştirmesi küçümsemesi ama o insanlarla doğru düzgün iletişim kurmaktan yoksun oluşu. Beceriksizliği.
Harry in Kafasının içinde Mozart’la goethe ile aşık atması bana benzer birkaç kitabı hatırlattı
Körleşme, tutunamayanlar, aylak adam vb... bu kitapla benzer temalar içeriyor.
Bir gün bu hayata dayanamazsa intihar etmeyi planlaması. (Toplumun umrunda olmaz)
Harry gibilerin kibri beni sıradan insan yığınlarının ezber hayatlarından daha fazla rahatsız ediyor.
Kitapta dediği gibi dünya ve para küçük ve sığ insanların elinde bulunacak her zaman sen de buna alışmayı bununla eğlenmeyi bileceksin. Hayat bir oyun ve oyunu kurallarına göre oynamayı bir an önce öğreneceksin.
Böyle acı çekmeye perişan olmaya gerek yoktu Harry
aydının yalnızlığı dışlanmışlığı beni iyice sıktı
Hayat güzel hayattayken hayatı sevmeyi bil sonrası yok.
Bak dalgana.