Öncelikle kitap kapağının pembe olması rahatsız edici. Kapak tasarımcısı, kadın bir astronot olsa olsa pembe giyinir demiş olmalı. Kapak bu anlamda kitabının içeriğine uyum sağlamış. Eğer kitabın konusunu tanımlayacak olsaydım "kabul edilebilir feminizm" derdim.
Neden kabul edilebilir feminizm? Çünkü kadın mücadelesi, erkekler tarafından kabul edilebilir bir formda sunulmuş, beni en çok rahatsız eden bu oldu.
Kitabın konusu 1952 yılında dünyaya bir meteoritin çarpması ve yıkıcı sonuçları. Bu çarpma, ABD'nin doğu kıyısını neredeyse tamamen yok ederken dünyanın iklimini geri dönüşsüz olarak değiştirecek bir süreci başlatıyor.
Kitabın ana kahramanı olan Elma York, 2. dünya savaşında Woman Airforce Sevice Pilot (WASP) olarak görev almış bir pilot.
BURADAN SONRASI SPOILER!
Elma ve eşi Nathaniel, çarpmanın etkisinden sağ kurtularak uçakları ile güvenli bir bölgeye ulaşıyorlar. Bir fizikçi ve mühendis olan Nathaniel ile bir pilot ve matematikçi olan Elma, meteoritin iklim üzerinde olumsuz etkileri olacağını ve dünyanın yakın gelecekte yaşanılamaz olacağını hesaplıyorlar. Hesaplarını yetkililerle paylaşan York'lar, dünyadan uzaklaşmanın ve uzayda yaşanılacak yeni yerler kurulmasının tek çözüm olduğunu söylüyorlar.
Kitabın geri kalan kısmında dünyadan uzaklaşmak için tüm ülkelerin uzay çalışmalarına ağırlık verdikleri ve bu süreçte kadınların bu çalışmaların bir parçası olmak için verdikleri mücadeleler anlatılıyor.
Bir kadının mücadelesini anlatan hikayeleri severim. Bir kadının eşit koşullarda yer alması gereken yarışlarda sadece cinsiyetinden ötürü geri planda tutulması, kasıtlı olarak geriletilmesi gündelik hayattan kamusal alana kadar kadınların karşılaştıkları en eski sorunlardan bir tanesi. Durum bu iken astronot olmak isteyen ana karakterin, sadece kadın olduğu için astronot olarak seçilmesi gerektiği üstelik bunun en önemli gerekçesinin "uzayda seks yapmak gerek" olması oldukça rahatsız edici. Elimizde kafasından matematiksel işlemleri yapabilen yetkin bir pilot var ama bu özellikleri nedeniyle değil, kadın olduğu için astronot olmalı. Çünkü kolonilerde bebek yapmak gerekecek. Ben bu plotu beğenmedim. İlginç olan şey, kitabın sonlarına doğru Elma, bir matematikçi olarak uzayda gerçekleşen bir soruna anlık çözüm üreterek değerli olduğunu ispatlıyor. Astronot olması gerekliliği bunun üzerinden kurgulanmış olsaydı feminist bir hikaye olabilirdi. Bu haliyle sadece "pembe" bir hikaye.
Hikayedeki bir diğer sorun Parker karakteri idi. Öyle anlaşılıyor ki Parker, tek başına kadınların astronot olmamaları için uğraşan ve bunda başarılı olan biri. Ne tesadüftür ki Elma ile geçmişten gelen husumetleri var. Yani aslında Elma'ya düşman olduğu için kadın astronot programını baltalıyor. Yani Parker diye biri olmasaydı, zaten kadınlar da astronot olabilecekti. Bir feminizm etkisi oluşturabilmek için özellikle yerleştirilmiş gibi duruyor.
Hikaye oldukça sürükleyici, bir çırpıda okunuyor. Okurken birçok yerde yazarın senaryo yazar gibi yazdığı, belirli yerlerde tanımlar koyup, buraları başkasına yazdırdığı gibi bir izlenime kapılmıştım. Kitabın sonundaki sonsözde anlaşılıyor ki yazar gerçekten de böyle yapmış.